En Güzel İngilizce İltifat Cümleleri ve Anlamları - Wordly Konuşuyor...

En Güzel İngilizce İltifat Cümleleri ve Anlamları


En Güzel İngilizce İltifat Cümleleri ve Anlamları

Bir dilde iltifat edebilmek o dili iyi konuştuğunuzun göstergesidir. Diyaloglarınızı geliştirebilmek adına konular ile bağlantılı olarak karşınızdakilere ufak iltifatlar edebilirsiniz. Bu yazımızda İngilizce iltifat sözlerini ve anlamlarını sizler için derledik. Aşağıda yazıda bulabileceğiniz belli maddeleri inceleyebilirsiniz.

  • İngilizce iltifat
  • İngilizce iltifat cümleleri
  • İngilizce iltifat sözleri / kelimeleri
  • İngilizce iltifat etmek
  • İngilizce iltifat sözleri ve anlamları
  • Hazırsanız başlayalım!

İngilizce Dış Görünüş ile İlgili İltifat Cümleleri

  • You are gorgeous — and that is the least interesting thing about you, too. (Muhteşemsin – ve bu seninle ilgili en ilginç şey bile değil!)
  • How is it that you always look so great, even if you are in ratty pajamas? (Pijamalıyken bile çok iyi görünmen nasıl mümkün olabiliyor?)
  • That color is perfect on you. (Bu renk sana çok yakışmış.)
  • You have cute elbows. For real. (Gerçekten de tatlı dirseklere sahipsin.)
  • Has anyone ever told you that you have great posture? (Hiç kimse sana harika bir postürün olduğunu söyledi mi?)
  • You look great today. (Bugün harika görünüyorsun.)
  • You are irresistible when you blush. (Kızardığın zaman karşı konulamaz oluyorsun.)
  • Your voice is magnificent. (Sesin muhteşem.)
  • Your hair looks stunning. (Saçın muhteşem görünüyor.)
  • Your eyes are breathtaking. (Gözlerin nefes kesici.)
  • You smell really good. (Çok güzel kokuyorsun.)
  • You may dance like no one’s watching, but everyone’s watching because you are mesmerizing. (Kimse izlemiyormuş gibi dans edebilirsin, ama herkes seni izliyor çünkü harikasın.)
  • Your bellybutton is kind of adorable. (Göbek deliğin pek tatlı.)
  • That color looks great on you. – (Bu renk sana çok yakışıyor.)
  • You look nice. – (İyi görünüyorsun.)
  • I like your style. – Tarzını seviyorum. (Tarzın hoşuma gidiyor.)
  • You look very good in that suit. – (Bu takım elbisenin içinde çok iyi görünüyorsun.)
  • You’re like sunshine on a rainy day. – (Yağmurlu bir günde gün ışığı gibisin.)
  • Colors seem brighter when you’re around. – (Sen etraftayken renkler daha canlı görünüyor.)
  • What a lovely necklace! – (Ne kadar hoş bir kolye!)
  • I like your shirt – where did you get it? – (Gömleğini sevdim. Nereden aldın?)
  • You are looking very beautiful today. – (Bugün çok güzel görünüyorsun.)
  • I love your shoes. Are they new? – (Ayakkabılarını sevdim. Yeni mi?)
  • I can not take my eyes off of you. (Gözlerimi senden alamıyorum.)
  • I have never seen such beautiful eyes before. (Daha önce hiç bu kadar güzel gözler görmemiştim.)
  • You are very handsome. (Çok yakışıklısın.)
  • You are so sweet. (Çok tatlısın.)
  • This dress fits you nicely. (Bu elbise sana / size çok yakışmış.)
  • You have got such nice lips. (Çok hoş dudakların var.)
  • You have such a unique charisma. (Kendine has bir karizman var.)
  • I love your sense of style. (Stilini seviyyorum.)
  • I am so into the way you did your hair! Could you teach me sometime? (Saçını yapma şeklini pek beğeniyorum. Bana da öğretir misin?)
  • You always look so cute whenever I see you! (Seni ne zaman görsem hep tatlı görünüyorsun.)
  • Seriously, your skin has the best glow. (Gerçekten, cildin en iyi parlaklığa sahip.)
  • Uh, that nail art is so incredible. (O nail art gerçekten inanılmaz!)

Yaratıcılık ve Zeka ile İlgili İltifat Cümleleri

  • How do you keep being so funny and making everyone laugh? – (Nasıl sürekli böyle eğlenceli olup herkesi güldürebiliyorsun?)
  • Your creative potential seems limitless. – (Yaratıcılık potansiyelin sınırsız görünüyor.)
  • You’re like a candle in the darkness. – (Karanlığın içinde bir mum gibisin.)
  • You’re a great example to others. –(Diğerleri için harika bir örneksin.)
  • You always have the best ideas. – (En iyi fikirler her zaman sende.)
  • You should be proud of yourself. – (Kendinle gurur duymalısın.)
  • You are so smart. I’ve learned so much by being friends with you. – (Sen çok zekisin. Seninle arkadaş olarak birçok şey öğrendim.)
  • I always learn so much from you. (Senden her zaman çok şey öğreniyorum.)
  • You raise the bar. (Standartları çok yükselttin.)
  • You always go the extra mile. (Hep daha fazlasını başarıyorsun.)
  • You are good at what you do. (Yaptığın işte iyisin.)
  • You are such a success story. (Tam bir başarı hikayesisin.)
  • You are so smart. (Çok akıllısın.)
  • You are inspiring. (İlham vericisin)
  • That thing you do not like about yourself is what makes you really interesting. (Kendinle ilgili sevmediğin o özellik, seni ilginç olan özellikle aynı.)
  • You have the courage of your convictions. (İnancın için cesaretin var.)
  • You have impeccable manners. (İnanılmaz değer yargıların var.)
  • Is that your picture next to “charming” in the dictionary? (Sözlükte “cazibeli” kelimesinin karşındaki senin fotoğrafın mı?)
  • You seem to really know who you are. (Her yaptığını bilerek yapıyorsun.)
  • You are a great listener. (Sen iyi bir dinleyicisin.)
  • You are so thoughtful. (Çok düşüncelisin.)
  • You were cool way before hipsters were cool. (Hipsterlar havalı olmadan çok daha önce sen havalıydın.)
  • You are strong. (Sen güçlüsün.)
  • When you make up your mind, nothing stands in your way. (Sen kararını verdiğin zaman, hiçbir şey senin yoluna çıkamaz.)
  • Your insides are even more beautiful than your outside. (İçin, dışından çok daha güzel.)
  • You are brave. (Sen cesursun.)
  • Your perspective is refreshing. (Bakış açın ufuk açıcı.)
  • Your creative potential seems limitless. (Yaratıcılık potansiyelin limitsiz görünüyor.)
  • When you say, “I meant to do that,” I totally believe you. (‘Yapmak istedim’ demen benim için yeterli.)
  • You have the best ideas. (En iyi fikirlere sen sahipsin.)
  • You are always learning new things and trying to better yourself. That is awesome. (Her zaman yeni şeyler öğrenip kendini geliştirmeye çalışıyorsun. Bu harika.)
  • You could survive a zombie apocalypse. (Zombi saldırısından sağ çıkardın.)
  • When you make a mistake, you fix it. (Bir hata yaptığında, onu telafi ediyorsun.)
  • You have a good head on your shoulders. (Omuzlarının üzerinde harika bir kafa var.)
  • Everyone gets knocked down sometimes; only people like you get back up again and keep going. (Herkesin bazen ayağı takılır ve düşer, yalnızca senin gibiler çabuk toparlanmayı bilirler.)
  • You are great at figuring stuff out. (Bir şeyi anlama, çözümleme konusunda son derece iyisin.)
  • You are a smart cookie. (Sen çok akıllısın.)
  • You should be proud of yourself. (Kendinle gurur duymalısın.)
  • Actions speak louder than words, and yours tell an incredible story. (Aksiyon almak, kelimelerden daha yüksek sesle konuşur ve senin sesin inanılmaz bir hikaye anlatıyor.)
  • You are making a difference. (Bir farklılık yaratıyorsun.)
  • You deserve a hug right now. (Bir sarılmayı hak ettin.)
  • You are a great example to others. (Diğerleri için iyi bir örneksin.)

İletişim ve Sosyal Yetenekler için İngilizce İltifat Cümleleri 

  • You should be thanked more often. Thank you. – Daha çok teşekkür almalısın. Teşekkür ederim.
  • You’re a gift to those around you. Y– Sen etrafındakiler için bir hediyesin.
  • Any team would be lucky to have you on it. – Senin içinde olduğun her ekip şanslıdır.
  • The people you love are so lucky to have you in their lives. – Sevdiğin insanlar, sen hayatlarında olduğun için çok şanslı.
  • Being around you makes everything better. – Senin etrafında olduğumda her şey daha iyi oluyor.
  • Hanging out with you is always fun. – Seninle takılmak her zaman eğlenceli.
  • Our community is better because you are in it. – Topluluğumuz, sen içinde olduğun için daha güzel.
  • You are an awesome friend. – Sen harika bir arkadaşsın.

İngilizce Karakter İtirafları

  • I appreciate you. – (Seni takdir ediyorum.)
  • On a scale from 1 to 10, you’re an 11. – (1’den 10’a kadar, sen 11’sin.)
  • Everything would be better if more people were like you. – Eğer senin gibi daha fazla insan olsaydı her şey daha iyi olabilirdi.
  • You’re wonderful. – Sen harikasın.
  • You’re one of a kind. – Sen türünün tek örneğisin.
  • I’m always happy when I’m around you! – Senin etrafındayken her zaman mutluyum.
  • You’re such a good listener. Thanks for always being there when I need someone to talk to. – Sen çok iyi bir dinleyicisin. Konuşmak için birine ihtiyacım olduğunda yanımda olduğun için teşekkür ederim.
    I admire how open-minded you are. – Bu kadar açık fikirli olmana hayranım.
  • You are such a genuine person. I always appreciate your honesty. – Sen gerçekçi bir insansın. Dürüstlüğünü her zaman takdir etmişimdir.
  • You’re so thoughtful. – Çok düşüncelisin.
  • You inspire me to be a better person. – Daha iyi bir insan olmak yolunda bana ilham veriyorsun.
  • You are so thoughtful. (Çok düşüncelisin.)
  • You were cool way before hipsters were cool. (Hipsterlar havalı olmadan çok daha önce sen havalıydın.)
  • You are strong. (Sen güçlüsün.)
  • When you make up your mind, nothing stands in your way. (Sen kararını verdiğin zaman, hiçbir şey senin yoluna çıkamaz.)
  • Your insides are even more beautiful than your outside. (İçin, dışından çok daha güzel.)
  • You are brave. (Sen cesursun.)
  • Your perspective is refreshing. (Bakış açın ufuk açıcı.)
  • Your creative potential seems limitless. (Yaratıcılık potansiyelin limitsiz görünüyor.)
  • When you say, “I meant to do that,” I totally believe you. (‘Yapmak istedim’ demen benim için yeterli.)
  • You have the best ideas. (En iyi fikirlere sen sahipsin.)

Sevgiliye Söylenebilecek En Güzel İngilizce İltifatlar

  • You are so thoughtful. Çok düşüncelisin.
  • Being with you is like a dream come true. Seninle olmak adeta bir hayalin gerçekleşmesi gibi.
  • You are always so happy. It makes my day better! Sen her zaman çok mutlusun ve bu benim günümü güzelleştiriyor.
  • I am in love with you. Sana aşığım.
  • I can not say it enough –I love you more than anything. Ne kadar söylesem az geliyor. Seni her şeyden çok seviyorum.
  • How beautiful you are! Ne kadar güzelsin!
  • You are such a success story. Tam bir başarı hikayesisin.
  • I have waited a lifetime for some like you. Senin gibi biri için tüm hayatım boyunca bekledim.
  • You are always on my mind. Sen hep benim aklımdasın.
  • You are incredible. Sen inanılmazsın.
  • I am totally into you. Senden kesinlikle hoşlanıyorum.
  • I know I will be fine when you are near me. Sen yanımda olunca iyi hissedeceğimi biliyorum.
  • You make my heart flutter. Senin sayende kalbim pır pır atıyor.
  • You are precious to me. Benim için çok özelsin.
  • Are you for real? Sen gerçek misin?
  • You make me want to be a better person. Daha iyi bir insan olmak istememi sağlıyorsun.
  • Being around you makes everything better. Senin etrafında olduğumda her şey daha iyi oluyor.
  • I idolize you. Seni taparcasına seviyorum.
  • You are looking very beautiful today. Bugün çok güzel görünüyorsun.
  • What a beautiful girl / handsome guy! Ne güzel bir kız / ne yakışıklı erkek!
  • You lift me up when I’m down. Mutsuz hissediyorken modumu yükseltiyorsun.
  • You are the person I want to spend my life with. Sen benim hayatımı beraber geçirmek istediğim insansın.
  • I can’t wait to spend the rest of our lives together. Geriye kalan hayatlarımızı beraber
    geçirmek için sabırsızlanıyorum.
  • For you, I will risk it all. Senin için her şeyi riske atarım.
  • I am enamored with you. Ben sana abayı yaktım.
  • All I ever want is to make you happy. Tek isteğim seni mutlu etmek.
  • You are my other half. Sen benim diğer yarımsın.
  • There is something about you. Sende farklı bir şey var.
  • You matter so much to me. Benim için çok önemlisin.
  • You mean so much to me. Benim için çok fazla şey ifade ediyorsun.
  • Everything you do adds to my happiness, subtracts from my sadness, and multiplies my joy!
  • Yaptığın her şey mutluluğumu artırıyor, üzüntümden eksiltiyor ve keyfimi çoğaltıyor!
  • You keep me going. Yola devam etmeme yardımcı oluyorsun.
  • You have great eyes. Harika gözlerin var.
  • I am happy just to see you happy. Seni mutlu görmek mutlu olmama yetiyor.
  • You are the object of my affection. Duygusal meyilimin öznesi sensin.
  • You make me forget about all the sadness and pain. Tüm üzüntü ve acıyı unutmamı sağlıyorsun.
  • You are so smart. Çok zekisin.
  • Will you be my darling? Sevgilim olur musun?
  • I value every waking moment with you. Seninle olduğum her anı son derece önemsiyorum.
  • You make me burn with desire. Senin için arzuyla yanıp tutuşuyorum.
  • You are good at what you do. Yaptığın işte iyisin.
  • I feel so lucky to have you. Sana sahip olduğum için çok şanslı hissediyorum.
  • Life without you is like death. Hayat sensiz ölüm gibidir.
  • I love you to the moon and back. Seni her şeyden çok seviyorum. (Birebir çevirecek olursak: Ay’a gidiş dönüş mesafesi kadar çok seviyorum.)
  • I can not stop thinking about you. Seni düşünmeden edemiyorum.
  • I can not imagine spending my life with anyone but you. Hayatımı senden başka biriyle geçirebileceğimi hayal bile edemiyorum.
  • You are the best boyfriend/girlfriend/husband/wife in the entire world. Sen dünyanın en iyi erkek arkadaşı / kız arkadaşı / eşisin.
  • You are a great example to others. Diğerleri için harika bir örneksin.
  • Nothing compares to you. Hiçbir şey seninle karşılaştırılamaz.
  • You turned me upside down. Beni ters yüz ettin.
  • Baby, be mine. Bebeğim, benim ol.
  • I have got a crush on you. Senden hoşlanıyorum.
  • I care for you. Seni önemsiyorum.
  • You are my dream come true. Sen benim gerçekleşen rüyamsın.
  • Every time I look at you, I feel love and inspiration. Sana her baktığımda sevgi ve ilham hissediyorum.
  • Do you believe in love at first sight? İlk görüşte aşka inanır mısın?
  • You are my world. Gravity always pulls me toward you. Sen benim dünyamsın. Yer çekimi beni hep sana doğru çekiyor.
  • My heart is beating for you. Kalbim senin için atıyor.
  • Your voice is like a song. Sesin adeta bir şarkı gibi.
  • You are like sunshine on a rainy day. Yağmurlu bir günde gün ışığı gibisin.
  • How did you become the utterly amazing person that you are? Tamamen insanı hayrete düşüren bu insan olmayı nasıl başardın?
  • When you are around, I do not need anything else. Sen etrafımda olduğunda başka hiçbir şeye ihtiyacım yok.
  • When we are together, everything seems possible. Birlikte olduğumuzda, her şey mümkün görünüyor.
  • You take me to the moon and back. Beni dünyalar kadar mutlu ediyorsun.
  • My dream is to be with you forever. Hayalim sonsuza kadar seninle beraber olmak.
  • I always have an amazing time with you. Seninle her seferinde hayranlık uyandırıcı zamanlar geçiriyorum.
  • I am always thinking of you. Sürekli seni düşünüyorum.
  • I am consumed by the desire to be with you, talk to you, and feel you near me. Seninle olmak, seninle konuşmak ve seni yanımda hissetmek arzuları tarafından ele geçirildim.
  • You should be thanked more often. Thank you. Daha çok teşekkür almalısın. Teşekkür ederim.
  • You have very nice eyes. Çok güzel gözlerin var!
  • I am yours. Ben sana aitim.
  • Meeting you was the best thing that is ever happened to me. Seninle tanışman başıma gelen en iyi şey.
  • I love exploring your body. Vücudunu keşfetmeyi seviyorum.
  • Thank you for existing. Var olduğun için teşekkürler.
  • You always go the extra mile. Hep daha fazlasını başarıyorsun.
  • We are soul mates. Biz ruh eşiyiz.
  • I am ready to take it to the next level. Seninle ilişkinin bir sonraki seviyesine geçmeye hazırım.
  • On a scale from one to ten, you are an eleven. Birden ona kadar, sen on birsin.
  • I am under your spell. Senin büyünün etkisi altındayım.
  • We are a good match. Biz iyi bir eşleşmeyiz.
  • You are my heart. Sen benim kalbimsin.
  • You are a blessing in disguise that I will never forget. Sen asla unutmayacağım gizli bir lütufsun.
  • Everything about you turns me on. Seninle ilgili her şey beni tahrik ediyor.
  • You look very good in that suit. Bu takım elbisenin içinde çok iyi görünüyorsun.
  • Everything would be better if more people were like you. Eğer senin gibi daha fazla insan olsaydı her şey daha iyi olabilirdi.
  • You are my partner in crime. Sen benim suç ortağımsın.
  • You are my treasure—the most precious thing in my life. Sen benim hazinemsin – hayatımdaki en değerli şey.
  • You have the keys to my heart. Kalbimin anahtarı sana ait.
  • I love your hair today. Bugün saçına bayıldım!
  • You look nice. İyi görünüyorsun.
  • I hate you less than all the others. Senden diğerlerinden ettiğim kadar nefret etmiyorum.

Bir Kültüre ve Ülkeye Yönelik İngilizce İltifatlar

  • The French work to live, but the Swiss live to work. Fransızlar yaşamak için çalışır, ama İsviçreliler çalışmak için yaşar. / Bu söylem, İsviçrelilerin çalışmayı çok sevmeleri ve hatta bunu yaşam amacı edinmeleri ile ve Fransızların çalışmaktan pek de haz etmedikleri ile ilgili olarak söylenmiştir.
  • The Jews have always been students, and their greatest study is themselves. Yahudiler her zaman birer öğrenci olmuşlardır, ve üstünde çalıştıkları en önemli şey ise kendileridir. / Yahudilerin genellikle çalışkan oldukları kabul edilir. Bu söylem ise, Yahudilerin ne kadar çalışkan olduklarını vurgulamak amacı ile ifade edilmiştir.
  • Australians like to drink, when you travel with other Australians for a while you pretty quickly realise that it is totally true. Avustralyalılar içki tüketmeyi sever, bir Avustralyalı ile seyahate çıktığınızda hızlı bir biçimde bu kanının doğru olduğunu fark edeceksiniz. / Avustralyalıların içki ile aralarının iyi olduğu yargısı genel bir yargıdır. Bu söylem de işte tam bu yargıyı vurgulamak adına ifade edilmiştir.
  • Swedish people are hot, There is no two ways about it. The girls are hot, and the guys are hot. They are all blonde-haired, high-cheek-boned, slim and suave, immaculately dressed and staggeringly attractive. İsveçliler son derece çekicidir. Konu tartışmaya kapalıdır. Kızlar çekicidir ve erkekler de öyle. Hepsi sarı saçlı, belirgin elmacık kemikli, ince ve tatlı dillidir. Tertemiz giyinirler ve son derece çekicilerdir. / Bu da diğerleri gibi çoğunluk tarafından kabul edilen bir kanı olmanın yanı sıra, elbette tüm diğer fikirler gibi tartışabilir fikirlerdir. İsveçli kişilerin hoş görünümlü olduğunu ifade etmek adına kurulmuş bir cümledir.
  • It is a pleasure travelling through Canada because you are never alone. Kanada’da seyahat etmek bir zevk, çünkü asla yalnız kalmazsınız. / Bu cümle, Kanada’lı insanların yardımsever olmaları ve birbirlerine eşlik etmeyi sevdikleri bağlamında kurulmuştur. Kanadalılar seyahatiniz sırasında size yardımcı olmak amacı ile nezaketleri ile size eşlik edebilirler.
  • They mostly have good hearts, the Russians, but it will take you a while to get past those icy first greetings. Ruslar genellikle iyi kalplere sahiptir, fakat tanıştığınız anda ördükleri soğuk duvarları aşmak biraz zaman alır. / Ruslar ile ilgili tanışma anında çok sıcak davranmadıkları ile ilgili bir yargı var. Fakat çoğunluğun iyi kalpli olduğu ve bu özelliklerinin yakınlaşıldıkça fark edildiği savunulmuş.
  • Whatever the reason, English people love a bit of weather chat. Neden ne olursa olsun, İngilizler hava durumu ile ilgili sohbet etmeye bayılırlar. / Belki de hava durumları ile ilgili olarak İngilizler’in genellikle hava üzerine edilen sohbetlerden pek keyif aldıkları düşünülmektedir. Bu cümle de tam olarak bunu vurgulamak adına kurulmuş bir cümle.
  • Italians love an argument, mostly because they take things extremely seriously. İtalyanlar tartışmayı (bir konu üzerine fikir alış verişi yapmak anlamında) çok sever, çoğunlukla çoğu şeyi uç bir şekilde ciddiye aldıklarından. / İtalyanlar ile ilgili savlarını sunarken son derece tutkulu oldukları ile ilgili bir kanı mevcut. Bu cümle, bu kanıyı destekler nitelikte.
  • That accent just seems to cut through a crowd, to ensure that you will always know when there is an American in the room. O aksan neredeyse kalabalığı ikiye bölüyor, odada bir Amerikalı var ise, muhakkak onun orada olduğunu anlayacaksınız. / Amerikalıların biraz sesli konuştukları ile ilgili genel bir yargı var. Bu cümle de odadaki Amerikalıyı sesli konuşması sayesinde rahatlıkla ayırt edebileceğinizi savunuyor.
  • Get a bunch of holidaying Germans in a room together and have a look at what they will inevitably be doing: drinking beer. Bir grup tatil yapan Alman’ı bir odada buluşturun ve kaçınılmaz surette ne yapacaklarına bir göz atın : bira içecekler. / Gerek bira festivalleri gerekse geniş bira skalaları ile Almanların bira tutkunu oldukları aşikar. Bu cümle de, bu tutkuyu ifade etmek amacı ile kurulmuş.
  • No, igloos are not the home of choice for Canadians! Hayır, eskimo evleri Kanadalı’lar için bir ev seçeneği değil! / Kanada’nın her daim çok soğuk olduğunun düşünülmesi ile ilintili bir ifade.
  • Do badly dressed Italians exist? Some people do not think so. Kötü giyimli İtalyanlar var mı? Bazı insanlar olduğunu hiç sanmıyor. / Modanın da merkezi diyebileceğimiz İtalya’nın vatandaşları ile ilgili hoş bir iltifat olarak nitelendirilebilecek olan bir ifade.
  • If you are planning a trip to Australia soon, be careful — the animals are dangerous! Avusturalya’ya gitmeyi planlıyorsanız, dikkatli olun — oradaki hayvanlar çok tehlikeli! / Farklı tür hayvanları barındırması ile bilinen Avustralya için söylenmiş bir söz. Elbette günlük hayatta karşılaştığımız diğer tehlikelerden fazla bir tehlike olduğunu söylemek yanlış olacaktır.
  • If you picture a Scandinavian woman, odds are she will be blonde, tall, and stylish. Bir İskandinav kadını hayal edecek olursanız, bahisler sarışın, uzun ve şık olacağı yönünde olur. / İskandinav kadınları için edilmiş hoş bir iltifat. Fakat elbetteki her kadın belirtilen şekilde olmak durumunda değil.
  • The Celtic nations—including Ireland—have higher occurrences of natural redheads, but even so, only about 10 percent of the population have red hair. Keltik milletleri – İrlanda dahil – daha fazla doğal kızıl saçlı insana sahip, ama yine de popülasyonun yalnızca yüzde onu kızıl saça sahip. / Kızıl saç ve milletlerin bağdaştırılması ile ilgili kurulmuş bir cümle.
  • Some women would not let a man pay for her meal on a first date. They prefers to go Dutch. Bazı kadınlar ilk buluşmada hesabı erkeğin ödemesine izin vermezler. Alman hesabı ödemeyi tercih ederler. / Burada asıl kullanılan deyim ‘to go Dutch’. Bu deyim dilimize de Alman hesabı şeklinde geçmiştir. Kişilerin hesabı eşit bir şekilde bölüşmeleri anlamına gelmektedir.
  • Americans are like a rich father who wishes he knew how to give his son the hardships that made him rich. – Amerikalılar, kendini zengin eden zorlukları oğluna vermenin bir yolunu bilmeyi isteyen zengin bir baba gibidir. / Amerika ve kapitalizm ile ilgili kurulmuş bir cümle. Doğruluk payı elbette tartışılabilir.
  • The English are predisposed to pride. İngilizler gururlu olmaya meyillidir. / İngilizler ile ilgili olarak kurulmuş hoş bir iltifat. Yine tartışmaya açık bir ‘stereotip’.
  • It is easier for a Russian to become an artist than for anyone else in the world. Bir Rus’un sanatçı olması, dünyadaki tüm insanların sanatçı olmasından daha kolaydır. / Rusların sanat yeteneğine işaret eden güzel bir iltifat.

Recent Content