İngilizce Özlü Sözler - Wordly Konuşuyor...

İngilizce Özlü Sözler


İngilizce Özlü Sözler

Özlü sözler, pek çok konuda umut veren sözlerdir. Özellikle keyfinizin yerinde olmadığı anlarda karşılaştığınızda modunuzu yükseltebilecek olan bu sözler hem Türkçede hem de İngilizcede farklı farklı konularda karşımıza çıkıyor. Bu yazımızda, özellikle motivasyonunuza pozitif yönde etkisi olabilecek özlü sözleri sizler için özetledik. Dilerseniz başlayalım! 

İngilizce Özlü Sözler ve Türkçe Anlamları

Bazı İngilizce özlü sözlerin Türkçe karşılıklarına ve verdikleri mesajlara beraber bakalım; 

  • “Be an encourager, the world has enough critics already.”

Türkçesi: Cesaret verici biri ol, dünyada yeterince eleştiri yapan insan var.

Çevremizde cesaret veren insanlara nazaran eleştiri yapan insanlara daha sık rastladığımız bir gerçek. Burada kendimize sormamız gereken soru, biz etrafımızdakiler için hangi konumdayız? Yani biz de cesaret vermek yerine onları sürekli eleştiriyor olabilir miyiz? Bu sözde anlatılmak istenen ve verilmek istenen mesaj, cesaretlendirmek her zaman eleştiriden daha güçlüdür. Bunu karşımızdaki kişiden beklemek yerine, tam olarak bugün biz uygulamaya başlayabiliriz, ne dersiniz?

  • “If you want to shine like the sun, first burn like the sun.”

Türkçesi: Eğer güneş gibi parlamak istiyorsan önce güneş gibi yanmalısın.”

Güneş gibi parlama metaforu, bir başarıya, huzura ya da mutluluğa işaret ediyor olabilir. Her neye işaret ediyorsa, biz buna kabaca ‘güzellik’ diyelim, ona ulaşabilmek için önce bir çaba sarf etmek gerekiyor. Belki bir sınavdan geçmek, bir zorlukla savaşmak gerekiyor. Bu cümlede verilmek istenen mesaj şu şekilde, eğer istediğiniz o ‘güzelliğe’ ulaşmak gibi bir amacınız varsa, zorluklar sizi pes ettirmesin, önce güneş gibi yanın, yani buna ulaşmak için bir çaba sarf edin, sonra da güneş gibi parlayın. 

  • “Do not be scared of your shadow, you can’t hide from your sorrow.” 

Türkçesi: Gölgenden korkma, kaderinden saklanamazsın.

Burada gölge bir metafor olarak kullanılmış ve kader fikrine işaret ediyor. Kader aslında sizin gölgeniz gibidir. Gölgenizden kaçamaz ve saklanamazsınız aynı kaderinizden kaçıp saklanamadığınız gibi. Bu cümleyi tevekkül inancı üzerinden de yorumlamak mümkün. 

  • “Always give your best, never worry for results.”

Türkçesi: Her zaman yapabileceğinin en iyisini yap, sonuç için asla endişelenme.

Bir iş için uğraş vermiş olmanız, yapabileceğinizin en iyisini yapmış olmanız her durumda yeterlidir aslında. Bu çabayı verdiyseniz, sonuç için endişelenmenize de gerek kalmaz. Günün sonunda önemli olan sizin elinizden geleni yapıp yapmadığınız olacaktır. 

  • “Learn from yesterday, live for today, hope for tomorrow.”

Türkçesi: Dünden öğren, bugünü yaşa, yarın için umut et.

Dünden, yani geçmişten dersler çıkarmalı, bugünü, anda kalarak yaşamalı ve yarın için de umut etmeliyiz. Verilmek istenen mesaj bu. Geçmişe ya da geleceğe takılı kalmak, o andaki huzurunuzu da etkileyecektir. Dolayısıyla yukarıda da ifade edildiği gibi, dününüzden iyisiyle kötüsüyle dersler çıkarıp yarınınız için de umut ederken bulunduğunuz an içerisinde huzurlu bir şekilde var olabilmeniz kendiniz için yapabileceğiniz güzel bir şey olacaktır.

  • “You can bear misfortune because it comes outside and it is casual, whereas the thing that hurts us is to feel sorry for the mistakes we made.”

Türkçesi: Şanssızlığa katlanabiliriz çünkü dışarıdan gelir ve tümüyle rastlantısaldır. Oysa yaşamda bizi asıl yaralayan, yaptığımız hatalara hayıflanmaktır.

Elimizde olmadan deneyimlediğimiz şeyler bizi üzmez, yapabileceğimiz bir şey yoktur, bunlar değiştiremeyecek olduğumuz durumlardır. Bizi asıl üzen, yaptığımız hatalardır. Aslında farklı bir yerden bakılırsa, o hataların da bir şekilde kişiyi geliştirdiği ve bir sürü şey öğrettiği düşünülebilir. Fakat belki de sözde de ifade edilen ‘hata’, yapılan yanlışı üst üste tekrarlamak anlamına geliyor olabilir. 

  • “Education is the most powerful weapon which you can use to change the world.”

Türkçesi: Eğitim, dünyayı değiştirmek için kullanabileceğiniz en güçlü silahtır.

‘Eğitim şart’ sloganlı Cem Yılmaz reklamını herhalde hatırlıyorsunuzdur. Bu cümle de işte tam o noktada bir mesaj veriyor. Herhangi bir alanda alacağınız eğitim ile hem vizyonunuz genişler, hem de birçok şeye farklı açılardan bakma imkanı bulursunuz. Dünyayı değiştirebilmek de, eğitim vermekle yapılabilecek bir şey. Yani, gerçekten de eğitim, dünyayı değiştirebilmek için kullanabileceğiniz en güçlü silahtır. 

  • “Wealth is the slave of a wise man. The master of a fool.”

Türkçesi: Zenginlik; bir bilgenin kölesi, bir aptalın efendisidir.

Zenginlik temel anlamında da algılansa, bir metafor olarak da algılansa bu cümlede bir bilgenin kölesi, bir aptalın ise efendisi olarak tanımlanmış. Buradan şu anlam çıkıyor, bilge, bilge olması sebebiyle elinde olan bu zenginliği nasıl kullanacağının bilincinde olacak ve durumu iyi yönetecekken, bir aptal, o zenginliği nasıl yöneteceğini bilmemesinin yanı sıra bir de onun kölesi olacaktır. 

  • “Everybody has three chars ; the one is come out, the one is owned, the one is thought to have.”

Türkçesi: Herkesin üç karakteri vardır: Ortaya çıkardığı, sahip olduğu, sahip olduğunu zannettiği.

Aslında sözün anlatmaya çalıştığı gayet açık. Herkes sahip olduğu karakteri farklı şekillerde ortaya çıkarıyor ve ona farklı anlamlar yüklüyor. Bu söz bana biraz da Freud’un id, ego ve süper ego tanımlamasını hatırlattı. İlginiz varsa incelemenizi tavsiye ederim.

  • “If you have got good friends, you don’t need to have a mirror.”

Türkçesi: İyi arkadaşlarınız varsa aynaya ihtiyacınız yoktur.

İyi arkadaşlar, iyi durumda da olsanız, kötü durumda da olsanız bunu size rahatlıkla söyleyebilecek olanlardır. Gerektiğinde sizi yanlışınızı gösterebilen, gerektiğinde ise değerinizin yeterince farkında olmadığınız anlarda size değerinizi fark ettiren kişiler olacaktır. Dolayısıyla eğer iyi arkadaşlarınız varsa, size ne durumda olduğunuzu gösterecek olan bir aynaya ihtiyacınız olmayacak, arkadaşlarınız halihazırda size bunun bilgisini verecektir. 

  • “One thing only I know, and that is that I know nothing.”

Türkçesi: Tek bildiğim şey, hiçbir şey bilmediğimdir.

Bu söz, Sokrates’in bir sözüdür. Sokrates, aslında hiçbir şeyin gerçekten bilinemeyeceğini savunmaktadır. Bildiği tek şey, hiçbir şey bilmediğidir, çünkü hiçbir şey gerçekten bilinemez. Konu ile ilgili detaylı bilgi edinmek isterseniz Platon’un ‘Sokrates’in Savunması’ isimli kitabına bir göz atabilirsiniz.

  • “Time never comes again.”

Türkçesi: Zaman asla geri gelmez.

Yukarıda geçen bir sözle benzerlikler taşıyor bu söz de aslında. Anın, anda yaşanması gerektiği mesajı verilmiş. Zaman geri gelmeyecek, ne geçmişe takılıp şimdinizi kaybedin, ne de gelecek kaygısıyla. Yapılması gereken şeyler, görülmesi gereken filmler, okunması gereken kitaplar ertelenmemeli. Zaman geri gelmeyecek, hem iyi anlamda hem de kötü anlamda. Şu ana odaklanmalı ve onu en iyi , en verimli şekilde geçirmeliyiz.

  • “Keep your eyes on the stars, and your feet on the ground.”

Türkçesi: Gözlerinizi yıldızlarda, ayaklarınızı yerde tutun.

Yani hedeflerinizi yüksek tutun, ama yere sağlam basın. Tutarlı ve yüksek hedefler belirleyin. Bakışlarınız yukarılarda yani yıldızlardayken, ayaklarınız yerde olsun, yani tutarlı olun.

  • “A smooth sea never made a skilled sailor.”

Türkçesi: Dalgasız bir deniz asla usta bir denizci yetiştiremez.

Yukarıda hatalardan ders çıkarmaktan bahsetmiştik. Dalgalı denizler, yani zorlu durumlar bizi hayata hazırlar, bize pek çok şey öğretir. Bu metaforda, usta denizci, başarılı bir kişiye işaret ediyor olabilir. Eğer siz de usta bir denizci olmayı amaçlıyorsanız, şunu unutmayın ki dalgasız bir deniz, yani sorunsuz, pürüzsüz bir hayat size istediğinizi vermeyecektir.

  • “Do it today, or regret it tomorrow.”

Türkçesi: Bugün yapın ya da yarın pişman olun.

Yine an’da yaşamakla ilgili bir söz. Yapmak istediklerinizi, yapabileceğiniz zaman, şimdi yapın. Eğer yapabileceğiniz zaman yapmazsanız, sonrasında pişman olursunuz. Yani bir başka deyişle, bugün yapın ya da yarın pişman olun.

  • “No bees, no honey; no work, no money.”

Türkçesi: Arı yok, bal yok; iş yok, para yok.

Bu sözün de anlatmak istediği son derece açık aslında. Arı yoksa, bal yoktur, iş yoksa da para yoktur.

  • “It is always too early to quit.”

Türkçesi: Her zaman vazgeçmek için çok erkendir.

Vazgeçmek, yapılması gereken en son şeydir. Kaç kere başarısız olursanız olun, her seferinde tekrar denemelisiniz. Dolayısıyla her zaman vazgeçmek için çok erkendir.

  • “Silence is the most powerful scream.”

Türkçesi: Sessizlik en güçlü çığlıktır.

Sessiz kalmak, her zaman kabul etmek anlamına gelmez. Bazen sessiz kalarak en güçlü çığlığı atabilir, en iyi cevabı verebiliriz.

  • “If you fell down yesterday, stand up today.”

Türkçesi: Eğer dün düştüysen, bugün ayağa kalk.

Yukarıda da sözünü ettiğimiz gibi, eğer bugün düştüyseniz, hata yaptıysanız, yenildiyseniz, bu durumlardan dersler çıkarıp bir an önce ayağa kalkmalı ve yolumuza devam etmelisiniz.

  • “A friend walks in when everyone else walks out.”

Türkçesi: Arkadaş, herkes dışarı çıkarken içeri girendir.

İyi bir arkadaş, her durumda sizin yanınızda olur. Herkes sizden uzaklaşırken bile size yaklaşan bir arkadaş, gerçekten kaybetmemeniz gereken biri olmalıdır. Bu sözle anlatılmak istenen fikir bu, herkes dışarı çıkarken içeri giren kişi arkadaştır.

  • “Everything you can imagine is real.”

Türkçesi: Hayal edebileceğiniz her şey gerçektir.

Hayal etmekten vazgeçmemeli ve çabalamaya devam etmeliyiz. Bu söz Picasso’ya ait olmakla beraber bana hem Wittgenstein’ın dil felsefesini hem de Gaye Su Akyol’un ‘İstikrarlı hayal hakikattir’ sözünü hatırlatıyor. Denemekten vazgeçmeyin, eğer hayal edebiliyorsanız, hiçbir şey imkansız değildir.

  • “Follow your heart and see where you land.”

Türkçesi: Kalbinizi takip edin ve nereye gideceğini görün.

Kişi hislerine güvenmeli, ve kalbinin sesini dinlemelidir. Sadece ona güvenin, kalbinizi takip edin ve nereye gideceğini görün.

  • “Be not afraid of going slowly, be afraid only of standing still.”

Türkçesi: Ağır ilerlemekten korkmayın, yalnızca olduğunuz yerde kalmaktan korkun.

Özellikle kariyer planlama konusunda motive edici bir söz. Yukarıda da gördüğünüz gibi, çaba son derece değerli. Ağır ilerliyor olsanız da, elinizden geleni yapmak ve yalnızca ilerliyor olmak aslında yeterli. Olduğunuz yerde kalmaktansa ağır ağır da olsa ilerlemek sizin için en iyisi olacaktır.

  • “Everything has beauty, but not everyone sees it.”

Türkçesi: Her şeyin içerisinde bir güzellik vardır, ama herkes bunu göremez.

Bazen modumuza bağlı olarak bazı güzellikleri göremeyebiliyoruz. Örneğin keyfimiz olmadığında etraftaki ağaçları, manzarayı bile göremiyor olabiliriz. Bakış açınızı değiştirin ve çevrenizdeki güzellikleri görmeye çalışın. Hayatı kendiniz için ne kadar kolaylaştırdığınıza şaşırcaksınız.

  • “The best way to predict your future is to create it.”

Türkçesi: Geleceğinizi tahmin etmenin en iyi yolu, onu oluşturmak / yaratmaktır.

Geleceğinizi ‘yaratmak’ aslında gerçekten elinizde. Karşınıza çıkan sorun ve engelleri, sorun ve engel olarak görmek yerine öğretici deneyimler olarak karşılarsanız yine hayatı kendiniz için kolaylaştırmış olacaksınız. geleceğinizi tahmin etmenin en iyi yolu, onu oluşturmaktır.

  • “A heart that loves is always young.”

Türkçesi: Seven bir kalp her zaman gençtir.

Hepimizin bildiği gibi sevginin iyileştirici bir gücü var. Herhangi bir şeye sevgiyle yaklaşmak en başta sizin bakış açınızı genişletecek ve size huzur verecek. Huzurlu ve seven bir kişi ise daima genç kalacaktır. Dolayısıyla seven bir kalp her zaman gençtir.

  • “Every accomplishment starts with the decision to try.”

Türkçesi: Her başarı, denemeye karar vermekle başlar.

Atacağınız adımlar ile ilgili olarak endişeleriniz olsa bile, unutmayın ki denemeden asla sonuç alamazsınız. Başarılı da olsanız başarısız da olsanız denemek size bir şey kaybettirmeyecek, aksine olumsuz sonuçlarda bile sizi bir sonraki olumlu sonuç için eğitmiş olacak. Dolayısıyla her başarı, denemeye karar vermekle başlar.

  • “A good friend knows all your best stories. A best friend has lived them with you.”

Türkçesi: İyi bir arkadaşın sizin en iyi hikayelerinizi bilir. En iyi arkadaş / dost ise, o hikayeleri sizinle yaşamıştır.

İyi arkadaşlarınız, başınızdan geçen olayları bilirler, dostunuz, en iyi arkadaşınız ise o hikayeler oluşurken yanınızda olan kişilerdir.

  • “If it is important to you, you will find a way. If not, you’ll find an excuse.”

Türkçesi: Eğer sizin için önemliyse bir yolunu bulursunuz. Eğer değilse bir bahane bulursunuz.

Herhangi bir konuda önemli gördüğünüz şeyleri oldurmak için elinizden geleni yaparsınız. Fakat yeteri kadar önemli görmediğiniz şeyler için ise hep bir bahane bulunur.

  • “Love the life you live. Live the life you love.”

Türkçesi: Yaşadığın hayatı sev. Sevdiğin hayatı yaşa.

Mevcut hayatınızı kabul etmek ve onu sevmek size huzur verecektir. Bu kabulleniş ve huzur ardından da sevdiğiniz, ya da istediğiniz hayatı yaşamak için çabalamanız gerekecek.

  • “Life is like riding a bicycle. To keep your balance, you must keep moving.”

Türkçesi: Hayat bisiklet sürmek gibidir. Dengeni korumak için ilerlemeye devam etmelisin.

İyi ve huzurlu bir hayat için durmadan ilerlemelisiniz. Dengede kalmak, huzur bulmak ancak ilerlemeyle mümkün olacaktır. Tıpkı bisiklet sürerken yaptığınız gibi devamlı ilerlemelisiniz.

  • “They can kill the dreamer, but they can never kill the dream.”

Türkçesi: Hayalperesti öldürebilirler ama hayali asla.

Hayal etmekten hiçbir zaman vazgeçmemeliyiz. Evet bazı durumlarda hayalperest ölebilir, motivasyonu düşürülebilir fakat hayallere kimse bir şey yapamaz.

  • “Success is getting what you want. Happiness is wanting what you get.”

Türkçesi: Başarı, istediğini almaktır. Mutluluk, aldığını istemektir.

Mutluluk, başarıdan farklı olarak biraz kabullenme kavramı ile de ilintili. Başarı bir çaba ve uğraş sonucu elde edilirken, mutluluk öyle değil aslında. Yalnızca elinizdekinden memnun olma ve bir şeylerin iyi yanlarını görebilme ile ilgili.

  • “I have nothing to lose, but something to gain.”

Türkçesi: Kaybedecek bir şeyim yok fakat kazanacak şeylerim var.

Bu sözle de anlatılmak istenen gayet açık aslında, denemekten korkmayın, kaybedecek hiçbir şey yok, öğrenecek ve kazanacak pek çok şey var.

  • “Men never remember, but women never forget.”

Türkçesi: Erkekler hatırlamaz, kadınlar ise asla unutmaz.

Erkek ve kadının önem sıralamasına vurgu yapan bir söz.

  • “The greatest pleasure in life is doing what other people say you can not do.”

Türkçesi: Hayattaki en büyük zevk, insanların yapamazsın dediği şeyleri yapmaktır.

Eğer fikirlerinize güveniyorsanız, elbette diğerlerinin yorumu önemli olmayacaktır. Bu sözde anlatılmak istenen aslında diğerlerini dinlemeden, hatta diğerleri bunu yanlış olarak bile nitelendirse, doğru bildiğini yapmanın hayattaki en büyük zevk olduğu.

  • “Choose a job you love, and you will never have to work a day in your life.”

Türkçesi: Sevdiğiniz bir işi seçin, böylece hayatta tek bir gün bile çalışmamış olursunuz.

Yaparken keyif aldığınız bir işiniz varsa, o size bir ‘iş’ gibi gelmeyecektir. Sevdiğiniz bir işi yapma imkanı bulabiliyorsanız mutlaka onu seçin, böylece kendinizi hiçbir zaman gerçekten çalışıyor olarak hissetmeyecek ve o işi eğlenerek yapacaksınız.

  • “Before you judge me, make sure that you are perfect.”

Türkçesi: Beni yargılamadan önce, mükemmel olduğundan emin olmalısın.

Bu sözün de vermek istediği mesaj aslında açık. Yargı çoğu zaman karşımızdaki kişi için pozitif bir etkiye neden olmayacaktır. Kimsenin mükemmel olması mümkün değil, dolayısıyla yargı da anlamsız. Eğer birini yargılayacaksak, en azından o konuda kendimizin mükemmel olduğundan emin olmayalıyız belki de.

  • “A person starts dying when they stop dreaming.”

Türkçesi: Bir insan hayal kurmayı bıraktığı zaman ölmeye başlar.

Diğer sözlerde de olduğu gibi, bu söz de de yine hayal etmenin, çabalamanın önemi vurgulanıyor. Ölüm ancak hayal kurmayı bıraktığınızda sizi karşılayacaktır. Ölüm elbette burada bir metafor olarak ele alınmış. Hayatın rengi, hayal kurmayı bıraktığınız zaman kaybolacaktır.

  • “Sometimes you have to travel a long way to find what is near.”

Türkçesi: Bazen yakın olanı bulmak için uzun bir yolculuk yapmanız gerekir.

Deneyim bizler için son derece önemli bir kavram. Bazen doğruyu ve yanlışı birbirinden ayırt edebilmek için farklı seçenekleri görmeli, deneyimlemeliyiz. Bu sözde de verilmek istenen anlam aslında, yakında olan doğruyu ayırt edebilmek için bazen uzaktaki yanlışlarla haşır neşir olmamız gerektiği.

  • “War is peace. Freedom is slavery. Ignorance is strength.”

Türkçesi: Savaş huzurdur. Özgürlük köleliktir. Cehalet güçtür.

George Orwell’in 1984 kitabinda yer alan bir söz. Aslında kişinin, gerçek huzur ortamına ancak savaş zamanında kavuştuğunu, insanların barışa en kucak açtığı dönemin savaş dönemi olduğunu anlatır. Sözde geçen karşıt kavramlar birbirlerini tamamlar nitelikte kullanılmış. Cehalet, özgüven ile birleştiğinde bir güce, hatta kötücül bir güce dönüşebilir. Kitapta da benzer şeyler işleniyor, eğer ilgilenirseniz mutlaka bir incelemenizi tavsiye ederim.

  • “Everyone thinks of changing the world, but no one thinks of changing himself.”

Türkçesi: Herkes dünyayı değiştirmeyi düşünür, ama kimse kendini değiştirmeyi düşünmez.

Kimse aslında değişmesi gereken şeyin kendisi olduğunu düşünmeden dünyayı değiştirmeyi düşünüyor. Aslında bakış açınızda ufak bir değişiklik yapmanız, dünyanın değişmesini sağlayacaktır. Nasıl bakarsanız, öyle görürsünüz. Başka bir deyişle, dünyayı değiştirmek istiyorsanız, önce kendinizden başlamanız en doğrusu olacaktır.

  • “The two most powerful warriors are patience and time.”

Türkçesi: En güçlü düşmanlar sabır ve zamandır.

Sabretmek genellikle insanlar için zor bir eylemdir. Sabrı, bakış açınıza bağlı olarak zaman kaybı olarak da görebilirsiniz, bir bakıma kendinizi eğitme yöntemi olarak da görebilirsiniz. Aslında yukarıda da sıkça bahsettiğimiz gibi, her ne olursa olsun, olumsuz da olsa karşımıza çıkanları bir eğitim olarak algılayıp onları kabul ettiğimiz takdirde huzur ve mutluluktan uzaklaşmamış oluruz. Sabır ve zaman güçlü iki düşman olabilir, ama bu iki düşman arasındaki dengeyi bulmak her zaman sizin elinizde.

Recent Content