İngilizce Kelime Türetme Kuralları ve İngilizce Ekler - Wordly Konuşuyor...

İngilizce Kelime Türetme Kuralları ve İngilizce Ekler


İçindekiler göster

İngilizce Kelime Türetme Kuralları ve İngilizce Ekler

İngilizce öğrenirken hepimiz bazı sözcüklerin Türkçe’de olduğu gibi köklerden türediğini fark etmişizdir. Yabancı kelimelere gelen ekler de Türkçe’deki ekler gibi bazı sözcüklere belli kurallar dahilinde gelir. Başa ve sona gelen eklerin tek başına da anlamı vardır. Mesela “mis” ön eki “hatalı” anlamına getirir sözcüğü. İngilizce ekler sayıca oldukça fazladır ve “prefix” olarak adlandırılır. İsim türetme elbette kafamıza göre olmaz. Her ön eki veya son eki kafamıza göre bir sözcüğe ekleyemeyiz. Bu tarz durumlarda kelimeleri ezberlememiz ve dağarcığımızı geliştirmemiz gerekir ki sözcüklere kafamıza göre prefix koymayalım. Bu yazımızda size İngilizce kelime türetme hakkında bilgiler verip tek tek hangi sözcüğe hangi ek gelir, hem fiil hem isim olarak kullanılan sözcükler, düzensiz fiiller nelerdir; işte bunları inceleyeceğim.

İngilizce Kelime Türetme için Kullanılabilecek Ekler

Prefixes: anti-, auto-, counter-, de-, dis-, ex-, il-, in-, mis-, non-, over-, pre-, pro-, re-, un-,bi-, centi-, dec-, deci-, hexa-, milli-, mono-, multi-, nona-, penta-, poly-, quadra-, quint-, tri-, uni-, auto-, bi-, bio-, centi-, counter-, fore-, inter-, mid-, milli-, out-, para-, photo-, semi-, under-, uni-,con-, com-, geo-, inter-, mal-, mega-, micro-, mis-, para-, poly-, over-, post-, tele-, therm-, trans-,anti-, de-, dis-, ex-, il-, im-, in-, non-, over-, pre-, re-, sub-, tri-, un-, with-,de-, dis-, ex-, im-, in-, mis-, non-, pre-, pro-, re-, un-, and uni-

Suffixes: -ish, -er, -less, -ize, -ise, -able, -tion
-sion, 

 

anti- against    (karşıt)
auto- self          (oto)
bi- two     (iki)
co- joint       (birlikte)
counter- against      (karşıt)
dis- the converse of   (zıt, ters)
ex- former    (önceki)
hyper- extreme    (ekstrem)
in- the converse of     (zıt, karşıt)
in- inside   (içinde)
inter- between   (arasında)
kilo- thousand     (bin)
mal- bad       (kötücül)
mega- million      (milyon)
mis- wrong     (yanlış)
mini- small      (küçük)
mono- one        (tek)
neo- new       (yeni)
out- separate     (ayrı)
poly- many        (çoklu)
pseudo- false       (yanlış, sahte)
re- again     (tekrar)
semi- half       (yarı)
sub- below        (altında)
super- more than, above   (daha fazla)
sur- over and above     (üstünde)
tele- distant     (uzak)
tri- three    (üçlü)
ultra- beyond       (ötesinde)
under- below, too little    (altında)
vice- deputy    (yerine)

 

 

Suffix Meaning
-tion
-sion
action/instance of V-ing   (aksiyon alma)
-er person who V-s
something used for V-ing    (bir olayı yapan kişi için gelen ek)
-ment action/instance of V-ing    (aksiyon alma)
-ant
-ent
person who V-s         (meslek, kişi eki)
-age action/result of V      (fiilin sonucu, aksiyon)
-al action/result of V      (aksiyon, fiilin sonucu)
-ence
-ance
action/result of V         (aksiyon, fiilin sonucu)
-ery/-ry action/instance of V-ing      (aksiyon, yer belirteci)
place of V-ing

 

Co (İle, Beraber, Birlikte) İngilizce Eki ile Sözcük Türetme

Co- suffix’i İngilizce’de birliktelik anlamı katmaktadır.

  • Coexistence (bir arada var olma)
  • Coexistent (eş süreli)
  • Coextensive
  • Coextensively (eşit olarak yayılarak)
  • Cofounder (kurucu ortak)
  • Cofunction (kofonksiyon)
  • Cohabitant (aynı evde yaşayan kimse)
  • Cohabitation (beraber yaşama)
  • Coinfect (koenfeksiyon)
  • Coinfection
  • Coinsurance (ortak sigorta)
  • Coinsurer (müşterek sigortacı)
  • Cooptation  (birlikte seçme)
  • Co-pilot (yardımcı pilot)
  • Cotangent (kotanjant)
  1. Örnek: The two communities enjoyed a period of peaceful coexistence. (iKi topluluk da barışçıl bir aradalık döneminin keyfini sürdü.)
  2. Örnek: We would like to see closer cooperation between parents and schools. (Ebeveynler ve okullar arasında daha yakın bir ortak çalışma görmek isteriz.)
  3. Örnek: Co-author of this book did a good job. (Bu kitabın yardımcı yazarı iyi iş çıkardı.)

Contra (Karşıt, Zıt) İngilizce Eki ile Sözcük Türetme

Contra suffix’i İngilizce’de karşıt, zıt anlamlarına gelmektedir.

  • contradict: (çelişmek, zıttını söylemek)
  • contrast: (zıtlık , tezat)
  • contrary: aksine
  • counter:  karşıt şey
  • counterbalance:  karşı ağırlık
  • counteract: karşılık vermek, karşı savaşmak
  • counterattack: karşı hücuma geçmek
  • counterfeit: paranın sahtesini basmak
  • counterclockwise: saat yelkovanının ters yönünde
  • country: ülke
  • con: karşı tartışma
  • contraindicate: tedavinin uygun olmadığını göstermek
  • encounter: karşılaşmak
  1. Örnek: How dare you contradict (me)! (Benle çelişmeye nasıl cürret edersin!)
  2. Örnek: There is an obvious contrast between the cultures of East and West. (Doğu ve Batı kültürleri arasında aşikar bir konrast var.)
  3. Örnek: Contrary to popular belief, many cats dislike milk. ( Popüler inancın aksine, birçok kedi sütten nefret eder.)

De (Karşıt, Ters) İngilizce Eki ile Sözcük Türetme

De- suffix’i İngilizce’de olumsuz, karşıt, ters anlamı katmakta olup bulunduğu sözcüğü negatifleştirir.

  • deactivate  (etkisizleştirmek)
  • decode,      (deşifre etmek, çözmek)
  • decommission,         (hizmetten ayrılma) 
  • decompose        (doğada yok olmak) 
  •  deconstruct       ( bir metni yapı söküm teorisine göre analiz etmek)
  •  decontaminate      (bulaşıcı maddelerden temizlemek)
  •  deflate    (fiyatları düşürmek)
  •  deflect        (saptırmak, caymak)
  • ,deform     (biçimini bozmak) 
  • ,demythologize,     (mitolojik ifadelerden arındırmak)
  • derail      (raydan çıkarmak (treni)
  • detract.  ( değerini düşürmek)

Örnek: All chemical weapons facilities will be deactivated. (Tüm kimyasal silah tesisleri etkisizleştirilecek.)

Örnek: I was involved in decoding enemy documents. (Düşman dökümanlarındaki kodları deşifre etmekle görevlendirişmiştim.)

Örnek: Water decomposes into oxygen and hydrogen. (Su hidrojen ve oksijen diye ikiye ayrışır.)

Inter (Arası, Arasında) İngilizce Eki ile Sözcük Türetme

Inter eki arası, arasında anlamına gelmektedir.

  • interaction. (etkileşime girmek)
  • intercede. (araya girmek)
  • interfere. (müdahale etmek)
  • interim. (aralık, geçici şey)
  • interject. ( arada söz söylemek)
  • interlude. ( ara dönem)
  • intermediate. ( orta seviye)
  • international ( devletler arası)
  • internet (internet)
  • interrelated (birbiri ile alakası olan)
  • interior (içeri alan)

Örnek: Use your phone to connect to the internet. (İnternete bağlanmak için telefonunu kullan.)

Örnek: ‘You’re wrong,’ interjected Susan. (Susan laf arasında “Haklı değilsin” dedi.)

Örnek:  Their father made no attempt to intercede. (Babalarının araya girmeye niyeti yoktu.)

Mis (Yanlış olan, hatalı) Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

Mis eki İngilizcede hatalı, yanlış olan anlamına gelmektedir.

  • Misbehave            edepsizlik etmek
  • Miscount            yanlış hesap etmek
  • Misdirect            yanlış yön göstermek
  • Misfortune      şanssızlık
  • Mislead                yanlış yönlendirmek
  • Mismatch           birbirine uymamak
  • Misplace            yanlış yere koymak
  • Misprint          yanlış basmak
  • Misquote            birinin sözünü yanlış tekrarlamak
  • Misremember      yanlış hatırlamak
  • Misspell            yanlış hecelemek
  • Mistreat          kötü kullanmak
  • Misunderstood      yanlış anlaşılan
  • Mistake              hata
  • Misconduct    görevi kötüye kullanmak
  • Misplace        yanlış yere koymak
  • Misstep             yanlış adım
  • Misacting        yanlış davranma
  • Misaddress      yanlış hitap etmek
  • Misadjusted    yanlış ayarlanmış
  • Misadministration     hatalı ilaç veya radyoterapi uygulama
  • Misadventure        başa gelen olay, aksi tesadüf
  • Misadvise       yanlış öğüt veya bilgi vermek
  • Misaim             yanlış hedef alma
  • Misalign        yanlış ayarlamak

 

  • Örnek: If the wheels are misaligned, it can cause excessive wear on your tyres. (Eğer tekerlekler yanlış ayarlandıysa, lastiklerde yıpranmaya yol açabilir.)
  • Örnek:  Don’t misunderstand me—I am grateful for all you’ve done. (Beni yanlış anlama, yaptıkların için minnettarım.)
  • Örnek: I seem to have mislaid my keys.  (Anahtarlarımı yanlış yere koyup kaybetmişim.)

Multi (Çoğul, Birden çok) Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

Multi eki İngilizcede çoğul, birden çok anlamına gelmektedir.

  • multicellular          çok hücreli
  • multicolored          çok renkli
  • multicultural                  çok kültürlü
  • multidimensional          çok boyutlu
  • multifaceted            çok yüzlü
  • multifarious             çeşit çeşit, türlü türlü
  • multiform                      bir sürü formu olan
  • multilateral              çok kenarlı, çok taraflı
  • multilayered              çok katmanlı
  • multimedia             multimedya
  • multimillionaire              multimilyoner

Örnek: multimedia software (multimedya yazılım)

Örnek:  Plants and animals are multicellular organisms. ( Bitkiler ve hayvanlar çok hücreli organizmalardır.)

Örnek: We live in a multicultural society. ( Çok kültürlü bir toplumun içinde yaşıyoruz.)

Non (Olmayan, dışında kalan) Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

Non eki ingilizcede olmayan, dışında kalan anlamına gelir.

  • nonconformist = konformist olmayan
  • nonsmoker =   sigara içmeyen
  • nonfiction =    kurgu olmayan
  • nonscheduled =     programlanmamış
  •  noncommitted =  yükümlülük altına girmemiş
  • . nonpayment =     ödememe
  • . nonalcoholic =      alkolsüz
  •  nonnuclear =       nükleer olmayan
  •  noncommissioned =    resmen görevli olmayan
  • . nonrestrictive =     kısıtlayıcı olmayan
  •  nonthreatening =     tehdit edici olmayan
  • . noncancerous =    kanser yapmayan

Örnek: non-alcoholic beer : alkolsüz bira

Örnek: I prefer reading non-fiction. (Kurgu dışı kitap okumayı tercih ederim.)

Örnek: He was taken to court for non-payment of the fine. (Cezayı ödemediği için mahkemeye çıkarıldı.)

Out (Dahası, fazlası) Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

Out eki İngilizce’de dahası, fazlası, dışında anlamına gelir.

  • outfielder  dış saha oyuncusu
  • outrageous.  şoke edici
  • outpatient.  ayakta tedavi edilen hasta
  • outperform.  daha iyi yapmak
  • outlandish.  tuhaf, saçma
  • outpouring.    içini dökme
  • outcompete.  üstün gelmek
  • outstation.    ileri karakol

Örnek: The judge criticized the “outrageous greed” of some of the bankers. (Yargıç bazı bankacıları aşırı açgözlü diye eleştirdi.)

Örnek: outwears are really expensive. (dış giyim ürünleri çok pahalı.)

örnek: an outpatient clinic (yatırılmayan hastaların bulunduğu klinik)

Over (Aşırı) Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

  • overboard;   gemiden denize
  • overcoat;   manto
  • overhang;        üzerine süslü şeyler asmak
  • overlap;      üst üste binmek
  • overlord;        derebeyi
  • overrun;    makine vb fazla çalıştırmak
  • overthrow    alaşağı etmek
  • overact;      abartılı oynamak
  • overcapitalize;  sermayesini yüksek göstermek
  • overcrowd;  fazla kalabalık etmek
  • overfull;  fazla dolu
  • overmuch;     fazla sayıca
  • oversupply;   fazla tedarik etmek
  • overweight     fazla kilolu olmak

Örnek: I’m only a few pounds overweight, but I just can’t seem to lose them. (Sadece birkaç kilo fazlam var, ama veremiyorum.)

Post (Sonrası) Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

Post eki İngilizce’de sonrası anlamına gelmektedir.

  • postgame: oyun sonrası
  • postseason: sezon sonrası
  • postpone: ertelemek
  • postnatal: doğum sonrası
  • postgraduate: mezuniyet sonrası
  • posterity: gelecek nesiller
  • post meridiem: öğlen sonrası
  • postmortem: ölüm sonrası

Örnek: They decided to postpone their holiday until next year. (Tatillerini gelecek yıla kadar ertelemeye karar verdiler.)

Örnek: Postnatal depression is becoming a problem for moms. (Doğum sonrası depresyonu anneler için sorun haline geliyor.)

Örnek: The postgraduate students are suffering to find a good job. ( Mezun olan öğrenciler iş bulmakta zorlanıyor.)

Pre (Öncesi) Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

Pre- eki ingilizce’de öncesi anlamına gelmektedir.

  • prefix: ön ek
  • prevent: önlemek
  • precise: kesin, kesinlik
  • prejudice: ön yargı
  • preview: önceden görmek, gala
  • predict: tahmin etmek
  • prepare: hazırlanmak
  • precaution: önceden tedbir almak

Örnek: They failed to take the necessary precautions to avoid infection. (Enfeksiyondan kaçınmak için gerekli önlemleri almakta başarısız oldular.)

Örnek: Maddie would have joined the army if an injury had not prevented her. ( Eğer yarası onu önlemeseydi Maddie orduya katılmış olurdu.)

Örnek:  Their decision was based on ignorance and prejudice. ( Kararları ihmal ve önyargıya dayalıydı.)

 

Re (Tekrar) Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

Tekrarlama anlamı taşır. re- koyduğumuz çoğu sözcük tekrarlama , o işi yeniden yapma anlamı taşımaktadır.

  • revise – revize etmekreplay – tekrar oynamak
  • reflector – reflektör
  • repeat – tekrarlamak
  • rebellion – isyan etmekrefresh – tazelemek
  • revenge – intikam almak
  • retrieved –  yeniden kazanılmış, alınmış
  • return – geri dönmek

Örnek: Odysseus returned home/returned to his home after many years of travelling. (Odysseus yıllarca seyahat ettikten sonra evine döndü.)

Örnek: I’m sorry—could you repeat that? (Pardon, ne dediğini tekrar edebilir misin?)

Örnek: The army put down the rebellion. (Ordu isyanı bastırdı.)

Sub (Alt) Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

  • sub- kelimesi ingilizce’de alt anlamı verir.
  • subject – konu
  • subway – metro
  • submit – sunmak , ibraz etmek
  • subtle –  hemen göze çarpmayan
  • subvert – düzeni bozmak
  • submarine – denizaltı
  • submerge – suyun içine batırmak
  • subheading – altbaşlık
  • subscribe – takip etmek
  • subtropical – tropikal iklimden biraz daha serin olan (iklim kuşağı)

Örnek: The president has agreed to allocate further funds to develop the new submarine. ( Başkan yeni denizaltını geliştirmek için bütçe sağlayacağını onayladı.)

Örnek: Nelson Mandela is the subject of a new biography. ( Nelson Mandela yeni bir biyografinin konusu olacak.)

Örnek: We subscribe to several sports channels (= on TV). (Birkaç spor kanalına üye olduk.)

Super (Daha gelişmiş) Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

Super eki daha gelişmiş anlamına gelir İngilizce’de.

  • Superman: süper adam
  • superstar: süper star
  • superintendent: amir, yönetici, başkomser
  • supervisor: süpervizor
  • surname: soyisim
  • surface: dış yüzey
  • survey: araştırmak
  • surcharge: ek bir ücret istemek (birinden)
  • surround: çevrelenmek
  • superlative: en üstün derece

Örnek: a sales/factory/catering supervisor : satış denetmeni

Örnek: I have a meeting with my supervisor about my research topic. (Araştırma konumla ilgili denetmenimle görüşmem var)

Örnek : The movie made her an international superstar. (Film onu uluslararası bir super star yaptı.)

Uni (Tek, yalnız) Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

Uni- prefix’i tek , yalnız anlamı katar.

  • , unicameral,  tek meclisi olan parlamento
  • unicorn,     tek boynuzlu at
  • unicycle,      tek tekerlekli bisiklet
  • uniform,     üniforma
  • unify,          bütünleştirmek, bir örnek yapmak
  • unilateral,    tek yanlı
  • union,        birlik
  • unique,       tek
  • unisex,      iki cinsiyet için de uygun
  • unit,          birlik
  • unite,      birleştirmek
  • university.     üniversite

Örnek: She teaches at the University of Connecticut. (Connecticut Üniversitesi’nde öğretmenlik yapıyor.)

Örnek: I’ve joined the union. (birliğe katıldım.)

Örnek: a unisex hair salon (iki cinsiyet için de uygun kuaför.)

Under (Altında, hâlinde) Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

Under eki altında anlamındadır. Birçok kelimenin başına konabilir.

  • underarm : koltuk altı
  • underbrush : ağaç altındaki çalılık
  • underclothes underwear; iç giyim
  • undercooked : pişmemiş
  • undercurrent : gizli etki
  • underdog :   kazanma şansı az olan kimse/takım
  • underestimate undervalue, : küçümsemek
  • underfoot : ayak altı
  • undergarment : iç çamaşırı

Örnek: I had to strip down to my underwear for my medical examination. (Sağlık taraması için iç çamaşırımı indirmek zorunda kaldım.)

Örnek: We underestimated the time it would take to get there. (Oraya gidene kadar geçecek zamanı küçümsedik.)

Örnek: Education is currently undervalued in this country. (Eğitim son zamanlarda bu ülke için hafife alınıyor.)

İngilizcede Son Ekler ile Sözcük Türetme

İngilizce’de son eklere Suffix denir. Listenin geri kalanında son ekler ile türetilmiş sözcükleri göreceksiniz.

-Er Son Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

Bu ek genellikle meslekleri tanımlarken çok işimize yaramaktadır.

  • reporter – raporcu
  • fighter – dövüşçü
  • watcher –  izleyici
  • writer – yazar
  • listener – dinleyici
  • calculator – hesap makinesi
  • conductor – kondüktör
  • doctor – doktor
  • editor – editör
  • author – yazar
  • regular – devamlı
  • popular – popüler
  • similar – benzer
  • beggar -dilenci

Örnek : Those children have been running about in my rose garden again, the little beggars (= annoying people)!  (Şu çocuklar gül bahçemde koşup duruyorlar, küçük haylazlar.)

Örnek: Regular listeners will know this is the Year of Czech Music. (Düzenli dinleyiciler bilir ki bu yıl çek müzik yılı.)

Örnek: beggars are sleeping on the pavement (dilenciler kaldırımda uyuyor.)

-Ment Son Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

-ment ekini genellikle fiilleri isim haline getirirken kullanırız.

  • development,      : ilerleme
  • punishment,       : cezalandırma
  • unemployment    : işsizlik
  • disappointment.   : hayal kırıklığı
  • accomplishment.    : başarı
  • understatement.     : altını çizme
  • acknowledgment.    : bilgi edinme
  • discouragement.    : cesaretini kırma

Örnek: He had known discouragement and failure, but in the end he persevered and wound up with a successful business. (Cesaret kırılmasını ve başarıszlığı yaşamıştı, ama sonunda, direndi ve başarılı bir iş sahibi oldu.)

Örnek:  It was one of the President’s greatest accomplishments. (Bu başkanın en büyük başarılarından biriydi.)

Örnek: I felt sure that it was a punishment for my sin. (Eminim bu benim günahımın cezasıydı.)

-Ism Son Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

-ism ekini genellikle bir kavramı tarif ederken , ideolojilerden bahsederken kullanırız.

  • fundamentalism.  : köktencilik
  • utilitarianism.  : menfaatçılık
  • constructivism.   : yapısalcılık
  • sensationalism.   : heyecan ve coşku merakı
  • traditionalism.     : gelenekçilik
  • exceptionalism.  : istisnacılık
  • existentialism.    : varoluşçuluk
  • hypothyroidism.   : hipotiriodizm

Örnek: Recent years have witnessed a growth in religious fundamentalism. (Geçen yıllar dini bir köktencilikte büyümeye şahit oldu.)

Örnek: It’s traditionalism in America to eat turkey on Thanksgiving Day. (Şükran günlerinden hindi yemek amerikanlar için gelenekçiliktir.)

Örnek: Sartre was an existentialist. (Sartre varoluşçuydu.)

-Ist Son Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

-ist eki de -er eki gibi genelde o işi yapan şahsı tanımlamızı sağlar.

  • psychologist.      : psikolog
  • psychiatrist.      : psikiyatrist
  • receptionist.    : resepsiyonist
  • technologist.      : teknoloji uzmanı
  • nutritionist.     : beslenme uzmanı
  • antifeminist.     : feminizm düşmanı
  • phlebotomist.     : vetonomist
  • editorialist.      : editoryal yazılar yazan gazeteci

Örnek: She spent 15 years as a clinical psychologist. (Klinik psikolog olarak 15 yılını harcadı.)

Örnek: Örnek: Sartre was an existentialist. (Sartre varoluşçuydu.)

Örnek: He is an technologist. (O bir teknoloji uzmanı.)

İngilizcede İsimden Fiil Türetmek için Kullanılan Ekler

İngilizce’de isimden fiil türetmek için kullanılan bazı ekler vardır. İşte o ekler:

-ify , -ise

-Ify Son Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

-ify suffix’i ismi fiil yapmak için kullanılır.

  • diversify.  çeşitlendirmek
  • intensify.   yoğunlaştırmak
  • exemplify.  örneklerle göstermek, suretini çıkartmak
  • indemnify.  dokunulmazlık vermek
  • demystify.    gizemli noktalardan arındırmak
  • personify.  karakterize etmek
  • speechify.    nutuk çekmek
  • electrify.  elektriğe dönüştürmek

Örnek: Many designers are diversifying into casual wear. (Birçok tasarımcı gündelik giysileri çeşitlendiriyor.)

Örnek: The railway line was electrified in the 1950s. (Demiryolu ilk 1950’lerde elektriklendirildi.)

Örnek: Remember to specify your size when ordering clothes. (Giysi sipariş ederken tam ölçü vermeyi unutma.)

-Ise Son Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

-ise eki ingilizcede ismi fiil yapmak için kullanılır.

  • advertise.     reklamını yapmak
  • advise.           öneri vermek
  • apprise.       bilgi vermek, haber yapmak
  • arise.     yükselmek
  • chastise.     sopa çekmek, ağır biçimde suçlamak
  • circumcise.       sünnet emek
  • comprise.       kapsamak, içermek
  • compromise.      anlaşmak, anlaşmaya varmak

Örnek:  Companies are not allowed to advertise cigarettes on television any more. (Artık şirketler televizyonda sigara reklamı yapmakta serbest değiller.)

Örnek: I would strongly advise against going out on your own. (Güçlü bir şekilde tek başına gitmemeni öneririm.)

Örnek: Circumcise is a religious tradition in Turkey. (sünnet etmek Türkiye’de dini bir gelenektir.)

İngilizcede İsimden Sıfat Türetmek için Kullanılan Ekler

İngilizce’de bazı noun’ları adjective haline getirebiliriz. Böyle durumlarda isimleri sıfata dönüştürmüş oluruz. -ic, -proof, -free gibi ekler ismi sıfata dönüştürür.

-ic , -proof -free, -less, –

-Ic Son Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

-ic eki isimden sıfat türetmek için kullanılır.

  • attic : çatı katı , tavan arası
  • classic : klasik
  • drastic : şiddetli, esaslı
  • arctic : buzul, kutup
  • electric    : elektrik
  • traffic  : trafik
  • panic   : panik
  • antics : maskaralık
  • basic    : ana
  • aerobic   : aerobik
  • dramatic   : dramatik
  • exotic   : egzotik

Örnek: the classic film ‘Gone with the Wind’

Örnek: The bank staff got up to all sorts of antics to raise money for charity. (Banka personelleri dernek için parayı arttırmak için ellerinden gelen maskaralığı yaptılar.)

Örnek: She travels to all kinds of exotic locations all over the world. (Dünyadaki tüm egzotik lokasyonlara seyahat ediyor.)

-proof Son Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

-proof eki geçirmez anlamında kullanmaktadir.

  • foolproof.   : dört dörtlük, mükemmel, insan hatalarını önleyecek şekilde tasarlanmış
  • ovenproof.  : fırına girebilen
  • fireproof.    : ateş geçirmez
  • windproof.   : rüzgar geçirmez
  • heatproof.   : sıcak geçirmez
  • leakproof.    : sızıntı geçirmez
  • rustproof.   : pas tutmaz
  • bombproof.    bombaya karşı dayanıklı

a waterproof sleeping bag  (su geçirmez bir uyku tulumu)

a leakproof roof : sızıntı geçirmez çatı

rustproof shower caddy: pas tutmayan duş rafı.

-free Son Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

Free eki ingilizcede -sız anlamı vermektedir.

  • carefree.   : kaygısız, üzüntüsüz
  • germfree.    : mikropsuz
  • sugar free.    : şekersiz
  • scotfree.  : kazasız belasız
  • woodfree.  hamur kağıt
  • dustfree.  : tozsuz

a carefree childhood (kaygısız bir çocukluk)

Örnek: a sugarfree tea (şekersiz bir çay)

Örnek: A dustfree eraser (tozsuz silgi)

-less Son Eki ile İngilizce Sözcük Türetme

-less eki ingilizcede -mez /-maz anlamı vermektedir.

  • careless = umursamaz
  • doubtless = kuşkusuz
  • endless = sonsuz
  • fearless = korkusuz
  • helpless = çaresiz
  • homeless = evsiz
  • restless  = duraksız
  • tasteless: tatsız

Örnek: The meat was dry and tasteless (Et kuru ve tatsızdı).

Örnek: Three hundred people were left homeless by the earthquake. (Üç yüz insan deprem yüzünden evsiz kaldı.)

Örnek : She was fearless and full of energy. (Korkusuzdu ve enerji doluydu.)

İngilizcede Sözcüklerin Hem Fiil hem de İsim Olarak Kullanılabilmesi(Conversion)

  • Conversion dönüştürme anlamına gelmektedir. Bazen bazı sözcükleri hem isim hem  de fiil olarak kullanıyoruz. Yani isim olan bir sözcüğü fiile dönüştürmeye conversion denir.
  • Can you text her? (Ona mesaj atabilir misin?)
  • Normalde “text” metin anlamına gelmektedir. Ama burada conversion’a uğramış ve fiil olmuş, mesaj atmak anlamına geliyor.

 

  • They are always jetting somewhere. (Hep bir yerlerden fırlıyorlar.)
  • Normalde jet noun bir sözcüktür. Ama burada fırlamak anlamında fiile dönüşmüştür.

 

  • All companies have their ups and downs. (Tüm şirketlerin inişleri ve çıkışları vardır.)
  • “ups / down” normalde preposition’dur. Ancak burada noun’a dönüşmüş ve iniş çıkış anlamına gelmiştir.

 

İngilizcede Bileşik Kelime Türetme (Compounding)

Compound birleştirme anlamına gelmektedir. Compounding ise gramerde “bileşik kelime oluşturma” anlamına gelir. İki ayrı sözcüğün birleşimiyle birleşik yazılan bir sözcük oluşturulur. Örneğin;

Adjectives (Sıfatlar) : heartbreaking (içler acısı, büyük acı veren) , sugar-free   (şekersiz) , airsick (uçak tutmuş)

Verbs (fiiller) : oven-bake  (fırınlanmak) , baby-sit (çocuk bakıcılığı yapmak), chain-smoke (peşpeşe sigara içmek)

Adverbs (zarflar) : good-naturedly (iyi tabiatlı) , nevertheless (yine de )

 

İngilizcedeki Düzensiz Fiillerden Meydana Gelen Sözcükler

Bazı fiiller çekimlendiği zaman sonuna -ed takısı almaz. Düzensiz bir şekilde başka bir dönüşüme uğrar. Bunların bir kuralı yoktur, dilin yapısı gereği öyle gelişmişlerdir. Şimdi düzensiz fiillerden olan bazı sözcükleri görelim;

 

Arise (yükselmek) arose arisen
Awake (uyanmak) awoke awoken
Bear  (taşımak, çekmek) bore borne
Beat  (dövmek) beat beaten
Become  (dönüşmek) became become
Begin  (başlamak) began begun
Bend   (bükülmek) bent bent
Beset (sıkıntı vermek) beset beset
Bet  (iddiaya girmek) bet/betted bet
Bid (teklif etmek) bid bid

 

 

Recent Content