İngilizce Organ İsimleri ve Türkçe Karşılıkları - Wordly Konuşuyor...

İngilizce Organ İsimleri ve Türkçe Karşılıkları


İngilizce Organ İsimleri ve Türkçe Karşılıkları

Organların isimlerini bilmek, bir rahatsızlık ile karşı karşıya kalındığında sorunun nedenini anlayabilmeyi kolaylaştıracaktır. Özellikle yurt dışında bir hastaneye gittiğinizde, probleminizi rahatça ifade edebilmek adına İngilizce organ isimlerini bilmek oldukça önemlidir. Bu yazımızda sizler için İngilizce organ isimlerini ve Türkçe karşılıklarını farklı başlıklar altında derledik. Her bir organ ve Türkçe karşılığı altında, o organ ile ilgili cümle örneklerini inceleyebilir, bu sayede kelimeleri cümle içinde ne şekilde kullanabileceğinizi de görebilirsiniz. Hazırsanız başlayalım.

Duyu Organlarının İngilizce Karşılıkları 

Duyu organları ve işlevlerinin İngilizce karşılıklarını beraber inceleyelim;

  • Nose: Burun / Smell: Koku / to smell: koklamak

Cümle örnekleri:

Your nose is bleeding. (Burnun kanıyor.)

I really like to smell roses. (Gülleri koklamayı gerçekten severim.)

  • Eye: Göz / Sight: Görme / to see: görmek

Cümle örnekleri:

Open your eyes, it is over. (Gözlerini aç, bitti.)

Can you see me from this camera? (Beni bu kameradan görebiliyor musun?)

  • Skin: Deri / Touch: Dokunma / to touch: dokunmak

Cümle örnekleri:

Do not touch the flowers please. (Çiçeklere dokunmayın lütfen.)

I have an oily skin type. (Yağlı bir cilt tipim var.)

  • Tongue: Dil / Taste: Tat alma / to taste. tat almak

Cümle örnekleri:

Let’s go to a wine tasting tonight. (Haydi bu gece şarap tadımına gidelim.)

Tongues do not have any bones. (Dillerin hiçbir kemiği yoktur.)

  • Ear: Kulak / Hearing: İşitme / to hear: işitmek

Cümle örnekleri:

Can you hear the symphony of the night? (Gecenin senfonisini duyabiliyor musunuz?)

Would you like to get your ear pierced? (Kulağını deldirmek ister misin?)

İngilizce İç Organlar, Türkçeleri ve Cümle Örnekleri  

Göğüs ve karın boşluğunda bulunan organlar iç organlar olarak isimlendirilmektedir. İngilizce iç organlar ve Türkçe karşılıklarını ve her bir organ ile ilgili cümle örneklerini beraber inceleyelim;

  • Spleen: Dalak

They had to remove her spleen. (Onun dalağını almak zorunda kaldılar.)

I have a serious problem with my spleen, I have to see a doctor. (Dalağımla ilgili ciddi bir problemim var, bir doktora görünmeliyim.)

  • Pancreas: Pankreas

She told me that she has pancreas cancer. (Bana pankreas kanseri olduğunu söyledi.)

Pancreas has an important role in digestion. (Pankreasın sindirimde önemli bir rolü vardır.)

  • Tonsil: Bademcik

How can I clean my tonsils? (Bademciklerimi nasıl temizleyebilirim?)

How many types of tonsils are there? (Kaç çeşit bademcik vardır?)

  • Kidney: Böbrek

Having a kidney stone is a really big problem. (Böbrek taşının olması gerçekten büyük bir problem.)

Doctors are waiting for the kidney transplant. (Doktorlar böbrek naklini bekliyorlar.)

  • Small intestine: İnce bağırsak

How many parts does the small intestine have? (İnce bağırsak kaç bölümden oluşur?)

The small intestine has a section named duodenum. (İnce bağırsağın, onikiparmak bağırsağı isimli bir bölümü vardır.)

  • Capillaries: Kılcal damarlar

Capillary bleeding is not as serious as you think. (Kılcal damar kanaması, düşündüğün kadar ciddi değildir.)

How would you feel if you see your capillaries? (Kılcal damarlarını görsen nasıl hissederdin?)

  • Large intestine: Kalın bağırsak

What are the different duties of the large intestine and the small intestine? (İnce bağırsak ve kalın bağırsağın farklı görevleri nelerdir?)

I have a horrible feeling in my large intestine. (Kalın bağırsağımda korkunç bir his var.)

  • Bile duct: Safra kanalı

He will have a bile duct surgery next week. (Haftaya safra kanalı ameliyatı olacak.)

What will happen if we move the bile duct from the body? (Vücuttan safra kanalını çıkarsak ne olur?)

  • Uvula: Küçük dil

They said that her tongue and uvula were burned. (Onun dilinin ve küçük dilinin yanmış olduğunu söylediler.

Do not shout at me like that! I can see your uvula from here! (Bana o şekilde bağırma! Buradan küçük dilini görebiliyorum!

  • Gallbladder: Safra kesesi

She will be having a gallbladder surgery this time next week. (Gelecek hafta bu zamanda bir safra kesesi ameliyatı olacak.)

What is the way for checking the gallbladder problems? (Safra kesesi problemlerini kontrol edebilmenin yolu nedir?)

  • Windpipe / Trachea: Soluk borusu

It is known that if you breathe food into the windpipe it can cause choking. (Soluk borusuna yemek kaçmasının boğulmaya neden olabileceği biliniyor.)

His windpipe was crushed. (Onun soluk borusu ciddi zarar görmüştü.)

  • Duodenum: Onikiparmak bağırsağı

Doctor sadly mentioned that the duodenum was also highly infected. (Doktor, onikiparmak bağırsağının da enfekte olduğunu üzgün bir biçimde söyledi.)

Duodenum has a role in digestion. (Onikiparmak bağırsağının sindirimde bir rolü vardır.)

  • Brain: Beyin

Her cat has brain damage. (Onun kedisinde bir beyin hasarı bulunuyor.)

What are the parts of the brain? (Beyinin bölümleri nelerdir?)

  • Heart: Kalp

Their father just has a heart attack, maybe you should call them. (Babaları daha yeni kalp krizi geçirdi. Belki onları bir aramalısın.)

Did she have any heart disease? (Onun herhangi bir kalp hastalığı var mıydı?)

  • Stomach: Mide

I am experiencing a really bad stomach ache. (Gerçekten kötü bir karın ağrısı deneyimliyorum.)

You need to take care of your stomach and eat clean. (Midene iyi bakman ve temiz beslenmen gerekiyor.)

  • Liver: Karaciğer

Alcohol is not friends with the liver. (Alkol, karaciğer ile arkadaş değildir.)

That caused her liver to fail. (O, karaciğerinin iflas etmesine neden oldu.)

  • Gullet / Esophagus: Yemek borusu

The gullet is an important part of a person’s digestive system. (Yemek borusu, bir insanın sindirim sisteminin önemli bir parçasıdır.)

Do you know where the gullet is located? (Yemek borusunun nerede olduğunu biliyor musun?)

  • Pharynx: Yutak

His mouth opens into a muscular pharynx as everyone. (Herkes gibi onun ağzı da adaleli bir yutağa açılır.)

Are you having a problem with your pharynx? (Yutağın ile ilgili bir problem mi yaşıyorsun?)

  • Larynx: Gırtlak

To make a noise through your larynx is not so hard. (Gırtlağından ses çıkarabilmek o kadar da zor değil.)

Larynx cancer is a really serious disease to have. (Gırtlak kanseri sahip olunabilecek gerçekten ciddi bir hastalık.)

  • Appendix: Apandisit

They had to remove his appendix because he was in so much pain. (Çok acı içerisinde olduğunda apandisitini almaları gerekti.)

Is it okay to live without an appendix? (Apandisitin olmadan yaşamak bir sorun yaratır mı?)

  • Lung: Akciğer

Smoking may cause lung disease. (Sigara içmek akciğer kanserine neden olabilir.)

I have a weird feeling on my lungs. (Ciğerlerimde garip bir his var.)

İngilizce Dış Organlar, Türkçeleri ve Cümle Örnekleri  

İngilizce dış organların isimlerini, Türkçe karşılıklarını ve ilgili cümle örneklerini inceleyelim;

Tongue: Dil,  Ear: Kulak,   Nose: Burun, Eye: Göz, Skin: Cilt kısımları buraya da dahildir. İlgili örnekleri yukarıda inceleyebilirsiniz. 

  • Teeth: Dişler

You should brush your teeth three times a day. (Dişlerinizi günde üç kere fırçalamanız gerekir.)

I should see a dentist. Feeling an ache in my teeth. (Bir dişçiye görünmeliyim. Dişlerimde bir ağrı hissediyorum.)

  • Wrist: Bilek

Be careful with your wrists while doing yoga. (Yoga yaparken bileklerine dikkat et.)

‘The Wristcutters’ is an interesting movie to watch. (Bilek Kesenler izlemek için ilginç bir film.)

  • Foot: Ayak

My feet are killing me. I need to get some rest. (Ayaklarım beni öldürecek. Biraz dinlenmeliyim.)

Putting cream on your feet every night will make them fluffy. (Ayaklarına her akşam krem sürmek onları yumuşacık yapacaktır.)

  • Ankle: Ayak bileği

Stretching your ankle is as important as the other parts. (Ayak bileğinizi esnetmek, diğer tarafları esnetmek kadar önemlidir.)

She twisted her ankle. I hope nothing will happen to her. (O ayak bileğini burktu. Umarım ona bir şey olmaz.)

  • Hip: Kalça

She is too old to have a hip replacement. (O, kalça nakli için çok yaşlı.)

He injured his hip while dancing. (Dans ederken kalçasını incitti.)

  • Hair: Saç

I have brown hair. (Benim saçım kahverengi.)

She would like to have a hair cut please. (O saçını kestirmek istiyor, lütfen.)

  • Face: Yüz

I am so sorry, I could not recognize your face well. (Özür dilerim, yüzünüzü tam hatırlayamadım.)

Put this cream on your face and watch the change. (Bu kremi yüzüne sür ve değişimi izle.)

  • Chin / Jaw : Çene

She hit her chin on the coffee table. (Çenesini sehpaya çarptı.)

You have a sharp jawline. (Keskin bir çene hattın var.)

  • Bone: Kemik

He broke his bones. (Kemiklerini kırdı.)

The dog really likes to have a bone for breakfast! (Köpek kahvaltı olarak kemik yemeyi pek seviyor!)

  • Throat: Boğaz

Shouting like that will not help you with that throat problem you are having. (Bu şekilde bağırmak, yaşadığın boğaz probleminde sana yardımcı olamayacak!)

Her throat was itchy so she coughed. (Boğazı karıncalandı, o nedenle öksürdü.)

  • Head: Baş

You may put your head on my shoulder if you like. (Eğer istersen başını omzuma koyabilirsin.)

What kind of a headache is that? I am dying! (Bu nasıl bir baş ağrısı? Ölüyorum!)

  • Back: Sırt

Would you like a massage for your back? (Sırtın için masaj ister misin?)

My back hurts. It should be about the workout we did. (Sırtım ağrıyor. Yaptığımız antrenman ile ilgili olmalı.)

  • Cheek: Yanak

I wanted to tweak on your cheek! You are so cute! (Yanağından bir makas almak istedim! Çok tatlısın!)

Her cheeks got blushed. (Onun yanakları kızardı.)

  • Chest: Göğüs

Put your head on my chest and listen to my heart beat. (Kafanı göğsüme yasla ve kalp atışımı dinle.)

My chest hurts. I wonder, what might be the problem. (Göğsüm ağrıyor. Sorun nedir merak ettim.)

  • Knee: Diz

Please pull your knees to your stomach. (Lütfen dizlerinizi karnınıza doğru çekin.)

You also have problems with your knee because of the toe in. (İçe basarak yürüdüğünüz için aynı zamanda diziniz ile ilgili de problem yaşıyorsunuz.

  • Nail: Tırnak

I would love to have a nailart. (Nail Art yaptırmayı çok isterim!)

Take good care of your nails. (Tırnaklarına iyi bak.)

  • Hand: El

Do not forget to put on your hand cream every single day. (Her gün eline el kremini sürmeyi unutma.)

Holding hands is my favourite activity! Do you agree with me? (El ele tutuşmak en sevdiğim aktivitedir! Bana katılıyor musun?)

  • Mouth: Ağız

Please open your mouth and say ‘aaa’. (Lütfen ağzınız açın ve ‘aaa’ deyin.)

What is in your mouth? Eggs? (Ağzında ne var? Yumurta mı?)

  • Lip: Dudak

She put on some lipstick on her lips to look better. (Daha iyi görünmek için dudaklarına biraz ruj sürdü.)

Follow my lips if you will not hear me. You can understand what I say easily that way. (Beni duyamazsan eğer, dudaklarımı takip et. O şekilde ne dediğimi raharça anlayabilirsin.)

  • Shoulder: Omuz

I will work on my shoulders today. (Bugün omuzlarıma çalışacağım.)

Why would I carry such a weight on my shoulders? (Bu kadar yükü neden omuzlarımda taşıyayım?)

  • Finger: Parmak

Show me your fingers. I do not trust you! (Bana parmaklarını göster. Sana güvenmiyorum!)

How many fingers do humans have? (İnsanların kaç parmağı vardır?)

  • Elbow: Dirsek

Is it possible to lick your elbow? (Dirseğini yalamak mümkün müdür?)

I am having problems with places where elbows are placed in cinemas. (Sinemalarda dirsek konulan yerler ile ilgili sıkıntılar yaşıyorum.)

  • Arm: Kol

Open your arms and wait for peace to come to you. (Kollarını aç ve huzurun sana gelmesini bekle.)

If you want to strengthen your arms, you need to work on this. (Kollarını güçlendirmek istiyorsan bununla ilgili çalışmalar yapman gerekir.)

  • Leg: Bacak

You have to train very hard to gain leg muscle. (Bacak kası elde etmek için oldukça sıkı antrenmanlar yapmalısın.)

Riding a bike is the best thing you can do for your legs for sure! (Bisiklete binmek bacakların için yapabileceğin en iyi şey emin ol!)

  • Neck: Boyun, Boğaz

Your neck looks a bit tight. If you want, stretch it a little. (Boynun biraz kasılmış görünüyor. İstersen onu biraz esnet.)

If you have neck pain problems, I can recommend a great physiotherapist. (Eğer boyun ağrısı problemin varsa, harika bir fizyoterapist önerebilirim.)

Vücut Parçalarının İngilizce İsimleri ve Cümle Örnekleri 

Vücut parçalarının İngilizce karşılıklarını ve ilgili cümle örneklerini inceleyelim;

Arm : Kol , Elbow: Dirsek, Finger: Parmak, Knee: Diz, Bones: Kemikler, Leg: Bacak, Head: Baş , Back: Sırt, Foot: Ayak, Shoulder: Omuz, Hand: El, Hip: Kalça kısımları buraya da dahildir. İlgili örnekleri yukarıda inceleyebilirsiniz. 

  • Skeleton: İskelet

Skeleton and posture disorders are directly related. (İskelet ile duruş bozuklukları doğrudan ilgilidir.)

It was a very interesting experience for me to see a skeleton in the class I attended on the first day of college. (Üniversitenin ilk gününde girdiğim derste iskelet görmek benim için oldukça ilginç bir deneyimdi.)

  • Calf: Baldır

I have been running every day for a week and the change in my calves is amazing! (Bir haftadır her gün koşuyorum ve baldırlarımda değişim inanılmaz!)

If you do not stretch your calves before exercising, you could be in serious pain. (Spor yapmadan önce baldırlarını esnetmezsen, ciddi ağrılar ile karşı karşıya kalabilirsin.)

  • Spine, backbone: Omurga, belkemiği

You can do regional stretches every morning and every evening for spinal health. (Omurga sağlığı için her sabah ve her akşam bölgesel esnemeler yapabilirsin.)

I’ve been lying down at home ever since I injured my spine, and it is getting really annoying now. (Omurgamı incittiğimden beri evde yatıyorum ve bu artık gerçekten can sıkıcı olmaya başladı.)

  • Skull: Kafatası

The skull has a very interesting structure. (Kafatası oldukça ilginç bir yapıya sahip.)

We did an interesting study on a skull of a real human being at school. (Okulda gerçek bir insana ait bir kafatası üzerinde ilginç bir çalışma gerçekleştirdik.)

  • Blade: Kürek kemiği

How harmful is scapula fracture and how long does it take to get normal, does anyone know? (Kürek kemiği kırılması ne ölçüde zararlıdır ve ne kadar zamanda düzelir bilen var mı?)

Please exhale as you bring your shoulder blades closer together. (Kürek kemiklerinizi birbirine yaklaştırırken nefes verin lütfen.)

  • Veins: Damarlar

My blood pressure drops, especially when I see the veins in the arm. (Özellikle koldaki damarları gördüğümde tansiyonum düşüyor.)

Do you know what to do for the health of the veins? (Damarların sağlığı için yapmanız gerekenleri biliyor musunuz?)

  • Knuckle / Joint : Eklem

I can not tell if this pain is knuckle pain or muscle pain. (Bu ağrı eklem ağrısı mı yoksa kas ağrısı mı anlayamıyorum.)

An interesting documentary about those with joint disease will be released tonight. (Eklem hastalığı olanlar ile ilgili ilginç bir belgesel yayınlanacak bu akşam.)

  • Fingernail / Nail : Tırnak

Which nail polish do you want to put on your nails? How about the blue one? (Tırnaklarına hangi ojeyi sürelim istersin? Mavi olana ne dersin?)

If you neglect to care for your nails, you may experience some ingrown problems. (Tırnaklarına bakım yapmayı ihmal edersen bazı batık problemleri yaşayabilirsin.)

  • Ribcage : Göğüs kafesi

Make an effort not to get hit in the ribcage. (Göğüs kafesine darbe almamaya çaba sarf edin.)

If your rib cage is cracked, nothing can be done. You will go home, rest and wait for it to pass. (Eğer göğüs kafesiniz çatlarsa yapılacak hiçbir şey yok. Eve gidip dinlenecek ve geçmesini bekleyeceksiniz.)

  • Belly, tummy: Göbek

Beer bellies are the worst of all. (Bira göbeği göbeklerin en beteridir.)

Do you know which month your belly becomes prominent during pregnancy? (Hamilelikte göbeğin hangi ay belirginleştiğini biliyor musun?)

  • Rib: Kaburga

It is pretty weird to say this out loud but I like to eat ribs the most. (Bunu sesli söylemek oldukça garip ama en çok kaburga yemeyi seviyorum.)

Try not to hurt your ribs, you may suffer a lot. (Kaburgalarına zarar vermemeye çalış, çok acı çekebilirsin.)

  • Collarbone: Köprücük kemiği

I think you know very little about the collarbone. (Köprücük kemiği ile ilgili bildiklerin oldukça azdır diye düşünüyorum.)

Broken collarbones are usually caused by blows to the shoulder area. (Köprücük kemiklerinin kırılma nedeni genellikle omuz bölgesine alınan darbelerdir.)

  • Waist: Bel

If you give me your waist size, I am planning to make a great dress for you to wear at your graduation. (Bel ölçünü verirsen sana mezuniyetinde giymen için harika bir elbise dikmeyi planlıyorum.)

There should be no such thing as the ideal waist size. How good you feel is ideal. (İdeal bel ölçüsü diye bir şey olmamalıdır. Siz kendinizi nasıl iyi hissediyorsanız ideal olan odur.)

  • Tibia: Kaval kemiği

We carry a large part of our body weight with the tibia, which is a very durable bone. (Oldukça dayanıklı bir kemik olan kaval kemiği ile vücut ağırlığımızın büyük bir kısmını taşımaktayız.)

The tibia is located between the shinbone, ankle and knee. (Kaval kemiği, ayak bileği ve diz arasında bulunmaktadır.)

  • Breast: Göğüs

It is very healthy to consume chicken breast. Don’t forget to consume chicken breast a few days a week. (Tavuk göğsü tüketilmesi oldukça sağlıklıdır. Haftada birkaç gün tavuk göğsü tüketmeyi ihmal etmeyin.)

It is our duty to raise awareness for breast cancer. (Göğüs / Meme kanseri için farkındalık yaratmak hepimizin görevi.)

  • Pelvis: Leğen kemiği

Also known as the hip bone, the pelvis is the largest bone in the human skeleton. (Diğer adı kalça kemiği olan leğen kemiği, insan iskeletindeki en geniş kemiktir.)

The pelvis is the bone that is felt bilaterally when we touch our waist with our hands. (Leğen kemiği, elimizle belimize dokunduğumuzda iki taraflı hissedilen kemiktir.)

  • Heel: Topuk

Do you know what an Achilles tendon is? Achilles can only hurt from his heel. (Aşil tendonu nedir biliyor musun? Aşil, yalnızca topuğundan zarar görebiliyor.)

You can have softer feet if you file and cream your heels after every shower. (Topuklarını her duştan sonra törpüleyip kremlersen, daha yumuşak ayaklara sahip olabilirsin.)

  • Armpit: Koltuk altı

If you are looking for a solution against armpit darkening, you can give lemon-based products a shot. (Koltuk altı kararmalarına karşı bir çözüm arıyorsan, limon içerikli ürünlere bir şans verebilirsin.)

Is there a special place you prefer for armpit epilation? I am looking for a safe place. (Koltuk altı epilasyonu için tercih ettiğin özel bir yer var mı? Güvenilir bir yer arıyorum.)

  • Spinal cord: Omurilik

The spinal cord, which controls involuntary behavior and reflexes in the body, is approximately 43 cm long in women and 45 cm in men. (Vücutta istemsiz davranışları ve refleksleri kontrol eden omurilik, kadınlarda yaklaşık olarak 43 cm, erkeklerde ise 45 cm uzunluğundadır.)

Spinal cord paralysis is a very serious condition. Its treatment is very troublesome. (Omurilik felci çok ciddi bir rahatsızlıktır. Tedavisi ise oldukça zahmetlidir.)

İngilizce Kelime Ezberlemek Artık Çok Kolay

Uygulamayı Ücretsiz İndir; Her gün yeni kelimeler telefonuna gelsin
Örnek cümle ve anlamlarını öğren
Hatırlatmalarla pratik yap, kalıcı öğren, unutma
Offline modu ile Internete ihtiyacın olmadan kelime öğren
İngilizce Kelime Öğrenmeye Başla

Recent Content

×
wordly-logo
Wordly İngilizce Öğrenme ve Kelime Ezberleme Uygulaması
Uygulamayı Ücretsiz İndir
Her gün yeni kelimeler telefonuna gelsin
Uygulamayı İndir
×

Ücretsiz İngilizce Öğrenme Uygulaması

Uygulamayı Yükle
Her gün yeni kelime öğren