İngilizce If Clause / Koşul Cümleleri İngilizce Türkçe Konu Anlatımı - Wordly Konuşuyor...

İngilizce If Clause / Koşul Cümleleri İngilizce Türkçe Konu Anlatımı


İngilizce If Clause / Koşul Cümleleri İngilizce Türkçe Konu Anlatımı

İngilizce If clause yani koşul cümleleri, Türkçede de sıklıkla kullandığımız yapılardır. İngilizcede if clauses olarak ifade eden bu yapılar, aynı Türkçede kullandığımız gibi, şart cümlelerinin kurulmasında kullanılmaktadır. Diğer birçok gramer konusu gibi if clause konusuna hakim olmanız, dili daha akıcı bir şekilde konuşmanıza yardımcı olacak ve kendinizi daha rahat ifade etmenizi sağlayacaktır.

Yazımızın devamında if clause Türkçe konu anlatımına sizler için yer verdik. Bu konu anlatımı içerisinde, if clause yapıları ve kullanım yerleri, conditionals (first conditional, second conditional gibi), if clause’da kullanılan fakrlı type’lar (if clause type zero, if clause type 1, if clause type 2 ve if clause type 3 gibi) işlenmiştir. Hazırsanız, sizlere iyi çalışmalar dileriz!

İngilizce If Clause Yapıları ve Kullanım Yerleri

Türkçede ‘eğer’ anlamına gelen ‘if’ kelimesi bir cümlenin başına geldiği zaman, o cümleye ‘eğer…. olur ise, …. olur’ gibi bir anlam katmaktadır. If clause yani koşul cümlelerini bu kelime anlamını göz önünde bulundurarak tanımlayacak olursak, eylemlerin meydana gelebilmesi adına gerekli bir şartın bulunması ve bu şartın yerine gelebilmesi için kurulmuş cümlelerin if clause yani koşul cümlelerini oluşturduğunu söyleyebiliriz.

Bir if clause yani koşul cümlesi iki kısımdan oluşmaktadır:

  1. If kelimesi ile başlayan ve amacı şartı belirtmek olan hipotezli yan cümlecik
  2. Koşulun gerçekleşmesi ile oluşacak durum ve sonucu ifade eden ana cümle

Bahsi geçen yan cümlecik if clause olarak adlandırılırken, ana cümle de main clause olarak ifade edilmektedir.

If clause yani koşul cümlelerinin yapıları ve bu cümlelerin tenseleri, if clause cümlelerini birbirinden ayırmaktadır. Bir başka deyişle koşul cümleleri, kullanım amaçlarına göre farklılık gösterebilmektedir.

Temel yapı için konuşacak olursak, if ile başlayan yan cümlecik ana cümleden önce geliyor ise bu iki cümle bir virgülle ayrılmalıdır. Main clause, if ile başlayan if clause’dan önce geliyor ise, yani cümlenin başında bulunuyor ise, main clause’un başa geldiği cümlelerde virgül kullanmamız gerekmez.

Koşul cümleleri dört farklı yapıda karşımıza çıkmaktadır. Bu dört farklı yapıyı beraber inceleyelim:

İngilizce If Clause Type 0  

Type zero ya da Türkçe ifadesi ile tip sıfır, genel doğruların ifadesinde kullanılmaktadır. Yani tio sıfırda herkes tarafından doğru kabul edilmiş (general truth), kesin durumlar ve gerçekler ifade edilir. Hem if claus, hem de main clause için tense olarak, present simple tense, yani geniş zaman kullanılır.
Type zero gramer yapısını bir tablo yardımı ile inceleyelim;

If Clause (Yan Cümlecik) Main Clause (Ana Cümle)

If (eğer) + Present Simple Tense (Geniş Zaman)

Present Simple Tense (Geniş Zaman)

Type zero ile ilgili cümle türleri örnekleri:

If you do not drink water every day, you get sick. (Her gün su içmezsen, hastalanırsın.)

If it rains, the roads get wet. (Yağmur yağarsa, yollar ıslanır.)

If you eat bad food all the time, you get sick. (Eğer sürekli kötü yiyecekler yersen, hasta olursun.)

If you heat the ice, it turns to water. (Eğer buzu ısıtırsanız, buz suya döner.)

If you mix red and blue, you get purple. (Eğer kırmızı ve maviyi karıştırırsanız, mor elde edersiniz.)

If I run too fast, my legs always get hurt. (Eğer çok hızlı koşarsam, bacaklarım her zaman incinir.)

If you do not water plants, they die. (Eğer bitkilere su vermezseniz, bitkiler ölür.)

If you do not eat enough, you get skinnier. (Eğer yeterince yemezsen, zayıflarsın.)

If you smoke too much, your lungs get hurt. (Eğer çok sigara içersen, ciğerlerin incinir.)

If you meditate before you go to bed, you sleep well. (Eğer uyumadan önce meditasyon yaparsanız, iyi uyursunuz.)

If you press the button, the waiter comes. (Eğer butona basarsanız, garson gelir.)

İngilizce If Clause Type 1 

Bu tip, kesinliği belli olmasa da gerçekleşme ya da gerçekleşmeme ihtimali var olan (real present) durumlarda kullanılmaktadır. Bir başka deyişle if clause type one ya da tip bir, gerçek ya da gerçeğe uygun durumlarda kullanılır. Bu kalıpta cümlelerde kesinlik durumu mevcut değildir, ihtimal dahilinde olma durumu vardır. Kullanılan tenseleri ve cümle oluştururken kullanmanız gereken kalıbı beraber inceleyelim;


If Clause (Yan Cümlecik)
Main Clause (Ana Cümle)

If + Present Simple/ Present Continuous/ Present Perfect/ Present Perfect Continuous
Future Simple/
Can/ May/ Might/ Could/ Must/ Should + Present Bare Infinitive

 

Type one ile ilgili cümle örnekleri:

If we have worked hard, we can get the results immediately. (Çok çalışırsak sonuçları hemen alabiliriz.)

If you do not get off the horse, you will fall. (Attan inmezsen düşeceksin.)

You must tell her the truth about the exam, if you meet him. (Onunla karşılaşırsan ona sınavla ilgili gerçeği söylemelisin.)

If they have enough money, they will go to Paris this year. (Yeteri kadar paraları olursa, bu sene Paris’e gidecekler.)

If I see him at the party, I will tell him that I love him. (Eğer onu partide görürsem, ona onu sevdiğimi söyleyeceğim.)

If you study hard, you will pass the exam easily. (Eğer sıkı çalışırsan, sınavı kolayca geçersin.)

If I practice a lot, I will be able to do that work quickly. (Eğer çok pratik yaparsam, o işi hızlıca yapabilirim.)

If you listen to them, they will understand what you mean because they will also listen to you. (Eğer onları dinlesen, ne demek istediğini anlarlar çünkü bu durumda onlar da seni dinler.)

If your cousin does not leave the office, your surprise will not work. (Eğer kuzenin ofisten ayrılmazsa, sürprizin işe yaramayacak.)

If you lend her some money, she may run away with it. (Eğer ona biraz borç para verirsen, o bu para ile kaçabilir.)

If he does not go to work, he will stay at home all day and nobody wants that. (Eğer işe gitmezse, tüm gün evde kalır ve bunu hiç kimse istemez.)

If I have enough eggs, I will make an omelette for you. (Eğer yeterince yumurtam olursa, senin için bir omlet yaparım.)

If your friends help me, we may finish the project just before the deadline. (Eğer arkadaşın bana yardım ederse, projeyi son teslim tarihinden hemen önce bitirebiliriz.)

If you go out, you can always get something with you to eat so that you can eat clean. (Eğer dışarı çıkarsan, yanına her zaman yiyecek bir şeyler alabilirsin, bu sayede temiz beslenmiş olursun.)

If it does not snow tomorrow, my boyfriend and I will go to the forest to run. (Eğer yarın kar yağmazsa, erkek arkadaşım ve ben ormana koşmaya gideceğiz.)

If the doctors have time, they should take a nap and get some rest because they are working so hard. (Eğer doktorlar vakitleri olursa, biraz kestirmeli ve dinlenmeli, çünkü çok çalışıyorlar.)

If Mathilda does not win a scholarship, she will not be able to study abroad. (Eğer Mathilda burs kazanamazsa, yurt dışında okuyamacayak.)

İngilizce If Clause Type 2 

Bu kalıp, gerçekleşme olasılığı çok az, imkansıza yakın olayların ifadesinde kullanılmaktadır. Hayali durumların belirtilmesi için kullanılmaktadır.

‘Type 2 conditional’ yapıdaki cümlelerde, ‘if’ cümlesinde ‘simple past’ zaman kipi, ve temel cümlede ‘present conditional’ veya ‘present continuous conditional’ kipi kullanılmaktadır.

Diğer tüm tiplerde de geçerli olan, hatta tüm ‘if’ cümlelerinde geçerli olan bir noktayı hatırlamakta yarar var; yan cümlecik ve ana cümlenin sırası sabit olmak zorunda değildir. Yani dilerseniz önce yan cümlecik ve ardından ana cümleyi kullanabilirsiniz, dilerseniz de ana cümlecik sonrasında yan cümleciği yerleştirebilirsiniz. Elbette bunu yaparken zamirleri ve noktalama işaretlerini yeniden düzenlemeyi de ihmal etmemelisiniz.

If Clause (Yan Cümlecik)Main Clause (Ana Cümle)

If (eğer) + Past Simple/ Past Continuous

Would/ Could/ Might + Present Bare Infinitive

Konu ile ilgili cümle örneklerini beraber inceleyelim; 

We might have a larger office if we had more money. (Eğer daha fazla paramız olsaydı, daha geniş bir ofise sahip olurduk.)

They could go to the cinema if you gave them your tickets. (Eğer onlara biletlerini verseydin, sinemaya gidebilirlerdi.)

If you called me an hour earlier, I could not hear because I was at the gym. (Eğer beni bir saat erken arasaydın duyamazdım çünkü spor salonundaydım.)

If I was a cat, I would love milk so much. (Eğer bir kedi olsaydım, sütü pek severdim.)

If you really loved her, you would go to see her every weekend. (Eğer onu gerçekten seviyor olsaydın, onu her hafta sonu ziyarete giderdin.)

If he knew where she worked, he would go surprise her. (Eğer onun nerede çalıştığını bilseydi, gider ona sürpriz yapardı.)

You would not need to study on this if you were fluent in Spanish. (Eğer İspanyolcan akıcı olsaydı, bunun üzerine bu kadar çalışman gerekmezdi.)

We would not call him if we did not think that she is funny. (Komik olduğunu düşünmesek onu aramazdık.)

If I were a rich man, I would buy myself a car like a palace. (Eğer zengin olsaydım, kendime saray gibi bir araba alırdım.)

If I had money , I would lend you some. (Eğer param olsaydı, sana biraz borç verirdim.)

If I had time, I would prepare myself for that job interview very well. (Eğer vaktim olsaydı, kendimi o iş görüşmesine çok iyi bir şekilde hazırlardım.)

If I were you, I would work hard to be a lawyer. (Eğer senin yerinde olsaydım, avukat olabilmek için çok sıkı çalışırdım.)

If Tarkan participated in the election, I would choose him without second thoughts. (Eğer Tarkan seçimlere katılsaydı, hiç tereddütüm olmadan onu seçerdim.)

If Serenay sang at the party, we would have a nice evening. (Eğer Serenay partide şarkı söylerse, hoş bir akşam geçiririz.)

If he had your address, he would visit you. (Eğer adresin onda olsaydı, seni ziyaret ederdi.)

If it did not snow that much, we would go for a walk. (Eğer bu kadar kar yağmasaydı, bir yürüyüşe çıkardık.)

If she had enough milk for the desert, her boyfriend would wait for two more hours. (Eğer tatlı için yeterince süt olsaydı, erkek arkadaşı onu iki saat daha beklerdi.)

If she were not pregnant, she would drink with us at the event. (Eğer hamile olmasaydı, etkinlikte bizimle beraber içki içerdi.)

If I were a content writer, I would offer new and different views for the project. (Eğer bir içerik yazarı olsaydım, proje için yeni ve farklı düşünceler önerirdim.)

If I could speak Chinese fluently, they would select me for that position. (Eğer akıcı bir şekilde Çince konuşabilseydim, beni o pozisyon için seçerlerdi.)

Not: Tip iki formatında kurulan cümlelerde, was yerine genellikler were kullanılmaktadır. Bu sayede, hayali bir şeyden bahsedildiği anlamı pekiştirilmektedir. Bu formatta kuracağınız cümlelerde bu noktaya dikkat etmeyi unutmayın. Normalde was yardımcı fiili ile beraber kullanılan he / she gibi özneler ile de were yardımcı fiilini kullanmanız gerekmektedir. 

İngilizce If Clause Type 3     

If clause type three yani tip üç yapısında bir cümle kurmak demek, gerçekleşmesi mümkün olmayan durumları, pişmanlık ve eleştirileri ifade etmek demektir. Geçmiş zaman formlarının kullanıldığı bu yapıda, tamamlanmış ve geçmişte kalmış durumlardan bahsedilmektedir. (Unreal Past),

 

If Clause (Yan Cümlecik)Main Clause (Ana Cümle)
If + Past Perfect/ Past Perfect Continuous Would/ Could/ Might + Perfect Bare Infinitive (have + V3)

Konu ile ilgili cümle örnekleri;

If you had worked hard enough for that competition, your team could have passed the first level. (Eğer o yarışma için yeteri kadar çalışsaydınız, takımınız ilk aşamayı geçerdi.)

If you had not locked the door, maybe the thief would have got in. (Kapıyı kilitlemmiş olsaydın belki de içeri hırsız girerdi.)

If your girlfriend had been more polite to us, we would have liked her. (Eğer kız arkadaşın bize karşı biraz daha kibar olsaydı, onu sevebilirdik.)

If they had gone on a trip, they would have had lesser stress. (Eğer bir geziye / tatile gitmiş olsalardı, daha az stresli olurlardı.)

If your dog had participated in the commercial, you would have get a good amount of money. ( Eğer köpeğin reklamda oynasaydı, iyi bir miktar para alabilirdin.)

If she had been good at telling her feelings, he would have been very happy. (Eğer duygularını ifade etmekte iyi olsaydı, oğlan pek mutlu olabilirdi.)

If your teacher had talked to me, I would have listened to her. (Eğer öğretmenin benimle konuşsaydı, onu dinlerdim. )

If I had been a clever girl, I would have called her immediately and asked for her help. (Eğer ben akıllı bir kız olsaydım, onu derhal arayıp ondan yardım isterdim.)

If he had found his picture on her computer, he might have got angry. (Eğer bilgisayarında onun fotoğrafını bulsaydı, sinirlenebilirdi.)

If they had had the necessary ingredients for a pancake, they could have made one. (Eğer pankek yapmak için gerekli malzemelere sahip olsalardı, bir pankek yapabilirlerdi.)

If Tarkan had guessed the future, he would have taken more risks about his career. ( Eğer Tarkan geleceği görebilseydi, kariyeri ile ilgili daha fazla risk alabilirdi.)

If your son had played with these toys, he probably would have wanted you to buy them. (Eğer oğlun bu oyuncaklar ile oynamış olsaydı, muhtemelen senden onları satın almanı isterdi.)

If the woman had listened to the police officer carefully, she would have answered the questions that the officer asked easily. (Eğer kadın polisi dinleseydi, onun sorduğu sorulara kolayca yanıt verebilirdi.)

If it had rained last Saturday, we would have stayed at home. (Geçen cumartesi yağmur yağsaydı, evde otururduk.)

If it had been a huge explosion, so many people could not have been affected. (Eğer büyük bir patlama olmasaydı, bu kadar insan etkilenmezdi.)

If Rıza had had a meeting on Monday, he would have gone to the office. (Eğer Rıza’nın pazartesi günü bir toplantısı olsaydı, Rıza ofise giderdi.)

If she had not waited for him more, she would not have missed the train. (Eğer onu daha fazla beklemeseydi, treni kaçırmayacaktı.)

If I could have spoken Bengali fluently, it would have been really weird for me. (Eğer akıcı bir şekilde Bengalce konuşabiliyor olsaydım, bu durum benim için oldukça garip olurdu.)

If Ricky Gervais had been my boyfriend, I would have been the luckiest woman in the world. (Eğer Ricky Gervais benim erkek arkadaşım olsaydı, dünyadaki en şanslı kadın olurdum.)

If you had saved enough money, you would have bought yourself a new computer. (Eğer yeteri kadar para biriktirebilseydin, kendine yeni bir bilgisayar alırdın.)

 

İngilizce Koşul Cümlelerinde Özel Durumlar

If clause yapılarında, koşul cümlelerinde, yukarıda bahsettiğimiz dört tip dışında üç farklı kullanım şekli daha bulunmaktadır. Koşul cümlelerinde özel durumlar olarak adlandırdığımız bu üç özel durumu beraber inceleyelim: 

İngilizce If Clause Özel Durum 1

Diğer formlarda if kalıbı, ‘will’, ‘would’ ve ‘should’ yardımcı fiilleri ile beraber kullanılmamaktadır. If clause cümlesinde, yani yan cümlecikte bu yardımcı fiillerden biri kullanılmış ise, burada kibar bir rica, ısrarcılık ya da belirsizlik durumu verilmek isteniyordur. Bir başka deyişle, if clause ve bahsi geçen üç yardımcı fiil bir arada kullanılmış ise, cümlede kibar bir rica, ısrar ya da belirsizlik durumu vardır diyebiliriz.

If you will wait a second, I can ask Mr. Gervais about your situation. (Eğer bir saniye bekleyebilirseniz, Gervais Bey’e durumunuzu sorabilirim.) / Bu cümlede if ve yardımcı fiil, rica anlamı verebilmek adına kullanılmıştır.

If he should come tomorrow, we may go for a run in the forest. (Eğer o yarın gelirse, beraber ormana koşmaya gidebiliriz.) / Bu cümlede if ve yardımcı fiil, belirsizlik anlamı verebilmek adına kullanılmıştır.

İngilizce If Clause Özel Durum 2 

Eğer bir cümle ‘If I were you…’ (eğer sen olsaydım / eğer senin yerinde olsaydım) diye başlıyor ise, bu cümlenin bir öğüt / tavsiye cümlesi olduğunu söyleyebiliriz.

If I were you, I would call her sooner. (Eğer senin yerinde olsaydım, onu daha erken arardım.)

If I were you, I would not make that big mistake. (Eğer senin yerinde olsaydım, o büyük hayatı yapmazdım.)

İngilizce If Clause Özel Durum 3   

If clause yani koşul cümlelerinde bazen if kelimesi yerine when kalıbını kullanmanız gerekebilir. Bu tür cümlelerde if kullandığınızca cümlede bir ihtimal anlamı vurgulanırken, when kullanmanız halinde kesin bir durumdan söz ettiğiniz anlaşılır.

If Remziye comes to the office, tell her I will be there in three hours. (Eğer Remziye ofise gelirse, ona üç saat içerisinde orada olacağımı söyle. -Remziye gelebilir- ) / Bu cümle bir olasılık içermektedir. Kesin bir olaydan bahsetmek mümkün değildir.

When Remziye comes to the office, tell her I will be there in three hours. (Remziye ofise geldiğinde, ona üç saat içerisinde ofiste olacağımı söyle. -Remziye gelecek- ) / Bu cümle bir kesinlik içermektedir. Remziye kesinlikle ofise gelecek ve geldiği zama ona üç saat içerisinde orada olacağımı söyleyeceksin.

Recent Content