İngilizce Evin Bölümleri (Parts of a House) Nelerdir? - Wordly Konuşuyor...

İngilizce Evin Bölümleri (Parts of a House) Nelerdir?


İngilizce Evin Bölümleri (Parts of a House) Nelerdir?

Türk ev yapısı ve yabancı ev yapılarının en büyük farkı Türk evlerinin genelde daha büyük olmasıdır. Özellikle Avrupa evleri ile kıyaslandığında bu boyut farkı göze çarpıyor. Ek olarak tuvalet yapılarının da farklı olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. İster Türk evi olsun ister yabancı ev yapıları olsun, evin bölümlerini kendi dilimizde saymak oldukça kolay, öyle değil mi? Peki ya İngilizcede? İngilizce evin bölümlerini saymak sizin için zor bir iş mi? İngilizce evin bölümleri ve eşyaları ile ilgili bilgileri bu yazımızda ve ‘İngilizce Ev Eşyaları İsimleri’ yazımızda bulabilirsiniz. Yazının devamında İngilizce evin bölümleri ile ilgili cümle örneklerini de bulabilirsiniz. Hazırsanız hemen başlayalım!

İngilizce Evin Bölümleri Resimli Açıklama

Yukarıdaki görselde görmüş olduğunuz gibi bir eve dış taraftan bakıldığında görebileceğimiz bölümler işaretlenmiş. Bu işaretlenen bölgelere ve Türkçe karşılıklarına bir de beraber bakalım;

  • Roof: Çatı
  • House: Ev
  • Window: Pencere
  • Balcony: Balkon
  • Garage: Garaj
  • Driveway: Garaja doğru giden araba yolu
  • Letterbox: Posta kutusu
  • Door: Kapı

Daha fazlasını örnek cümleler ile inceleyelim;

1. Roof / Çatı

Çatı kelimesinin İngilizcesi roof’tur. Çatı evin tepesindeki üst kısmı oluşturur ve evi dış etkenlerden korur.

Roof yani çatı kelimesi ile ilgili cümleler:

  • There is a kitten on the roof. (Çatıda bir kedi var.)
  • You should fix this roof before the winter comes. (Kış gelmeden önce bu çatıyı tamir ettirmeniz gerekiyor.)
  • The sound of rain on the roof makes me feel nervous, I really do not like that sound. (Yağmurun çatıya vurma sesi beni geriyor, o sesi gerçekten sevmiyorum.)
  • Did Melisa climb up the ladder to get to the roof? (Melisa, merdivene çatıya çıkmak için mi tırmandı?)
  • The roof is the most important part of a house. (Çatı, evin en önemli parçasıdır.)
  • The roof is on fire, you should immediately call 911. (Çatı alev almış, acilen 911’i aramanız gerekiyor.)
  • What is the material of the roof of your house? (Evinizin çatısının materyali nedir?)

2. Garage / Garaj

Garaj kelimesinin İngilizcesi garage’dır. Garaj, arabaları koymak için kullanılan bir alandır bildiğiniz gibi.

Garage, yani garaj kelimesi ile ilgili örnek cümleler:

  • Did she drive the car into the garage? (O arabayı garaja doğru mu sürdü?)
  • How many cars do you have in your garage? (Garajınızda kaç araba var?)
  • Meet me in front of the garage, I do not know how to drive, you should drive us there. (Benimle garajın önünde buluş, ben araba kullanmayı bilmiyorum, bizi oraya sen götürmelisin.)
  • It is not hard to clean the garage when you at least do it once in a month. (Ayda bir yapınca, aslında garajı temizlemek o kadar da zor değil.)
  • You can put the staff that is not useful into your garage. (İşe yaramayan şeylerini garajına koyabilirsin.)

3. Room / Oda

Oda kelimesinin İngilizcesi room’dur. Odalar hepinizin bildiği gibi, eşyalarınızı koyup içlerinde vakit geçirebileceğiniz alanlardır. Evin bölümleri içerisinde önemli olanlardan biridir.

Room yani oda kelimesi ile ilgili örnek cümleler;

  • Dogs follow people whenever they leave the room. (Köpekler, insanları odadan ayrıldıkları her anda takip eder.)
  • This is my room, it is bigger than yours and in the mornings I can face the sun. (Bu benim odam, seninkinden büyük ve sabahları güneşle yüz yüze gelebiliyorum.)
  • How many rooms do that house have? (O ev kaç odaya sahip?)
  • It is not my responsibility to clean your room young boy! (Odanı temizlemek benim sorumluluğum değil küçük bey!)
  • They did not leave the room until she finished her speech. (O konuşmasını bitirene kadar odadan ayrılmadılar.)

4. Floor / Taban

Taban kelimesinin İngilizcesi floor’dur. Zemin, elbette ev için önemli bir yapıdır. Tabanın olmadığı bir evi düşünmek mümkün değil.

Floor yani taban kelimesi ile ilgili örnek cümleler;

  • Be careful! There was a hole in the floor last time. (Dikkatli ol! Geçen sefer yerde bir delik vardı.)
  • Alicia left her keys on the floor when she was putting her shoes on. (Alicia, ayakkabılarını giyerken anahtarlarını yere bıraktı.)
  • That floor was not slippery as I remember. (O yer, hatırladığım kadarıyla çok da kaygan değildi.)
  • There was food on the kitchen floor. (Mutfak zemininde yemekler vardı.)
  • Is that water that I am seeing, on the bathroom floor? (Banyonun zemininde gördüğüm şey su mu?)

5. Entrance / Giriş

Giriş kelimesinin İngilizcesi entrance’dır. Adı üzerinde, eve giriş yaptığımız alana verilen isimdir.

Entrance yani giriş kelimesi ile ilgili örnek cümleler;

  • Meet me in front of the entrance two hours later. (Benimle iki saat sonra girişin önünde buluş.)
  • They could not enter the house, because the entrance was locked. (Giriş kilitli olduğu için içeriye giremediler.)
  • I love to sit in front of the entrance and do a little meditation in the mornings. (Sabahları, girişte oturup meditasyon yapmaya bayılıyorum.)
  • I have a gift for your entrance to the house. You will love it! (Evin girişine bir hediye aldım. Bayılacaksın!)
  • How many entrances do this house have? What a big house! (Bu evin kaç girişi var? Ne kadar da büyük bir ev!)

6. Exit / Çıkış

Çıkış kelimesinin İngilizcesi exit’tir. Yine adı üzerinde, evden çıkış yapılan alana verilen isimdir.

Exit yani çıkış kelimesi ile ilgili örnek cümleler;

  • Exit is on the other side of the house, please follow me. (Çıkış evin diğer tarafında, lütfen beni takip edin.)
  • How many exits do this house have? (Bu evin kaç çıkışı var?)
  • We should not meet in front of the exit, my boyfriend should not see you. (Çıkışın önünde buluşmamalıyız, erkek arkadaşım seni görmemeli.)
  • Exit is this way, you should follow him. (Çıkış bu tarafta, onu takip etmelisiniz.)
  • Exits of the houses always makes me feel sad. Do not know why. (Evlerin çıkışları beni her zaman üzer. Nedenini bilmiyorum.)

7. Fence / Çit

Çit kelimesinin İngilizcesi fence’tir. Çitler, bahçeli evlerde, bahçenin etrafını sararak hem sınır belirler, hem de o alanı korumaya yardımcı olur.

Fence yani çit kelimesi ile ilgili örnek cümleler;

  • Your garden has a beautiful fence. (Bahçen güzel bir çite sahip.)
  • Little dog just hit the fence, because he could not see it. (Küçük köpek, göremediği için çitlere çarptı.)
  • You have a long fence to protect your garden, right? (Bahçenizi korumak için uzun bir çite sahipsiniz, öyle değil mi?)
  • Neighbours cat come across the fences. (Komşunun kedisi çitlerin oradan geldi.)

8. Bathroom / Banyo

Banyo kelimesinin İngilizcesi bathroom’dur. Banyo, duş alınan ve tuvalet ihtiyacının karşılandığı alandır.

Bathroom yani banyo kelimesi ile ilgili örnek cümleler;

  • You have a colourful and lovely bathroom. (Rengarenk ve sevimli bir banyonuz var.)
  • Have many bathrooms should a home have? (Bir evin kaç adet banyosu olmalıdır?)
  • There were some cockroaches in the bathroom. (Banyoda biraz hamamböceği vardı.)
  • May I use the bathroom? (Banyoyu kullanabilir miyim?)
  • You should not lock yourself to the bathroom again! Understand? (Kendini bir daha banyoya kilitlememelisin! Anlaşıldı mı?)

9. Living Room / Oturma Odası

Oturma odasının İngilizce karşılığı living room’dur. Ev içerisinde misafir ağırlanabilen ve televizyon izlemek, sohbet etmek gibi aktivitelerin yapılabileceği kısımdır.

Living room yani oturma odası ifadesi ile ilgili örnek cümleler;

  • Maybe it is time for us to rearrange the furniture in the living room. (Belki de, oturma odasındaki mobilyaları değiştirmenin zamanı gelmiştir.)
  • We spend most of our time in the living room with my family. (Ailem ile, vaktimizin çoğunu oturma odasında geçiriyoruz.)
  • Is your living room more spacious? (Sizin oturma odanız daha mı geniş?)
  • My favourite thing to do was watching TV with my ex – girlfriend in the living room, but she is gone now… (Eskiden en sevdiğim şey, eski kız arkadaşımla oturma odasında televizyon izlemektir, ama artık o yok…)
  • Do you have four or five couches in the living room? (Oturma odanızda dört koltuğunuz mu var, yoksa beş mi?)

10. Dining Room / Yemek Odası

Yemek odasının İngilizcesi dining room’dur. Türkiye’de bu odalara çok sık rastlamasak da, yurtdışında daha çok kullanılan bu odalar, çeşitli yemek organizasyonlarına da ev sahipliği yapmaktadır.

Dining room yani yemek odası ifadesi ile ilgili örnek cümleler;

  • Our dinner party will be in our dining room. (Yemek davetimiz yemek odamızda olacak.)
  • The handmaid entered the room, carrying a tray of food. (Hizmetçi elinde bir tepsi yiyecekle odaya giriş yaptı.)
  • May I take the jug to the dining room? (Sürahiyi yemek odasına götürebilir miyim?)
  • Has their house got a dining room? (Onların evinde bir yemek odası var mıdır?)
  • You should not talk to someone on the phone in the dining room, it is disrespectful. (Yemek odasında biriyle telefonda konuşmamalısın, bu saygısızca.)

11. Toilet / Tuvalet

Tuvalet kelimesinin İngilizcesi toilet’tır. Adı üzerinde tuvalet ihtiyacının karşılanması amacına hizmet etmektedir. Türkiye’de ve özellikle Avrupa’da farklı tuvalet yapılarını gözlemleyebilmek mümkün.

Toilet yani tuvalet kelimesi ile ilgili örnek cümleler;

  • Excuse me. May I use the toilet? (Afedersiniz, tuvaleti kullanabilir miyim?)
  • How many toilets has this house got? (Bu evin kaç tuvaleti var?)
  • I do not feel good if a toilet has not got any mirrors. (Eğer bir tuvaletin aynası yoksa pek iyi hissetmiyorum.)
  • The toilet is spacious. In my opinion this shows a house’s value. (Tuvalet oldukça geniş. Bana göre bir evin değerini gösteren de budur.)
  • There were no toilet papers in the toilet for your information. (Tuvalette hiç tuvalet kağıdı yoktu, bilginiz olsun.)

12. Kitchen / Mutfak

Mutfak kelimesinin İngilizcesi kitchen’dır. Bir evin önemli kısımlarından biri olan mutfak, genellikle yemek hazırlıkları için kullanılmaktadır.

Kitchen yani mutfak kelimesi ile ilgili örnek cümleler;

  • Kitchen is my favourite place in the house! (Mutfak evdeki en sevdiğim yerdir!)
  • They have a big table in their kitchen and they are eating there. (Mutfakta büyük bir masaları var ve orada yemek yiyorlar.)
  • Do you want anything from the kitchen? (Mutfaktan bir şey istiyor musun?)
  • It is not a good thing to see a rat in the kitchen I guess. (Sanırım mutfakta bir fare görmek iyi bir şey değil.)
  • Tobias was in the kitchen cooking when I came home. (Ben eve geldiğimde Tobias mutfakta yemek yapıyordu.)

13. Lawn / Çimenlik

Çimenlik kelimesinin İngilizce karşılığı lawn’dur. Bu kısım bahçeyi kapsayan kısımdır.

Lawn yani çimenlik kelimesi ile ilgili cümle örnekleri;

  • If it does not rain, Sarah will mow the lawn today. (Eğer yağmur yağmazsa, Sarah bugün çimleri biçecek.)
  • The time of the seeding the lawn is so important. (Çimi ne zaman tohumladığınız son derece önemli.)
  • Is the lawn still too wet to sit on? (Çimenlik hala üzerinde oturmak için çok mu ıslak?)
  • You should not water the lawn every single day. (Çimleri her gün sulamamalısın.)
  • What about paying the girl next door to mow your lawn? (Yan komşu kızına, çimlerinizi biçmesi için ödeme yapmaya ne dersiniz?)

14. Letter Box / Posta Kutusu

Posta kutusunun İngilizce karşılığı letter box’tır. Posta kutusu gelen posta ve mektupların konulduğu yerdir.

Letter box yani posta kutusu ile ilgili cümle örnekleri;

  • Should I check the letter box everyday? (Posta kutusunu her gün kontrol etmeli miyim?)
  • Our letter box is in front of the garden. (Bizim posta kutumuz bahçenin ön tarafında.)
  • Postmen should not look in our letter box like that! It is not acceptable. (Postacılar, posta kutularımızın içine o şekilde bakmamalı! Bu kabul edilebilir değil!)
  • I have a gift for you in the letter box. Just check it when you arrive home. (Posta kutunda senin için bir hediyem var. Eve gidince kontrol et!)
  • Letter box is a very important item for him, because he is waiting for a letter from his girlfriend nowadays. (Posta kutusu onun için önemli bir obje, çünkü bu günlerde kendisi, kız arkadaşından bir mektup bekliyor.)

15. Patio / Bahçe Avlusu

Bahçe avlusunun İngilizcedeki karşılığı patio’dur. Bahçe avlusu, evin bahçesinin ortasında bulunan alandır. Ziyaretçi ağırlamak gibi etkinliklerde kullanılması mümkündür.

Patio yani bahçe avlusu ile ilgili cümle örnekleri;

  • The patio of that house is very big. I like it. (O evin bahçe avlusu çok geniş. Sevdim.)
  • Would you like to buy some tables and chairs for our patio? (Bahçe avlumuz için biraz masa ve sandalye almak ister misin?)
  • Having a picnic on the patio makes me really happy. Do you agree with me? (Bahçe avlusunda piknik yapmak beni gerçekten mutlu ediyor. Bana katılıyor musun?)
  • Smoking is only allowed on the patio in our house. (Sigara içmek bizim evde yalnızca bahçe avlusunda kabul edilebilir.)
  • Meet me at the patio, we will drink some wine. (Benimle bahçe avlusunda buluş, biraz şarap içeriz.)

16. Pool / Havuz

Havuzun İngilizcedeki karşılığı pool’dur. Pool yani havuz, bazı evlerde bulunan yüzme aktivitelerinin yapılabileceği bir alandır.

Pool yani havuz ile ilgili cümle örnekleri;

  • Pool is the coolest part of our house, isn’t it? (Havuz evimizin en havalı parçası, öyle değil mi?)
  • We will organise a pool party next week and you are invited too! (Gelecek hafta bir havuz partisi organize edeceğiz ve bu partiye sen de davetlisin!)
  • Having a pool in your house is a really good thing. I always swim in the mornings. (Evinizde havuz olması gerçekten iyi bir şey. Sabahları hep yüzüyorum.)
  • Would she mind if we swim in their pool? (Onların havuzunda yüzmemizden rahatsız olur mu?)
  • Can I see the pool before I decide to stay? (Kalmaya karar vermeden önce havuzu görebilir miyim?)

17. Hall / Koridor

Koridor kelimesinin İngilizce karşılığı hall’dur. Koridor evin odalarını birbirine bağlayan alandır.

Hall yani koridor ile ilgili cümle örnekleri;

  • We have some painting through the hall. (Koridor boyunca bazı resimlerimiz var.)
  • Hall gets the rooms together in a house. (Koridor bir evde odaları bir araya getirir.)
  • Do not pass through the hall for ten minutes please, I will have a video call meeting. (On dakikalığına koridordan geçmeyin lütfen, video görüşmesi toplantım var.)
  • Have you considered buying some furniture for the hall of the house? (Evin koridoruna bazı mobilyalar almayı düşündün mü?)
  • Hall opens to four different bedrooms, isn’t it cool? (Koridor dört farklı yatak odasına açılıyor, havalı değil mi?)

18. Doormat / Paspas

Paspas kelimesinin İngilizce karşılığı doormat’tir. Doormat yani paspas evin girişinde ayak silebileceğiniz şeye verilen isimdir.

Doormat yani paspas kelimesi ile ilgili cümle örnekleri;

  • I bought you a doormat as a gift from my visit to Bodrum. (Sana Bodrum ziyaretimden bir paspas hediye aldım.)
  • Cats were sleeping on the doormat, because it was so cold outside. (Dışarısı çok soğuk olduğundan kediler paspasın üzerinde uyuyordu.)
  • You should wipe your feet on the doormat before you come in. (İçeri girmeden önce ayaklarınızı paspasa silmelisiniz.)
  • You have a lovely doormat, it has cute motives on it. (Çok tatlı bir paspasınız var, üstünde tatlı motifler var.)
  • You need to jump over the doormat, it is so dirty. (Paspasın üzerinden atlamalısınız, paspas çok kirli.)

19. Basement / Bodrum

Bodrum kelimesinin İngilizce karşılığı basement’tır. Basement yani bodrum, genellikle evlerin alt kısmında bulunan ve fazla eşyaların konulduğu alanlardır.

Basement yani bodrum kelimesi ile ilgili cümle örnekleri;

  • We put our winter staff to the basement in summers. (Yazları, kış araç gereçlerini bodruma koyarız.)
  • Has this house got a basement? It looks like it has not, but I am not sure. (Bu evin bir bodrumu var mı? Yok gibi görünüyor ama emin değilim.)
  • Our washing machine is in the basement, follow me I will bring you there. (Bizim çamaşır makinemiz bodrumda, beni takip et seni oraya götüreceğim.)
  • Dogs hide in our basement. (Köpekler bodrumumuzda saklanır.)
  • Their basement really needs a cleaning before the party. Because we will put the unnecessary staff in there. (Onların bodrumları partiden önce ciddi bir temizliğe ihtiyaç duyuyor. Çünkü gereksiz eşyaları oraya koyacağız.)

20. Attic / Çatı Katı

Çatı katının İngilizce karşılığı attic’tir. Çatı katı, evlerin en üstünde bulunan alanlardır. Yine bodrumda yapıldığı gibi fazla eşyalar konulabilir, ya da oda olarak değerlendirilebilir.

Attic yani çatı katı ile ilgili cümle örnekleri;

  • We have a tent in our attic. (Çatı katımızda bir çadır var.)
  • What about cleaning the attic on the weekend? (Hafta sonu çatı katını temizlemeye ne dersin?)
  • We design the attic as our daughters room, she really likes to read in there. (Çatı katımızı kızımın odası olarak tasarladık. Orada kitap okumayı gerçekten pek seviyor.)
  • What were Mona and Lisa doing in the attic? Did they say anything to you? (Mona ve Lisa çatı katında ne yapıyorlardı? Sana bir şey söylediler mi?)
  • A noise was heard from the attic. I am not feeling safe. (Çatı katından bir ses duyuldu. Kendimi güvende hissetmiyorum.)

21. Garden / Bahçe

Bahçe kelimesinin İngilizce karşılığı garden’dır. Bahçe, eve eşlik eden, genellikle yeşillik alanlardır.

Garden, yani bahçe ile ilgili örnek cümleler;

  • We will throw a party in our garden. We would like to see you too. (Bahçemizde bir parti düzenleyeceğiz. Seni de görmek isteriz.)
  • Their garden needs more care. Maybe they should change their gardener. (Bahçeleri daha çok ilgiye ihtiyaç duyuyor. Belki de bahçıvanlarını değiştirmeliler.)
  • Do you like working in the garden? Which plant is your favourite? (Bahçede çalışmayı sever misin? Favori bitkin nedir?)
  • There were no dogs in the garden after the big fight. (Büyük kavgadan sonra bahçede hiç köpek yoktu.)
  • Our neighbour’s garden seems better than ours. (Komşumuzun bahçesi bizimkinden daha iyi görünüyor.

22. Cellar / Kiler

Kiler kelimesinin İngilizce karşılığı cellar’dır. Kiler, genellikle erzak depolama amacı ile kullanılan odalardır.

Cellar yani kiler kelimesi ile ilgili cümle örnekleri;

  • We have a good amount of food stock in our cellar. (Kilerimizde iyi miktarda bir yemek stoğu mevcut.)
  • My son awkwardly likes to read into the cellar. (Benim oğlum, garip bir şekilde kilerde kitap okumayı pek sever.)
  • Can you please check from the cellar if we have any potatoes? (Lütfen kilerde patatesimiz olup olmadığını kontrol edebilir misin?)
  • That house’s cellar seems so small. Are you sure it is enough for us? (O evin kileri pek küçük görünüyor. Bizim için yeterli olduğuna emin misin?)
  • You should not use this cellar as dirty as this. (Bu kileri bu kadar kirli kullanmamalısınız.)

23. Window / Pencere

Pencere kelimesinin karşılığı window’dur. Pencere, evin içinden dışarının görünmesini sağlayan ve havalandırma amacı ile kullanılan şeydir.

Window yani pencere ile ilgili örnek cümleler;

  • Windows of this house are so wide. I really like this feature. (Bu evin pencereleri oldukça geniş. Bu özelliği sevdim.)
  • How many windows should a house have? (Bir evin kaç penceresi olmalı?)
  • Cleaning the windows in that way is not safe. Please do not do that. (Pencereleri o şekilde temizlemek güvenli değil. Lütfen o şekilde yapmayın.)
  • Would you mind if I ask you to open the window? It is so hot in here. (Camı açmanı rica etsem? Burası pek sıcak.)
  • Watching the street from the window with my boyfriend is my favourite event. (Erkek arkadaşımla camdan sokağı seyretmek benim favori aktivitem.)

24. Wall / Duvar

Duvar kelimesinin İngilizce karşılığı wall’dur. Duvar, evin etrafını sarmalayan kısımdır. Duvar olmadan bir ev hayal etmek takdir edersiniz ki imkansızdır.

Wall yani duvar kelimesi ile ilgili örnek cümleler;

  • You are just another brick in the wall. (Sen sadece duvarda bir tuğlasın.)
  • We can not decide the wall’s colour, can you please help us? (Duvarların rengine karar veremiyoruz. Lütfen bize yardım eder misin?)
  • Posting posters on the wall is so 90’s. (Duvara poster asmak çok doksanlar.)
  • What about adding some paintings on the wall? (Duvara biraz resim eklemeye ne dersin?)
  • She banged her foot against the wall. (Ayağını duvara çarptı.)

Recent Content