Hiç İngilizce Bilmiyorum İngilizcede Nasıl Söylenir? - Wordly Konuşuyor...

Hiç İngilizce Bilmiyorum İngilizcede Nasıl Söylenir?


Hiç İngilizce Bilmiyorum İngilizcede Nasıl Söylenir?

Günümüzde İngilizce bilmek neredeyse bir zorunluluk haline geldi. Farklı kültürler ile iletişim halinde olmak kişinin vizyonunu genişletmesi bağlamında son derece önemlidir. İşte bu iletişimi sağlamanın da en kolay yolu İngilizce biliyor olmaktan geçmektedir. Yazının devamında İngilizceyi kendi başınıza nasıl rahat bir şekilde öğrenebileceğiniz ve kendinizi bu konuda nasıl geliştirebileceğiniz ile ilgili bilgiler bulabilirsiniz. 

Diyelim ki henüz İngilizce öğrenme fırsatınız olmadı, fakat İngilizce konuşulan bir yerdesiniz ve kendinizi bir şekilde ifade etmeniz gerekiyor. En basitinden yeterli düzeyde İngilizce bilmediğinizi ya da hiç İngilizce bilmediğinizi nasıl ifade edebilirsiniz? 

I do not speak English ve I can not speak English arasında bir fark var mı dersiniz? 

İngilizce bilmiyorum diyebilmek için, bir özne, bir yüklem ve bir yardımcı fiile ihtiyacımız var. Özne elbette I yani ben olacak, yüklem ise to know yani bilmek olacak. Olumsuz yapıda bir cümle kurduğumuz için tabii ki not ekini yani olumsuzluk ekini de kullanmamız gerekiyor. 

Peki hangi yardımcı fiili kullanmamız gerekecek? Do mu yoksa can mi?

Aslına bakarsanız direkt Türkçeye çevirip düşünürsek, do not speak dediğimde istemediğim için İngilizce konuşmadığım sonucu çıkarılabilir. Can not speak dediğimde ise, İngilizce konuşmayı bilmiyorum, ya da İngilizce konuşmaya iznim yok gibi anlamlar çıkarılabilir. Fakat İngilizce öğrenme sürecinizde aklınızdan çıkarmamanız gereken en önemli şey, İngilizceyi, İngilizce düşünerek öğrenmeniz gerektiğidir. 

Bu durumda, İngilizce düşündüğümüzde bu iki cümle arasında aslında bir anlam farkı olamayabilir. İngilizcede do yardımcı fiili not olumsuzluk eki ile beraber kullanıldığında birden çok anlama gelebilir;

  • I do not speak English : İngilizce konuşmayacağım : İngilizce konuşmayı reddediyorum.
  • I do not speak English : İngilizce konuşamıyorum : İngilizce konuşabilecek durumda değilim. 
  • I do not speak English : İngilizce konuşamam : İngilizce konuşmaya iznim yok. 

Bu cümleyi halihazırda İngilizce kurduğunuz için, cümleye ‘very well’ yani ‘çok iyi’ gibi bir kalıp eklemeniz semantik açıdan yerinde olacaktır. Yani I do not speak English very well dediğinizde, İngilizceyi çok da iyi konuşamıyorum demiş olacaksınız. 

İngilizce konuşmayı bilmediğinizi ifade ederken kullanabileceğiniz bazı diğer kalıplar ise şu şekilde;

  • I can not speak English at all : Hiç İngilizce konuşamıyorum.
  • I do not know how to speak English at all: İngilizceyi nasıl konuşacağımı hiç bilmiyorum.
  • I do not know how to use English words : İngilizce kelimeleri nasıl kullanacağımı bilmiyorum.
  • I do not know how to make sentences in English : Nasıl İngilizce cümle kuracağımı bilmiyorum. 
  • I only speak a little English : Çok az İngilizce konuşuyorum.
  • My English is still pretty weak : İngilizcem oldukça zayıf. 
  • I speak English — poorly : İngilizceyi zayıf / kötü bir biçimde konuşuyorum.
  • My English is limited : Benim İngilizcem sınırlı. 
  • I feel embarrassed about my imperfect English : Kusurlu İngilizcem ile ilgili utanç duyuyorum. 
  • I am not fluent in English : İngilizceyi akışkan bir biçimde konuşamıyorum. 
  • I am not fluent in English yet : İngilizceyi henüz akışkan bir biçimde konuşamıyorum.
  • I do not speak English very well : İngilizceyi çok da iyi konuşamıyorum.

İngilizce Nasıl Öğrenebilirsiniz? 

Dünya gün geçtikçe daha da globalleşirken, insanlar artık ona uyum sağlamak amacı ile birden fazla dil konuşmak, öğrenmek ihtiyacı duyuyor. Dünyanın problemlerini anlamak, farklı dillerde gazeteleri ve makaleleri takip edebilmek büyük bir önem arz ediyor. Yeni bir dil öğrenmeyi, yeni deneyimlere açılan bir kapı olarak düşünebilirsiniz. Diğer kültürlerle tanışmak, onların bakış açılarını görebilmek bizi olduğumuzdan daha az ön yargılı bireylere dönüştürüyor. Ön yargılardan arınmanın ve diğer bakış açılarına açık olmanın verdiği huzuru tarif etmek mümkün bile değil. Gördüğünüz gibi, yeni bir dil öğrenmek, kendiniz için yapabileceğiniz en iyi şey belki de!

İngilizce’nin uzunca bir zamandır global dil olarak kabul gördüğünü söylemek yanlış olmayacaktır. İleri seviyede bir İngilizce hakimiyeti size birçok kapı açacaktır. Örneğin, bir iş görüşmesinde, o iş için İngilizce yeterliliği o kadar önem arz etmese de sizi birçok adayın önüne geçirebilir. İngilizce yetkinliğiniz belki de son yıllarda hayalini kurduğunuz yüksek lisans programına giriş yapmanızı sağlayacak. Belki de yüksek lisansınızı yurt dışında yapmak isteyeceksiniz ve bunun için bursa ihtiyaç duyacaksınız, işte bu ihtiyaca da cevap verecek olan yine iyi bir İngilizce olacaktır. Haydi gelin şimdi beraber İngilizcemizi nasıl geliştirebileceğimiz üzerine konuşalım.

Aksan/ Konuşma Becerisi Nasıl Geliştirilebilir? 

İngilizce öğrenip de konuşamamak, yıllarca gramer çalışıp da bir turistle karşılaşınca düzgün birkaç cümle kuramamak ülkemizdeki temel İngilizce sorunlarından biri. Bunu aşmak için neler yapılabilir?

  • Hata yapmaktan korkmayın 

Öncelikle, kendinize güveninizin tam olması gerektiğini unutmayın. Hata yapmak, hatalar üzerinde çalışabilmeye vesile olur. Bu sayede yapılan hatalardan bir şeyler öğrenir ve onları tekrarlamayız. Aslına bakarsanız hayatın pek çok alanında geçerli olan bu yazısız kural İngilizce öğrenimi için de geçerlidir. Dil bilgisi kurallarını çok iyi biliyor olmak, İngilizce’yi çok güzel konuşabiliyor olmak demek değildir. 

Erasmus programı ile Almanya’ya gittiğimde İngilizce iletişim kurmak durumundaydım ve tabii ki başlarda bu hiç de kolay olmadı. Belki de bir ay boyunca konuşurken sıkıntılar yaşadım, fakat altı ayın sonunda artık akıcı bir şekilde konuşabiliyordum. Eğer ilk ay kendime güvenmeyip, hata yapmaktan korksaydım, belki döndüğümde akıcılık konusunda kendime bir şey katmamış olacaktım. Burada anahtar nokta hata yapmaktan korkmayıp İngilizce iletişim kurabileceğimiz ne kadar insan varsa hepsini bu bağlamda değerlendirmek. 

Eğer ana dilinizden farklı bir dilde konuşmak size endişe veriyor ise, konuşmaya başlamadan bir iki derin nefes alabilirsiniz, bu sizi rahatlatacaktır. Kendinizi rahat hissettiğinizde daha rahat konuşuyor olduğunuzu göreceksiniz. 

  • Alıcı beceriler ve üretici beceriler ayrımına dikkat edin

Söz konusu dil becerileri olduğunda karşımıza bir ayrım çıkıyor; alıcı beceriler ve üretici beceriler. Dinleme ve okuma alıcı becerilerdir, bu becerileri kabaca sisteme bir şeyler entegre etmek olarak özetleyebiliriz. Konuşma ve yazma ise üretici becerilerdir, yani sistemden bir şeyler çıkarmanız gerekmektedir. Üretici beceriler alıcı becerilerin elbette ki gerisinde ilerler. Önce alıcı becerilerimizi geliştirmemiz gerekir ki üretici becerileri de geliştirebilelim. Bunu bir inşaata benzetebiliriz. Üst katlar için halihazırda bir temele ihtiyaç duyulmaktadır. Okuma ve dinleme becerilerini ham madde, konuşma ve yazma becerilerini de onlar ile oluşturulan katlar gibi düşünebiliriz. Okuma ve dinleme becerileri anlama ve algı ile ilintilidir. Yazma ve konuşma becerileri ise üretim becerisi ile ilişkilendirilebilir. Pek çok insan alıcı becerilerini geliştirmişken üretici becerilerinde pek de başarılı olamamıştır.

Üretici becerileri geliştirmenin yollarını beraber inceleyelim; 

Başlangıç olarak oturup kelime ezberlemek yerine İngilizce ifadeler ve cümle yapılarına odaklanmanız en doğrusu olacaktır. Yalnızca kelimeleri ezberlediğinizde, cümle kurmakta, yani o kelimeleri bir yapı içerisinde sıraya dizmekte zorlanırsınız. Bununla birlikte tekrar yapmanın önemi aşikar. Günlük hayatta kullanabileceğiniz cümleleri tek tek yazın ve bunlarla ilgili tekrarlar yapın. Kelimeleri öğrenirken dijital sözlüklerde kelimenin telaffuzunu duymak da mümkün. Kelime, ifade ya da cümle yapısı öğrenirken onları okunuşları ile beraber öğrenmeye gayret gösterin. 

Kafanızda örnek diyaloglar hazırlayabilirsiniz, bunları sesli bir biçimde tekrar ederken sesinizi kaydedebilirsiniz. Bu yolla hatalarınızı duyup onları düzeltebilirsiniz. Dilinizin öğrendiğiniz yeni dile dönmesi bol tekrarla mümkün olur ancak. En azından belli bir seviyeye kadar istikrarlı olmalı ve bol bol tekrar etmelisiniz. Kitapları, yazıları sesli okuyup sesinizi kaydedebilirsiniz, elbette telaffuza da dikkat etmeniz gerekir. Bunlara ek olarak aynalama metodu dediğimiz metodla da telaffuzunuzu ve konuşma becerinizi geliştirebilirsiniz. Gölge yöntemini uygulamak gayet kolay. Dinlediğiniz İngilizce bir sesi, telaffuzu, vurgusu ve tonuyla aynı şekilde hemen arkasından tekrarlamanız yeterli. 

Bir dili kitaptan okuyarak öğrenmek çok da mümkün olmayacaktır. Dil öğrenimini bisiklet sürmeyi öğrenmeye benzetebiliriz. Şöyle ki, bisiklet sürmeyi yalnızca onu deneyimleyerek öğrenmeniz mümkündür. Çevrenizi İngilizce konuşan insanlarla, İngilizce kitaplarla, dizi ve filmlerle, uygulamalarla sarın. Unutmayın siz bu dilde yeni doğan bir bebekten farksızsınız. Konuşmadan, aylarca etrafını dinleyen bebek sonunda konuşma becerisi geliştirir. Etrafta duyduklarınız size birçok şey öğretecek ve biraz da kendi çabanızla bu yetkinliğinizi pekiştireceksiniz. Dil konusunda hiçbir eğitim almamış satıcılar da yeni doğan bebekler gibi yalnızca dinleyerek bir şeyler öğrenebiliyor ve turistlerle bu şekilde iletişim kurabiliyor. 

Günlük hayatta kullanabileceğiniz bazı selamlaşma ve veda kalıpları şöyle; 

  • Hi! (Selam) 
  • Good afternoon! (Tünaydın) 
  • Good evening! (İyi akşamlar) 
  • Good night! (İyi geceler) 
  • How are you doing? (Nasılsın?) 
  • How is it going / How are things? (Nasıl gidiyor?) 
  • What’s new? / What is new? (Ne var ne yok?) 
  • What’s up? / What is up? (N’aber?) 
  • Where have you been? (Nerelerdeydin?) 
  • How is everything? (Durumlar nasıl?) 
  • How is business? (İşler nasıl?) 
  • Great! (Harika!) 
  • I am OK. (İyiyim) 
  • I am doing fine. (İyi gidiyor) 
  • Not bad (Fena değil) 
  • So so (İdare eder) 
  • Same as usual (Her zamanki gibi) 
  • Good bye! / Bye! (Hoşçakal!) 
  • See you! (Görüşürüz!) 
  • See you tomorrow. (Yarın görüşürüz.) 
  • See you next time. (Bir dahaki sefere görüşürüz) 
  • I will catch you later. (Sonra görüşürü/konuşuruz) 
  • Have a nice day! (İyi günler!) 
  • Have a nice weekend! (İyi hafta sonları!) 
  • It was good to see you. (Seni görmek güzeldi) 
  • Take care of yourself! (Kendine iyi bak!) 

Biri ile tanışırken kullanabileceğiniz kalıplar ise şu şekilde; 

  • I am John. (Ben John). 
  • This is Micheal. (Bu Micheal) 
  • Pleased to meet you / Glad to meet you. (Tanıştığımıza memnun oldum) 
  • I want to introduce myself. (Kendimi tanıtmak istiyorum.) 
  • Where are you from? (Nerelisin?) 
  • I am from England / I am English. (Ben İngilizim.) 
  • What is your job? / What is your occupation? (İşin nedir?) 
  • Are you a student? (Öğrenci misin?) 
  • Where do you live? (Nerede yaşıyorsun?) 

Alışveriş yaparken aşağıdaki kalıpları kullanabilirsiniz; 

  • How much are they? (Bunlar ne kadar?) 
  • How much does it cost? (Kaça mal olur?) 
  • I am just looking. (Sadece bakıyorum.) 
  • I want a different color. (Farklı bir renk istiyorum.) 
  • It is very expensive. (Çok pahalı.) 
  • It is very cheap. (Çok ucuz.) 
  • Have you got a smaller one? (Daha küçüğü var mı?) 
  • It is on sale. (Bu indirimde.) 
  • We have 10% discount. (%10 indirimimiz var.) 

Kelime Bilgisi Nasıl Geliştirilebilir?

Dil bilgisi kurallarına çok iyi hakim olsanız bile kelime bilgisi olmadan İngilizcede ilerlemeniz mümkün değildir. Kelime bilginizi geliştirmek demek, kelimeleri ezberlemekten ziyade onları öğrenmek demek olmalıdır. Zira ezberlenen şeylerin unutulması kaçınılmazdır.
Aynı zamanda ezberlenen şeyin kullanım şeklini bilmeniz de mümkün olmayacaktır. Bu nedenlerle kelimeyi öğrenmek daha doğrudur.

Peki ne demek bir kelimeyi öğrenmek?

İlk adım olarak kelimeyi yazın, ister elinizdeki sözlükten ister dijital sözlüklerden kelimenin hem İngilizce hem de Türkçe anlamına bakın. Daha sonra kelimenin eş anlamlısı, zıt anlamlısı, benzerleri, içinde geçtiği kalıplar, içinde geçtiği deyimler gibi noktaları da inceleyin. Kısacası kelime öğrenmek sizin için bir araştırma aktivitesine eşdeğer olsun.

Öğrenme yolu kişiden kişiye göre değişiklik göstermekte. Bazı insanlar görsel olarak daha iyi idrak eder, bazıları ise duyarak. Her durumda tekrarın öneminin altını bir kere daha çizmek isterim.

Kelimeleri öğrenirken tüm duyu organlarını işin içine dahil etmeye özen gösterin. Duyuşsal öğrenme ile kelimeleri rahatça öğrenebilirsiniz. Örneğin walk kelimesini öğreniyorsunuz. Öncelikle onu çok kez yazmalısınız. Bu sayede eliniz alışacak, aynı zamanda kelimeyi görerek onu kodlayacaksınız. Aynı zamanda kelimeleri ufak kağıtlara yazıp odanıza, evinizin çeşitli yerlerine de yapıştrabilirsiniz. Bu sayede kelimeyi gün içerisinde sıklıkla görmüş olursunuz. Daha sonra yazdığınız kelimeyi sesli bir şekilde okuyun, birkaç kere bu şekilde tekrarlayın. Bu adımda da dilinizin dönmesi ve kulaklarınızın telaffuzu duyması amaçlanıyor.

Son olarak da, kelimeyi bir bağlama oturtun. Zihninizde bir hikaye oluşturun. Bu yolla da kelimeyi hatırlamanız daha kolay olacaktır.

Öğrenme yöntemlerini beraber inceleyelim; 

Bağlamsal Öğrenme

Spesifik bir detayı hatırlamaktansa bağlamı hatırlamak daha kolaydır. Bu sebeple kelimeleri öğrenirken bol bol cümle içinde kullanılmış hallerini de görmeliyiz. Bol bol kitap okumalıyız. Kelimeleri hem bağlamları içerisinde hem de yapısal olarak iyice gözlemlemek için bol bol okuma yapmalıyız. Bu işlem her öğrenilen kelimeye uygulanmalıdır.


Cümle ve ifadeler dili oluşturur. Kelimeler bir araya geldiklerinde bir anlam ifade eder. Dolayısıyla örnek cümlelere bol bol göz atmalıyız. Bir bağlam içinde gördüğümüzde, kelimeyi hatırlamak daha rahat olacaktır. Serbest çağrışım metodu bu noktada bize yardımcı olabilir. Kelimeleri birbirlerine bağlamak da onları hatırlamanıza yardımcı olacaktır.

Eğer siz öğrendiğiniz bir İngilizce kelimeyi zihninizdeki başka kelimelere bağlayabilirseniz, o kelimenin bağlarını güçlendirebilirseniz, o zaman o kelimeyi daha kolay öğrenip hatırlarsınız. Örneğin, “obvious” kelimesini öğrenirken, bu kelimeyi “clear” ve “evident” kelimeleriyle beraber öğrenebilirsiniz ya da “vital” kelimesini “essential”, “primary” ve “trivial” kelimeleriyle beraber öğrenebilirsiniz. Bu yolla zihninizde bir değil üç, dört yeni bağ oluşturursunuz. Ayrıca bu kelimeler kendi içlerinde de ilişkili olacağı için zihninize yerleşmeleri daha kolay olacaktır.

Duygusal Öğrenme 

Duygularımız elbette herhangi bir şey ile uğraşırken bizi epey etkiliyor. Yeni bir dil öğrenirken de bunu bir yük olarak görmek, zorla çalışmak performansınızı düşürecektir. Bu konu ile ilgili pozitif, motive ve heyecanlı bir şekilde ilerlemeniz ise performansınızı olumlu etkileyecektir.

Kelime öğrenirken, kelimeleri daha rahat anımasamak için onları duygularınız ve deneyimleriniz ile ilişkilendirebilirsiniz. Örneğin exhausting kelimesini deneyimlediğiniz son derece yorucu bir günle ilişkilendirebilir ve bu sayede bu kelimeyi daha rahat hatırlayabilirsiniz. Kelimelerle ilgili ufak hafıza kurguları oluşturmanız işinizi biraz daha kolaylaştıracaktır.

Dinleme Becerisi Nasıl Geliştirilebilir? 

Okuduğunu anlamak ve geniş bir kelime dağarcığına sahip olmak, dinleme, konuşma ve yazma gibi diğer tüm beceriler için bir zemin oluşturur. Öncelikle yapmanız gereken bu temeli sağlam bir şekilde oluşturmak. Dinleme becerinizi geliştirebilmek için elbette çokça dinleme alıştırması yapmanız gerekiyor. Online eğitim setleri, İngilizce kitapların Cdleri size yardımcı olabilir. Elbette internette yararlanabileceğiniz daha pek çok kaynak var. Konuşarak Öğren ve Cambly gibi uygulamalarla birebir yabancı hocalarla iletişim kurabilir ve hem dinleme hem de konuşma becerilerinizi geliştirebilirsiniz. 

Unutmayın burada anahtar nokta sürekli bir şeyler dinlemek. Konuyla ilgili podcastlerden yararlanabilirsiniz. Aynı şekilde internette birçok kısa ses kaydı mevcut. Bunları anlayana kadar tekrar tekrar dinlemeniz en iyi yöntem olacaktır. Eğer elinizde hem ses kaydı hem metin var ise, önce ses kaydını dört beş kez dinleyin, daha sonra metni okuyun ve ses kaydını birkaç kez daha dinleyin. Bilmediğiniz kelimeleri not edin ve yukarıda sözü geçen şekilde öğrenin. 

Bunlara ek olarak, farklı ülkelerden, farklı aksanlı arkadaşlar edinebilir ve onlarla bol bol konuşma pratiği yaparak kendinizi geliştirebilirsiniz. Farklı aksanlara aşina olmak dinleme becerinize katkı sağlayacaktır. Bu bağlamda çeşitli Youtube videolarını da takip edebilirsiniz. 

Dizi ya da film izlemek de elbette dinleme becerinizi geliştirecektir, fakat burada kural öncelikle dizi ve filmleri alt yazısız olarak izlemek ve konuşulanları dinlemeye odaklanmaktadır. İnsan beyni tembel olduğu için kolay olanı seçecek ve dinlemeye odaklanmak yerine yazıları okumayı tercih edecektir. Öncelikle alt yazıyı kapatıp izleyebilirsiniz, sonrasında pekiştirmek amacı ile alt yazı ile beraber dinlemeye devam edebilirsiniz. 

Sevdiğiniz şarkıları, belki küçükken pek sevdiğiniz o şarkıları da tekrar tekrar dinlemeniz sizin yararınıza olacaktır. Sözlere odaklanarak dinleyin. Farklı bir dilde dinlenilen şarkının ne söylediğini anlıyor olmak size büyük bir haz verecek. 

Eğer İngilizce seviyeniz çok iyi değilse, film izlemek sizin için çok da rahat olmayacaktır. Bunun yerine internetteki beş on dakikalık ses kayıtları ile çalışmanızı sürdürebilirsiniz. Bu noktada İngilizce öğrenenler için sadeleştirilmiş ve yavaş bir tonda kaydedilmiş İngilizce haberlerin olduğu VOA Learning English’e bir göz atabilirsiniz. 

Yazma Becerisi Nasıl Geliştirilebilir? 

İngilizce yazı yazmak — writing — çoğu öğrenci için zorlu bir süreç. Doğal olarak writing nasıl geliştirilir sorusu da pek çok öğrencinin aklını kurcalayan bir soru. Writing, konuşmadan sonra öğrencileri en çok zorlayan beceri. Dil öğrenenler için okuma ve dinleme gibi anlama temelli becerileri geliştirmek, yazma ya da konuşma gibi üretim temelli becerileri kazanmaktan daha hızlı ve kolay oluyor. 

Öncelikle yapmanız gereken güzel bir dil bilgisi temeli oluşturmak. Dil bilgilgisinini önemi aşikar, fakat tüm çalışmalarınızı da bunun üzerine yoğunlaştırmamalısınız elbette. Orta halli bir dil bilgisi kitabını anlayarak tamamlamış olmanız yeterli. Özellikle bağlaçlar (conjunctions) konusuna eğilmeniz okuma ve yazma becerilerinize epey katkı sağlayacaktır.Buna ek olarak kelime dağarcığınızın da geniş olması işinizi çokça kolaylaştıracaktır.

Kelimelerin yanı sıra üzerinde çalışmanız gereken deyimleri, kalıp ifadeleri de unutmayın lütfen. Örneğin, “hata yapmak” ifadesini İngilizce ifade etmek istiyorsanız, ayrı ayrı “hata=mistake”, “yapmak=do, make” şeklinde bilmenizin size çok bir faydası yok. Öğrenmeniz gereken ifade “to make a mistake” yani “hata yapmak” ifadesidir. Make ile mistake kelimelerinin beraber kullanıldığını öğrenmezseniz “do a mistake” gibi yanlış bir ifade kullanmış olursunuz. 

Yazma becerilerinizi geliştirmenin bir diğer en önemli yolu ise bolca okuma yapmak. Elinize İngilizce dilinde ne geçerse okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Okumak derken tabii ki yalnız satırlara göz atmaktan söz etmiyorum. Üstünkörü okumayın lütfen. İngilizcede de diğer dillerde olduğu gibi bazı kalıplaşmış ifadeler mevcut. Örneğin, ‘It is obvious that…’. Bu türden ifadeleri biliyor olmak, yazarken daha doğal cümleler kuruyor olmaya işaret ediyor.

Yazma becerinizin gelişebilmesi için, her okuduğunuzda, okuduğunuz cümleyi ve kelimeyi analiz etmelisiniz, yeni ifadeleri, kelimeleri not almalı ve onlar üzerine de çalışmalar yapmalısınız. İşin özü, okudukça kendinize bir şeyler katmalısınız. Hoşunuza giden ifade ve kelimeleri not ederek, onları kendi yazılarınızda da kullanabilirsiniz. Bu sistemle yazı dilinizin ne kadar geliştiğini gözlemleyebilirsiniz. 

İnternet üzerinden seviyenize uygun kompozisyonlar bulup onlar üzerine de çalışmalar yapabilirsiniz. Kelime ve ifadeleri iyice oturttuktan sonra bol bol pratik yapabilirsiniz. 

Bu pratiklere cümle kurmakla başlayabilirsiniz. Bu bağlamda İngilizce cümle yapısının analizi önemli, çünkü Türkçe dilinin ve İngilizce dilinin yapıları birbirlerinden son derece farklıdır. İngilizce dilinde fiil özneden hemen sonra gelirken Türkçe için durum böyle değildir.

Örneğin, ‘Ben bir muzyedim’ ve ‘I ate a banana cümlelerini inceleyelim. İngilizce cümle şöyle: I ate (yemek fiilinin ikinci hali) a (bir) banana (muz). Burada açıkça görüldüğü gibi fiil özneyi takip ediyor. 

Türkçede ise zaman eklerinin fiilin üzerinde olduğunu biliyoruz. İngilizcede zaman ekleri hem fiilin üzerindedir hem de ayrı bir kelime olarak kullanılır. Mesela “I am going” cümlesinde fiile gelen -ing eki şimdiki zaman anlamı katar ancak buna ek olarak öznenin ardından 

● I için am,

● he/she/it için is ,

● you/we/they için are 

yardımcı fiilinin (auxiliary verb) gelmesi gerekir. Ya da Türkçede çoğu durumda özne kullanımı isteğe bağlıyken İngilizcede özne her zaman vardır. Yemek yiyor dediğimizde gizli özne olarak üçüncü tekil şahıs var, fakat she is eating diyorsak kişi zamirini mutlaka yazmak durumundayız. 

İngilizcede zarfların konumu ve ilgi tümcecikleri ile ilgili bilgileri yazının devamında ‘Dil Bilgisi Nasıl Geliştirilebilir?’ kısmında bulabilirsiniz. 

Cümle yazma konusunda kendinizi yeterli hissediyorsanız paragraf denemelerine başlamanızın zamanı gelmiş demektir. Paragraf, aynı konu etrafındaki cümleler bütünüdür. Her biri tek bir fikir anlatır ve o fikri açıklar. Çoğunlukla üç- beş cümleden oluşan paragrafların uzunluğu ile ilgili kesin bir kural olduğunu söylemek de yanlış olacaktır. 

Paragraf denemelerinizden önce yapmanız gereken hazırlık, yazmaya başlamadan önce, üzerine yazacağınız konu ile ilgili bol araştırma yapmak ve notlar almaktır. Konuyu açıkça kafanızda oturtamazsanız onu yazıya dökmeniz de düzgün bir şekilde olmayacaktır. Dilinizi ve üslubunuzu yazdığınız hedef kitleye göre ayarlayabilirsiniz. Paragraf yazarken uymanız gereken dört önemli kural var: bütünlük, cümle sırası, tutarlılık ve kapsamlılık. İzlemeniz gereken adımlar ise şu şekilde; 

Öncelikle bir paragrafın giriş, gelişme ve sonuç cümlelerinden oluştuğunu unutmayın. İlk cümle paragrafın konusunu vermelidir, bu giriş cümlesinde paragrafın ne anlatmak istediğini açıkça belirtin ve gereksiz detaylardan kaçının. Devamında gelişme bölümünde cümleleri hangi sıraya koyduğunuz da büyük bir önem arz ediyor. Bu cümleler, giriş cümlelerinizi desteklemeli ve paragraf bütünlüğünü sağlayacak bir sırayla yazılmalıdır. Yazılanların birbirini tamamlamasına ve desteklemesine çaba gösterin. İlgisiz şeyleri paragrafa eklemeyin. Geçiş ifadeleri ve bağlaçlar bu bağlamda yazının bütünlüğünün bozulmamasına ve akıcı bir dille yazılmış olmasına katkı sağlayacaktır. İşlenen fikrin yarım bırakılmaması,paragrafın geliştirilip tamamlanması da son derece önemli. Paragrafın son cümlesinin ana fikri vurgulamasına ve onun özeti niteliğinde olmasına da özen gösterin. 

Tamamladığınız paragrafınız anlamlı bir bütün halinde ise imla ve yazım kontrollerini yapıp hemen bir diğer paragrafa geçiş yapabilirsiniz. Paragraf yazma ile ilgili bazı yararlı kaynaklar şu şekilde: 

● On Paragraphs 

● Coherence and Unity 

● How to Write a Paragraph 

● Paragraph Tips 

● Paragraph Organizer

Dil Bilgisi Nasıl geliştirilebilir? 

Elinizde birden fazla lego parçası olduğunu düşünün ancak bu legoları bir araya getirip bir bağlam içerisinde objeye dönüştüremiyorsanız o zaman bildiğiniz parça parça bilgiler de çok fazla işe yaramayabilir. Bu benzetmeyi İngilizce üzerinden düşünelim, kelime bilginiz çok fazla olabilir ya da deyimleri biliyor olabilirsiniz ancak elinizdeki kelimeler ile doğru anlamı verecek şekilde cümle kurmak da legodan bir obje yaratmak gibi olacaktır.

Doğru bir gramer ile konuşmak çok daha akıcı ve özgüvenli bir konuşmayı sağlar. Aynı zamanda gramer kurallarını bilmek ana dili İngilizce olan kişilere tuhaf gelebilecek cümlelerden de kaçınmanızı sağlar. 

Bununla birlikte akademik anlamda ya da profesyonel iş yaşantısında bir maili ya da bir makaleyi doğru bir şekilde yazabilmek çok önemlidir, özellikle buralarda grameri kontrol edeceklerdir. Doğru yazılmış bir mail ya da makale bu işi ciddiye aldığınızın da önemli bir göstergesidir. 

Bütün bunların yanı sıra sosyal yaşantıda da gramer çok önemlidir. Bir sohbet sitesinde olduğunuzu varsayalım, yeni insanlarla tanışabiliyorsunuz ve yabancı kişiler de var. Türkçe grameri kötü olan biriyle konuşmak istemeyebilirsiniz ki birçok insanın da tercihinin bu yönde olduğunu gösteren araştırmalar mevcut. 

Yeni biriyle tanıştığınızda ya da yeni bir yeri ziyaret ettiğinizde yanlış anlaşılmamak için grameri doğru kullanmak önemlidir. İngilizceyi yeni öğrenen birine nasıl ki gramer içerisinde boğulmaması gerektiği tavsiye ediliyorsa, konuşma becerisini geliştirmek için sadece kelime bilgisine ağırlık vermesi de tavsiye edilmez. Bir dili öğrenirken gramer çalışması yapmak da çok kıymetlidir. 

Peki gramerimizi nasıl geliştirebiliriz? 

İnternet Siteleri: Gramerimizi geliştirmek için o dili native yani ana dili şekilde konuşan insanlardan faydalanmak ya da dilin tüm kurallarının doğru bir şekilde içerisinde bulunduran uygulamalardan faydalanmak çok daha sağlıklı olacaktır. Bunlara örnek olarak Cambly, English Ninjas ya da Konuşarak Öğren gibi siteleri gösterebiliriz. Bununla birlikte isterseniz Duolingo gibi offline ancak tamamen ücretsiz uygulamalardan da faydalanabilirsiniz. 

Gramer Kitapları: Eğer görsel hafızanız daha yüksekse ya da not alarak çalışmayı daha çok seviyorsanız bu seçeneği değerlendirebilirsiniz. Elinizin altında her an bakabileceğiniz bir gramer kitabı olması öğrenmenizi kolaylaştıracaktır. İyi kitaplardan birkaçı; Essential Grammar in Use, English Grammar in Use 

Film, Kitap, Podcast: Çok sevdiğiniz bir diziyi günde beş – on dakika bile olsa İngilizce alt yazılı olarak izlemek size çok şey katacaktır. Günlük konuşma dilinde gramerin nasıl kullanıldığını görmek, üstelik sevdiğiniz karakterlerden ve aşina olduğunuz durumlardan yola çıkarak öğrenmek keyifli hale getirecektir. 

Bununla birlikte seviyenize uygun hikaye kitapları da satın alarak takip edebilirsiniz. Hem kelime bilginiz gelişecek hem de grameriniz ilerleyecektir. Harry Potter’ın okuması çok zevkli ve akıcı olduğu söyleniyor. Bütün bunları yaparken dikkat etmemiz en önemli şey ise bu dili sanki bir bebek gibi baştan öğreniyor olduğumuzu kabullenmektir. 

İnsan ana dilini, çocukluktan itibaren doğal ortamlarda öğrenir. Dolayısıyla bir çocuğun ana dilini önce başka bir dile çevirip sonra anlaması durumu söz konusu değildir. İngilizce her metinde takındığımız tavır da bir çocuğun tavrı gibi olmalıdır. İngilizce bir cümleyi Türkçeye çevirerek anlamak her zaman doğru sonucu vermeyeceği gibi kafamızı da karıştırabilir. Çünkü Türkçe ile İngilizce dilleri birbirinden yapıca farklıdır. Örneğin; 

  • Işıl arkadaşına öğretti. (özne nesne yüklem)
  • Işıl thought her friend. (özne yüklem nesne) 

Ana dili Türkçe olan öğrencilerin tenseler konusunda yani zamanlar konusunda pek çok sıkıntı yaşadığını biliyoruz. İşte bunun nedeni de zamanları Türkçe diline çevirip onun üzerinden anlamaya çalışmalarıdır. İngilizce dilindeki zamanlar ile Türkçe dilindeki zamanlar birebir aynı değildir. 

İngilizce Tüm Zamanlar ile İlgili Örnek Cümleler:

“Kapıyı açtım” gibi basit bir cümlenin tüm zamanlardaki değişimini birlikte inceleyelim;

  • I opened the door. — Past Simple — Kapıyı açtım.
  • I was opening the door. — Past Continuous — Kapıyı açıyordum.
  • I had opened the door. — Past Perfect — Kapıyı açmıştım. 
  • I had been opening the door. — Past Perfect Continuous — Kapıyı açıyordum.
  • I have opened the door. — Present Perfect — Kapıyı açtım.
  • I have been opening the door. — Present Perfect Continuous — Kapıyı açıyordum.
  • I am opening the door. — Present Continuous — Kapıyı açıyorum.
  • I will open the door. — Will — Kapıyı açacağım.
  • I am going to open the door. — Be Going To — Kapıyı açacağım. 
  • I will be opening the door. — Future Continuous — Kapıyı açıyor olacağım.
  • I will have opened the door. — Future Perfect — Kapıyı açmış olacağım.
  • I will have been opening the door. — Future Perfect Continuous — Kapıyı açıyor olacağım. 
  • I open the house — Present Simple — Kapıyı açarım.

İngilizcede zamanlar ile ilgili sıkıntılar zamanların Türkçeye çevrilmesi ile başlıyor. Bu zamanları Türkçe üzerinden öğrenmeye çalışırsanız, bazı farklı zamanların Türkçe çevirilerinin aynı olması nedeni ile kafanız karışacaktır. Örneğin, past simple ve present perfect zamanlarının Türkçe ifadeleri birebir aynı, ama yine de bunlar arasında bir anlam farkı bulunmakta. Bu sorunu, konu üzerinde İngilizce düşünerek çözebilirsiniz. Bahsedilen zaman anlam olarak ne ifade ediyor, odaklanmanız gereken soru bu olmalıdır.

İngilizcede Zarfların Konumu 

Dilimizde fiili betimleyen zarflar fiilden önce gelmektedir. Örnek verecek olursak, “Ben hızlı yürüyorum” cümlesinde fiili betimleyen “hızlı” zarfı fiilden önce gelmektedir. İngilizce bir cümlede ise zarf (adverb) fiilden sonra gelir. Aynı cümleyi İngilizceye çevirirsek: “I am walking fast” 

İngilizcede İlgi Tümcecikleri (Relative Clauses) 

İki dilin farklılık gösterdiği noktalardan bir diğeri de ilgi tümcecikleri. Türkçede “Onun geleceğini biliyordum” şeklinde söylenen cümleyi İngilizcede “I knew that he would come” olarak ifade ediyoruz. “Onun geleceğini biliyordum” cümlesi iki tümceden oluşmaktadır. Biri “Biliyordum” diğer ise “O gelecek”. Bunlar Türkçede adeta iç içe geçecek şekilde birleşir. Ancak İngilizce cümlelerde bir cümleyi oluşturan tümcecikler daha kesin çizgilerle birbirinden ayrılır. “I knew that he would come” cümlesinde that cümleyi oluşturan iki tümceyi ayırmaktadır.

İngilizce Öğrenmenin En Etkili Yolları

İngilizce nasıl öğrenilir? sorusunun cevabını bir önceki başlıkta detaylı bir şekilde ifade etmeye çalıştım. Dilerseniz bu başlık altında da, İngilizce öğrenmenin en etkili yollarını madde madde inceleyelim. 

Uygulamalar, internet siteleri 

Yukarıda söz ettiğim gibi İngilizce öğreniminizi hem kolaylaştıracak hem de hızlandıracak birçok uygulama ve internet sitesi bulunmakta. Bu uygulama ve internet sitelerini kullanarak okuma, yazma, dinleme ve konuşma becerilerinizi tek tek geliştirmeniz mümkün. Bol pratik ve istikrar ile birlikte kısa sürede çok yol katedeceksiniz.

Okuma, dinleme, yazma ve konuşma becerilerine ayrı ayrı yoğunlaşmak

Bu becerilerin her biri farklı noktalarda yoğunlaştırılmış bir çalışma gerektiyor. Hangi becerinizi hangi yöntem ile geliştireceğinizin kararını en iyi siz bilirsiniz. 

Kitaplar, dergiler ve benzeri yayınlar

Kelime bilginizin gelişmesi, gramer yapılarının kafanızda oturması ve belli kalıpların kullanılış şekillerini anlamanız ve pekiştirmeniz noktasında okumalar yapmanız son derece önemlidir. 

Farklı farklı seviyelere uygun olarak şu kitaplardan yararlanabilirsiniz;

  • Fifty Great Short Stories / Editör: Milton Crane 

Ernest hemingway , Alexander Pushkin , Edgar Allen Aoe, Guy de Maupassant’tan tutun da James Joyce, Aldous Huxley, John Steinbeck, Anton Chekhov’a Virginia Woolf, William Faulkner’a kadar hepsi teker teker dünya litaretüründe önemli yere ve başyapıtlara sahip elli yazarın kısa hikayelerinin bulunduğu, almadan ve okunmadan geçilmemesi gereken kitap, gerçek bir edebiyat ziyafeti.

  • The Wizard of Oz (Oz Büyücüsü) / L. Frank Baum 

‘Oxford University Press baskılı kitap, The Wizard of Oz, Dorothy ve köpeği Toto’nun Kansas’daki evi bir fırtınada zarar görür ve Dorothy ile köpeği Toto, Oz Diyarı’nda mahsur kalır. Kuzey’in Cadısı ve Munchkinlere kulak veren Dorothy Zümrüt Şehir’de yaşayan Oz Büyücüsü’nü araştırmaya başlar. Böylece Korkuluk, Teneke Adam ve Korkak Aslan ile birlikte arkadaşlık, büyücülük ve tehlikelerle dolu sürükleyici bir maceraya çıkarlar.’

  • Frankenstein / Mary Shelley 

Mary Shelley’nin henüz on dokuz yaşındayken yazdığı yeni bir yaşam yaratmayı arzulayan genç bilim adamının tüyler ürpertici öyküsü günümüzde de yankısını sürdürüyor. Muhtelif ölülerden alınan parçalarla yaratılan ve bunun sonucu olarak da son derece çirkin bir görünüme sahip olan Victor Frankenstein’in canavarı yaratıcısı tarafından reddedilince intikam arayışı içinde uzun bir yolculuğa çıkacaktır. Tüm zamanların bu en ünlü gotik korku hikayesinde Mary Shelley bilimin sınırları insan zulmünün tabiatı ve bağışlanmaya giden yollarla yüzleşmektedir. 

  • Treasure Island (Define Adası) / Robert Louis Stevenson

‘Stevenson’ın ilk kez 1881 yılında bir dergide tefrika olarak yayınladığı Define Adası, bugüne dek gerek atmosferi ve karakterleriyle, gerek anlattığı heyecanlı define avıyla her yaştan okuru cezbetmiştir. Yetişkin dostlarıyla birlikte çıktığı deniz seferinden sağ salim dönülmesinde önemli rol oynayan, romanın yeni yetme anlatıcısı Jim Hawkins açısından, bir rüştünü ispat etme hikâyesidir. Zira Jim bu seferde ihanetler, sürpriz saldırılar ve kanlı çarpışmalarla karşı karşıya kalmıştır. Romanın en fazla ete kemiğe büründürülmüş, en güçlü karakteri John Silver’ın eylemlerinde ise yazarın “ahlak” kavramının her zaman açık ve net olmamasına ilişkin alaycı yaklaşımı sezilir.’

  • Othello / William Shakespeare 

‘Oyun yazarı olarak en çok trajedi, komedi ve tarihsel oyunlarıyla tanınan William Shakespeare’in en ünlü trajedilerinden biri olan Othello ilk kez 1604 yılında Londra’da sahnelenmiştir. Venedik Devleti’nin hizmetindeki soylu bir Arap olan Othello ile çavuşu Iago, karısı Desdemona ve emir subayı Cassio arasında gelişen olaylar; okuyucuyu güven, güvensizlik, şüphe, hırs, çıkar gibi kavramlar üzerine yeniden düşünmeye itecek nitelikte…’

  • Sapiens: A Brief History of Humankind (Hayvanlardan Tanrılara İnsan Türünün Kısa Bir Tarihi) / Yuval Noah Harari 

Hayvanlardan Tanrılara Sapiens Yuval Harari’nin 2011’de yayımladığı,2014’te İngilizce’ye 2015’te Türkçeye çevrilen kitabı.Harari kitabında Jared Diamond’ın Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabına, zor sorulara bilimsel cevap vermenin mümkün olduğunu gösterdiği için en büyük ilham kaynağı olarak atıfta bulundu. 

  • Brave New World (Cesur Yeni Dünya) / Aldous Huxley 

‘”Cesur Yeni Dünya” bizi “Ford’dan sonra 632 yılına” götürür. Bu dünyanın cesur insanları kapısında “Cemaat, Özdeşlik, İstikrar” yazan Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezi’nde üretilirler. Kadınların döllenmesi yasak ve ayıp olduğu için, “annelik’ ve ‘babalık’ pornografik birer kavram olarak görülür Toplumsal istikrarın temel güvencesi olan şartlandırma hipnopedya -uykuda eğitim- ile sağlanır. Hipnopedya sayesinde herkes mutludur; herkes çalışır ve herkes eğlenir. “Herkes herkes içindir.” 

“Cesur Yeni Dünya”nın önemi yalnızca ardılları için bir standart oluşturması ve karamsar bir gelecek tasarımının güçlü betimlemesiyle değil, aynı zamanda ‘birey yok edilse de süren macerasının’ sağlam bir üslupta anlatılmasıyla da ilgili. Huxley, yapıtını ütopa geleneğinin kuru anlatımının dışına çıkarıp ‘iyi edebiyat’ kategorisine yükseltiyor.’

  • The Three Musketeers (Üç Silahşorler) / Alexandre Dumas

1625 yılında D’Artagnan babasının yönlendirmesiyle, silahşor olabilme ve krala hizmet etme amacıyla Paris’e gidiyor. Diğer yandan Athos, Porthos, Aramis yanlış anlaşılmalar sebebiyle birbirleriyle durmadan düellolar yapacak iken D’Artagnan ile karşılaşıyorlar ve sonrasında hep birlikte maceraları başlıyor.

Dizi, film ve podcastler 

Özellikle listening, yani dinleme becerilerinizi geliştirebilmenizin en kolay yolu dizi film ya da podcastler takip etmek olacaktır. Dizi ve filmleri önce altyazısız olarak ya da İngilizce altyazılı bir şekilde izlemeniz birçok kalıbı ve kullanılış şekillerini rahatça öğrenmenizi sağlayacaktır.

İzleyerek İngilizcenizi geliştirebileceğiniz dizilere bazı örnekler şu şekilde; 

  • Seinfeld 

Aslında bu dizide hiçbir şey olmuyor. Yanlış duymadınız bu dizinin net bir konusu yok. Bir arkadaş grubu etrafında gelişen olaylar gösteriliyor bizlere. Başrollerde Jerry Seinfeld, Jason Alexander, Michael Richards, Julia Louis-Dreyfus gibi isimlerin bulunduğu bu dizi bir komedi dizisi. Mutlaka bir şans verin. 

  • South Park 

Bu bir animasyon dizi ve Colorado eyaletinin South Park adlı kasabasında yaşayan Kyle Broflovski, Eric Cartman, Stan Marsh ve Kenny McCormick isimli dört çocuğu merkezine koyarak başlarından geçen türlü olayları anlatıyor.

  • Family Guy

Family Guy da, South Park gibi bir animasyon televizyon dizisi.  Dizi genel olarak kurgusal şehir Quahog, Rhode Island’da yaşayan Peter ve Lois, çocukları Meg, Chris ve Stewie ve antropomorfik köpekleri Brian’dan oluşan Griffin ailesini konu alıyor.

  • Scrubs 

‘Tıp okulundan yeni mezun olan J.D. ve çocukluğundan beri en iyi arkadaşı olan Turk, Sacred Heart hastanesinde stajyer olarak çalışmaya başlarlar. J.D.’nin hayatı, kendisiyle aynı anda stajyerliğe başlayan depresif genç kız Elliot ile tanışınca ona karşı bir şeyler hissetmeye başlar. Turk ise, 8 yıllık hemşire olan latin kökenli Carla’dan hoşlanır. Elbette, uzun sürecek olan bu stajyerlik döneminde yediği içtiği ayrı gitmeyen iki arkadaşın başına gelecek en önemli şey aşk değildir. J.D’nin, hastanedeki ilk gününde tanıştığı vurdumduymaz başhekim Dr. Kelso ve kendine has tedavi yöntemleri olan Dr. Cox arasında bir seçim yapması gerekmektedir. Acaba önündeki uzun stajyerlerik döneminde hangisi 

J.D’nin akıl vericisi olacaktır? Sorunlar sadece bunlarla sınırlı da değildir tabii… Hastaneye adım attığı anda tartıştığı ve doktorluğu boyunca kendisine hayatı zindan edecek olan temizlikçiye de dikkat etmelidir J.D. … Tabii bütün bu karakterler birleşince de ortaya bir komedi şöleni çıkması gayet doğaldır…’

Bu dizilere ek olarak, How I Met Your Mother, Friends, Desperate Housewives gibi kült dizileri de tekrar tekrar izleyerek İngilizcenizi geliştirebilirsiniz.

Yararlanabileceğiniz İngilizce podcast örnekleri ; 

  • Splendid Speaking

Bu podcast, İngilizcesi ileri seviye olan kişiler için idealdir. Konuşma pratiğinizi geliştirmek istiyorsanız mutlaka bir göz atın. 

  • EnglishClass101

Bu podcastte ise her seviyeden kişi için bir içerik bulunmakta. absolute beginner, beginner, intermediate ve advanced gibi seviyeler mevcut. 

  • The English We Speak

Bu bir BBC podcast’i ve günlük kalıplar ile İngilizce argo kalıplar üzerine yoğunlaşılıyor. 

  • Elementary Podcasts

Yirmi beşer dakikalık bu podcastler, başlangıç ve orta seviye için ideal. İçerikte zaman zaman bazı konular tartışılıyor zaman zaman da günlük hayatta karşılaşabileceğimiz senaryolar işleniyor. 

  • Voice of America Learning English

Tarih, bilim gibi pek çok konuda içerik bulabileceğiniz bu podcast, farklı farklı seviyelere hitap ediyor. 

Bu podcastlere ek olarak, Business English Pod, Better @ English, Podcasts in English, Culips ESL Podcast, Luke’s English Podcast, What If World, Radiolab: Pickle gibi podcastler de İngilizce öğreniminiz süresince size yardımcı olabilecek podcastler arasında. 

Son olarak şunu söylemek isterim, eğer kendinizi başlamaya hazır hissediyorsanız, kendinize huzurlu , sakin bir alan yaratın. Belki biraz klasik müzik ve sevdiğiniz bir içecek eşliğinde çalışmaya başlayabilirsiniz. Severek ve isteyerek yapılan bir çalışmanın her zaman daha faydalı olacağını da lütfen aklınızdan çıkarmayın. İyi çalışmalar!

Recent Content