İngilizce Sıklık Zarfları - Konu Anlatımı ve Örnek Cümleler - Wordly Konuşuyor...

İngilizce Sıklık Zarfları – Konu Anlatımı ve Örnek Cümleler


İngilizce Sıklık Zarfları - Konu Anlatımı ve Örnek Cümleler

Bir fiil, fiilimsi, sıfat veya başka bir zarfın anlamını yer, zaman, durum ve miktar bakımından niteleyen yapılara zarf denmektedir. İngilizce zarflarda da durum elbette aynı şekilde. Adverbs of frequency, yani sıklık zarfları, bir fiil, fiilimsi, sıfat veya başka bir zarfın anlamını miktar bakımından niteleyen yapılardır. İngilizce zarflar ile ilgili detaylı bilgi almak isterseniz ‘İngilizce Zarfların Önemi Nedir?’ başlıklı yazımızı inceleyebilir, sıklık zarfları ile ilgili detaylı bilgi almak isterseniz de bu yazımızı okumaya devam edebilirsiniz.

İngilizce sıklık zarfları aşağıdaki gibidir:

  • Always: Her zaman, hep
  • Usually: Genellikle, çoğunlukla
  • Generally: Genelde, çoğunlukla
  • Often: Sık sık, çoğu kez
  • Sometimes: Bazen, ara sıra, kimi kez
  • Occasionally: Ara sıra, sık görülmeyen
  • Seldom: Nadiren, seyrek, belki de hiç
  • Rarely: Nadiren, ender olarak
  • Hardly ever: Hemen hemen hiç, neredeyse hiç
  • Never: Hiç, asla, katiyen

Listede gördüğünüz sıklık zarfları, yazının devamında detaylıca incelenecektir. Hazırsanız hemen başlayalım!

İngilizce Sıklık Zarfları Nelerdir?

Sıklık zarfları, adından da rahatça anlaşılabileceği gibi, şeylerin ne sıklıkta olduğunu ifade etmek amacı ile kullanılmaktadır. Bu yazımızda sizler için on sıklık zarfını özetledik. Listede görmüş olduğunuz sıklık zarflarına bir de yakından bakalım.

1. Always Anlamı ve İngilizce Cümle Örnekleri

Always sıklık zarfı ‘her zaman, hep’ anlamında kullanılmaktadır. Diğer sıklık zarfları gibi always de fiilden önce, yardımcı fiillerden, yani have, will, can, must gibi yapılar, sonra ve to be fiilinden ise, yani am, is, are, was, were gibi, sonra gelir. Soru cümlesi kurarken ise, diğer sıklık zarflarında olduğu gibi, genellikle özneden sonra gelir.

Always ile ilgili İngilizce cümle örneklerini beraber inceleyelim;

  • Your girlfriend always laughs in a very loud voice. (Kız arkadaşın her zaman yüksek bir sesle gülüyor.)
  • He always eats three bananas in the morning. Weird, right? (O her zaman sabahları üç muz yer. Garip, öyle değil mi?)
  • She is not the kind of person who always tidies her room. She is really messy. (O her zaman odasını temizleyen tipte insanlardan değil. O gerçekten dağınık.)
  • They always have a meeting before getting started to work. (Onlar işe başlamadan önce her zaman bir toplantı yaparlar.)
  • It is important to always let your children do what they want to. That is how a peaceful soul grows. (Çocuklarınıza her zaman yapmak istediklerini yapmalarına izin verin. Huzurlu bir ruhun gelişme yolu budur.)
  • Everybody knows that, my father always keeps his word. (Herkes bilir ki, benim babam her zaman sözünü tutar.)
  • Maybe you should always carry a napkin with you in case of emergency. (Belki de acil durumlar için yanında her zaman bir peçete taşımalısın.)
  • I ran ten kilometers in the morning as I always did. (Sabah her zaman yaptığım gibi on kilometre koştum.)
  • It is a known fact that your best friend’s advice has always been very helpful. (En iyi arkadaşının tavsiyesinin her zaman faydalı olduğu bilinen bir gerçektir.)
  • He always calls his mother before he takes an exam. (O bir sınava girmeden önce her zaman annesini arar.)

2. Usually Anlamı ve İngilizce Cümle Örnekleri

Usually sıklık zarfı ‘genellikle, çoğunlukla’ anlamında kullanılmaktadır. Diğer sıklık zarfları gibi usually de fiilden önce, yardımcı fiillerden, yani have, will, can, must gibi yapılar, sonra ve to be fiilinden ise, yani am, is, are, was, were gibi, sonra gelir. Soru cümlesi kurarken ise, diğer sıklık zarflarında olduğu gibi, genellikle özneden sonra gelir.

Usually ile ilgili İngilizce cümle örneklerini beraber inceleyelim;

  • Once the Tv show starts, usually around quarter past six, I come to the office to see my girlfriend. (Televizyon programı başlar başlamaz, genellikle altıyı çeyrek geçe, ofise kız arkadaşımı görmeye gelirim.)
  • The process usually take longer than we expect. (Süreç genellikle beklediğimizden daha uzun sürer.)
  • Teachers do not usually eat around here. They eat in the cafeteria. (Öğretmenler genellikle bu çevrede yemek yemezler. Onlar kafeteryada yemek yer.)
  • People usually drink black coffee before they run. Because it affects burning fat in a positive way. (İnsanlar genellikle koşuya çıkmadan önce sade kahve içerler. Çünkü bu yağ yakımını olumlu yönde etkiler.)
  • I usually find it very easy to break the ice when I meet someone. I can say that I am an extrovert. (İnsanlarla tanıştığımda aradaki buzu kırmanın oldukça kolay olduğunu düşünüyorum. Dışar dönük biriyim diyebilirim.)
  • May I ask, what do you usually have for dinner? (Akşam yemeğinde genellikle ne yediğinizi sorabilir miyim?)
  • There is a belief that Germans usually drink beer. And guess what, it is true! (Almanların genellikle bira içtiğine dair bir düşünce var. Ve bu düşünce doğru!)
  • What should I wear to work on my first day? What do people usually wear? (İşin ilk gününde ne giymeliyim? İnsanlar genellikle neler giyiyor?)
  • Everybody agreed with the idea that the person who works hardest on the project is usually selected. (Herkes, proje üzerine en çok çalışan kişinin seçileceği fikrine katılıyordur.)
  • Parents usually have faith in their children. (Ebeveynlerin genellikle çocuklarına inancı vardır.)

3. Generally Anlamı ve İngilizce Cümle Örnekleri

Generally sıklık zarfı ‘genelde, çoğunlukla’ anlamında kullanılmaktadır. Diğer sıklık zarfları gibi generally de fiilden önce, yardımcı fiillerden, yani have, will, can, must gibi yapılar, sonra ve to be fiilinden ise, yani am, is, are, was, were gibi, sonra gelir. Soru cümlesi kurarken ise, diğer sıklık zarflarında olduğu gibi, genellikle özneden sonra gelir.

Generally ile ilgili İngilizce cümle örneklerini beraber inceleyelim;

  • Careful people generally do not make mistakes. (Dikkatli insanlar genellikle hata yapmazlar.)
  • Generally speaking, Italians like pizza. You are surprised, right?! (Genel olarak konuşuyorum, İtalyanlar pizza sever. Şaşırdınız değil mi?!)
  • I do not want to sound sexist but, generally women can run faster than men can. (Cinsiyetçi gibi görünmek / duyulmak istemem ama, genellikle kadınlar erkeklerden daha hızlı koşabiliyor.)
  • They generally are good at making hamburgers, but nowadays their hamburgers really taste badly. (Genellikle hamburger yapma işinde iyiler, ama bugünlerde hamburgerlerinin tadı gerçekten kötü.)
  • I generally open my window and go wash my face first thing in the mornings. (Sabahları genellikle ilk iş olarak penceremi açar, gidip yüzümü yıkarım.)
  • I generally brush my teeth after the last meal, because it becomes harder when I leave that job later. (Genellikle dişlerimi son yemekten sonra fırçalarım, çünkü daha sonraya bıraktığımda işler daha da zorlaşıyor benim için.)
  • Tea is not my first choice, so I generally prefer to drink coffee. (Çay benim ilk tercihim değil, bu sebeple genellikle kahve içmeyi tercih ederim.)
  • On my way to the office each morning , I generally see many birds and squirrels. (Her sabah ofise giden yolda, genellikle kuş ve sincaplar görüyorum.)
  • İlayda generally takes the train to the school. (İlayda genellikle okula trenle gider.)
  • Me and my best friend usually go for a run to the forest on the weekends. (Ben ve en yakın arkadaşım, hafta sonları genellikle ormana koşuya gideriz.)

4. Often Anlamı ve İngilizce Cümle Örnekleri

Often sıklık zarfı ‘sık sık’ anlamında kullanılmaktadır. Diğer sıklık zarfları gibi often da fiilden önce, yardımcı fiillerden, yani have, will, can, must gibi yapılar, sonra ve to be fiilinden ise, yani am, is, are, was, were gibi, sonra gelir. Soru cümlesi kurarken ise, diğer sıklık zarflarında olduğu gibi, genellikle özneden sonra gelir.

Often ile ilgili İngilizce cümle örneklerini beraber inceleyelim;

  • They often eat outside. (Onlar sık sık dışarıda yemek yer.)
  • The little girl is often absent from the course. (Küçük kız, kursa sık sık devamsızlık yapıyor.)
  • We meet with our parents so often. My wife wants to see them at least once in a month. (Ebevenylerimizle sık sık buluşuyoruz. Eşim onları en azından ayda bir görmek istiyor.)
  • She often talks to him after the break up. I am not sure if this is a good thing or not. (Ayrılıktan sonra onunla sık sık konuşuyor. Bu iyi bir şey mi kötü bir şey mi emin değilim.)
  • Maybe we do not see each other very often, but I know that he loves me and he is my best friend. (Belki birbirimizi çok sık görmüyoruz, ama ben onun beni sevdiğini ve benim en yakın arkadaşım olduğunu biliyorum.)
  • Do you often come to this neighbourhood? (Bu mahalleye sık sık gelir misin?)
  • Some might think that it is not so normal but she tidies up the house very often. (Bazıları bunun pek de normal olmadığını düşünebilir ama, o evi pek sık temizliyor.)
  • Do they often review books in the book club, or is it just another way to meet and gossip for those women? (Kitap kulübünde sık sık kitap inceliyorlar mı, yoksa bu kulüp o hanımlar için buluşup dedikodu yapmanın başka bir yolu mu?)
  • Do you know how often I should feed my fish? (Balıklarımı ne sıklıkla beslemem gerektiğini biliyor musun?)
  • You should not regret the decisions you make this often. (Verdiğin kararlardan bu kadar sık pişman olmamalısın.)

5. Sometimes Anlamı ve İngilizce Cümle Örnekleri

Sometimes sıklık zarfı ‘bazen’ anlamında kullanılmaktadır. Diğer sıklık zarfları gibi sometimes da fiilden önce, yardımcı fiillerden, yani have, will, can, must gibi yapılar, sonra ve to be fiilinden ise, yani am, is, are, was, were gibi, sonra gelir. Soru cümlesi kurarken ise, diğer sıklık zarflarında olduğu gibi, genellikle özneden sonra gelir.

Sometimes ile ilgili İngilizce cümle örneklerini beraber inceleyelim;

  • Making illogical decisions is sometimes normal. (Mantıksız kararlar vermek bazen normaldir.)
  • Babies are sometimes tempted to cry more than they should. It is really a hard thing to be a mother! (Bebekler bazen ağlamaları gerekenden çok daha fazla ağlıyor. Anne olmak gerçekten zor bir şey!)
  • I sometimes think how things would be if we were still together. (Bazen hala beraber olsaydık işler nasıl olurdu diye düşünüyorum.)
  • Ricky Gervais sometimes opens live videos on Instagram. (Ricky Gervais bazen Instagram’da canlı yayın açıyor.)
  • Sometimes I wonder how it would be living in a farm with all the animals. (Bazen bir çiftlikte, tüm hayvanlarla beraber yaşamanın nasıl olabileceğini merak ediyorum.)
  • One problem doctors face is that sometimes the patients are not so respectful to them. (Doktorların karşılaştığı bir sorun, hastaların bazen onlara saygılı davranmamasıdır.)
  • My business partner sometimes speaks too slow. This makes me angry. (İş ortağım bazen çok yavaş konuşuyor. Bu beni sinirlendiriyor.)
  • Sometimes you are not so angry. I love you when that time comes. (Bazen o kadar da sinirli olmuyorsun. O anlarda seni seviyorum.)
  • Fear of the dark sometimes makes people closer. (Karanlık korkusu bazen insanları yakınlaştırır.)

6. Occasionally Anlamı ve İngilizce Cümle Örnekleri

Occasionally sıklık zarfı ‘ara sıra, sık görülmeyen’ anlamında kullanılmaktadır. Diğer sıklık zarfları gibi occasionally de fiilden önce, yardımcı fiillerden, yani have, will, can, must gibi yapılar, sonra ve to be fiilinden ise, yani am, is, are, was, were gibi, sonra gelir. Soru cümlesi kurarken ise, diğer sıklık zarflarında olduğu gibi, genellikle özneden sonra gelir.

Occasionally ile ilgili İngilizce cümle örneklerini beraber inceleyelim;

  • We occasionally try to call her. (Ara sıra onu aramaya çalışıyoruz.)
  • He occasionally worries himself that she is going to leave her. But he knows that it is nonsense. (Ara sıra, onu terk edeceğinden endişeleniyor. Ama o da bunun saçmalık olduğunu biliyor.)
  • Our teacher occasionally makes some mistakes in the class. (Öğretmenimiz derste ara sıra hatalar yapıyor.)
  • Occasionally thinking about the future and making plans is a good thing for your mental health. (Ara sıra geleceği düşünüp planlar yapmak, akıl sağlığınız için iyi bir şeydir.)
  • Me and my girlfriend occasionally re-watch the movie ‘Amelie’. We really like that one. (Kız arkadaşım ile beraber ara sıra ‘Amelie’ filmini tekrar izliyoruz. Gerçekten sevdiğimiz bir film.)
  • Even in those days, I occasionally think I do not want to see you again. But in the end, I just realised that a life without you is not worth living. (O günlerde bile ara sıra seni bir daha görmek istemediğimi düşünürdüm. Ama sonunda, sensiz bir hayatın yaşamaya değer olmadığını fark ettim.)
  • We occasionally watch romantic comedy movies. (Ara sıra romantik komedi filmleri izleriz.)
  • The little boy occasionally reads adventure novels. (Küçük oğlan, ara sıra macera romanları okur.)
  • You should not mind calling her occasionally. She is your mother. (Ara sıra onu aramak seni rahatsız etmemeli. O senin annen.)
  • I know it sounds weird but we run into each other occasionally. (Garip durduğunun / kulağa garip geldiğinin farkındayım ama onunla ara sıra karşılaşıyoruz.)
  • This problem happens occasionally. Do not feel guilty about it. (Bu problem ara sıra oluyor. Kendinizi suçlu hissetmeyin.)

7. Seldom Anlamı ve İngilizce Cümle Örnekleri

Seldom sıklık zarfı ‘nadiren, seyrek, belki de hiç’ anlamlarında kullanılmaktadır. Diğer sıklık zarfları gibi seldom da fiilden önce, yardımcı fiillerden, yani have, will, can, must gibi yapılar, sonra ve to be fiilinden ise, yani am, is, are, was, were gibi, sonra gelir. Soru cümlesi kurarken ise, diğer sıklık zarflarında olduğu gibi, genellikle özneden sonra gelir.

Seldom ile ilgili İngilizce cümle örneklerini beraber inceleyelim;

  • Teachers can seldom get to the core of what happened to their children. (Öğretmenler, öğrencilerine ne olduğunun temeline nadiren inebilir.)
  • I seldom talk to a girl like her; she is the love of my life. (Nadiren onun gibi bir kızla konuşurum; o benim hayatımın aşkı.)
  • It seldom rains in this part of the city. (Şehrin bu kısmında nadiren yağmur yağar.)
  • People should seldom eat dairy products. It is not that healthy contrary to popular myth. (İnsanlar süt ürünlerini nadiren tüketmeli. Süt ürünleri bilinenin aksine o kadar da sağlıklı değil.)
  • We used to go out for a run to the forest almost every day with my boyfriend, but now we seldom, if we ever go out. (Erkek arkadaşım ve ben hemen hemen her gün koşu için dışarı çıkar, ormana giderdik, fakat şimdi nadiren gidiyoruz, o da kırk yılda bir dışarı çıkarsak.)
  • She seldom sang a song, but now, she is so happy that she sings almost everyday. (O eskiden nadiren şarkı söylerdi, ama şimdi o kadar mutlu ki, neredeyse her gün şarkı söylüyor.)
  • I seldom recognize him since he gained more than half his weight. (Onu zar zor hatırlıyorum, çünkü kendi ağırlığının yarısı kadar daha kilo almış.)
  • We seldom meet outside with them. They generally come to our house to hang out. (Onlarla dışarıda nadiren buluşuyoruz. Genelde takılmak için bizim eve geliyorlar.)
  • It is a good thing for her that she seldom smokes. (Nadiren sigara içiyor olması onun için iyi bir şey.)
  • She seldom uses her bike, maybe you can borrow it for next week. (O bisikletini nadiren kullanıyor, belki önümüzdeki hafta için bisikletini ondan ödünç alabilirsin.)

8. Rarely Anlamı ve İngilizce Cümle Örnekleri

Rarely sıklık zarfı ‘nadiren, ender olarak’ anlamında kullanılmaktadır. Diğer sıklık zarfları gibi rarely de fiilden önce, yardımcı fiillerden, yani have, will, can, must gibi yapılar, sonra ve to be fiilinden ise, yani am, is, are, was, were gibi, sonra gelir. Soru cümlesi kurarken ise, diğer sıklık zarflarında olduğu gibi, genellikle özneden sonra gelir.

Rarely ile ilgili İngilizce cümle örneklerini beraber inceleyelim;

  • I rarely, if ever, prefer to go out on Mondays. (Ben nadiren, kırk yılda bir, pazartesi günleri dışarı çıkarım.)
  • I used to go to theaters quite often, but now I rarely go. (Eskiden tiyatroya oldukça sık giderdim, şimdi nadiren gidiyorum.)
  • We used to deliver food from that restaurant quite often, but now we rarely do. (Eskiden o restorandan oldukça sık yemek sipariş ederdik, artık nadiren ediyoruz.)
  • Unfortunately, it is rarely sunny in this town. (Maalesef, bu şehirde hava nadiren güneşli olur.)
  • Tarkan is rarely coming out with bad songs. (Tarkan nadiren kötü şarkılarla karşımıza çıkıyor.)
  • You should be really careful in this time of the year. I rarely catch a cold but you seem to be sick if you continue to wear clothes like this. (Yılın bu zamanı gerçekten dikkatli olmalısın. Ben nadiren hastalanırım ama sen bu şekilde kıyafetler giymeye devam edersen hasta olacaksın.)
  • Although he says that he missed me and wants to see me all the time, I rarely see him. (Her zaman beni özlediğini ve beni görmek istediğini söylüyor olsa da, onu nadiren görüyorum.)
  • Being late to the appointments rarely may be understandable. But if you are late all the time then it is not a good impression, especially in business life. (Randevulara nadiren geç gelmek anlaşılabilir, ama her zaman geç kalıyorsan bu özellikle de iş hayatında kötü bir izlenimdir.)
  • They rarely come across this kind of success. (Onlar bu kadar büyük bir başarı ile nadiren rastlaşır.)
  • She rarely comes to work. Is everything alright? (O, işe nadiren geliyor. Her şey yolunda mı?)

9. Hardly Ever Anlamı ve İngilizce Cümle Örnekleri

Hardly ever sıklık zarfı ‘hemen hemen hiç, neredeyse hiç’ anlamında kullanılmaktadır. Diğer sıklık zarfları gibi hardly ever da fiilden önce, yardımcı fiillerden, yani have, will, can, must gibi yapılar, sonra ve to be fiilinden ise, yani am, is, are, was, were gibi, sonra gelir. Soru cümlesi kurarken ise, diğer sıklık zarflarında olduğu gibi, genellikle özneden sonra gelir.

Hardly ever ile ilgili İngilizce cümle örneklerini beraber inceleyelim;

  • You should hardly ever break a promise. (Hemen hemen hiç sözünü tutmamazlık yapmamalısın.)
  • My mother and father had a really serious fight and now they hardly ever talk to each other. (Annem ve babam çok ciddi bir kavga ettiler ve şimdi birbirleriyle hemen hemen hiç konuşmuyorlar.)
  • You hardly ever paint anymore. What is the problem? (Artık neredeyse hiç resim yapmıyorsun. Problem nedir?)
  • I am feeling so tired that I hardly ever work on that project. (O kadar yorgun hissediyorum ki, o proje üzerine neredeyse hiç çalışmıyorum.)
  • They actually hardly ever cook. Because they are both working all day. (Onlar aslında neredeyse hiç yemek yapmıyor. Çünkü her ikisi de bütün gün çalışıyor.)
  • He hardly ever asks questions. I like this attitude of his. (Neredeyse hiç soru sormaz. Onun bu tavrını seviyorum.)
  • Children from this area ever act their age. (Bu bölgenin çocukları neredeyse hiç oldukları yaşta gibi davranmıyorlar.)
  • I can hug you hardly ever anymore and it hurts. (Sana artık neredeyse hiç sarılmıyorum ve bu canımı acıtıyor.)
  • We hardly ever watch television anymore. We generally prefer Netflix.  (Artık neredeyse hiç televizyon izlemiyoruz. Genelde Netflix tercih ediyoruz.)

10. Never Anlamı ve İngilizce Cümle Örnekleri

Never sıklık zarfı ‘hiç, asla, katiyen’ anlamlarında kullanılmaktadır. Diğer sıklık zarfları gibi Never da fiilden önce, yardımcı fiillerden, yani have, will, can, must gibi yapılar, sonra ve to be fiilinden ise, yani am, is, are, was, were gibi, sonra gelir. Soru cümlesi kurarken ise, diğer sıklık zarflarında olduğu gibi, genellikle özneden sonra gelir.

Never ile ilgili İngilizce cümle örneklerini beraber inceleyelim;

  • Your family are never going to know the truth. Nobody should tell them that I am pregnant. (Ailen gerçekleri asla bilmeyecek. Kimse onlara hamile olduğumu söylememeli.)
  • My little daughter has never traveled by airplane. (Benim küçük kızım hiç bir uçak ile seyahat etmedi.)
  • I have never been to Berlin before. Would you like to come with me next month? (Daha önce Berlin’e hiç gitmedim. Gelecek ay benimle gelmek ister misin?)
  • He must never forget that. I will be back! (Şunu asla unutmamalı. Geri geleceğim!)
  • I have never played the game ‘I have never’. (Ben daha önce hiç ‘ben hiç’ isimli oyunu oynamadım.)
  • Never hesitate to say what you feel, and never hesitate to follow your dreams! (Hiçbir zaman ne hissettiğinizi söylemeye tereddüt etmeyin ve hiçbir zaman hayallerinizin peşinden gitmeye tereddüt etmeyin!)
  • I never thought you would betray me. (Bana ihanet edebileceğini asla düşünmedim.)
  • Never call her again. You made her feel disappointed. (Onu bir daha asla arama. Onu hayal kırıklığına uğrattın.)
  • He never wants to come to a concert with us. (Bizimle bir daha asla konsere gelmek istemiyor.)
  • Remzi and Remziye can never see each other anyway. (Remzi ve Remziye asla birbirlerini görmüyorlar zaten.)
  • Never say never! (Asla, asla deme!)

İngilizce Sıklık Zarfları ile Soru Cümleleri

İngilizcede sıklık zarfları ile soru cümleleri kurmak için diğer soru kalıplarını da kullanabileceğiniz gibi ‘how often’ kalıbını da direkt sıklık ile ilgili bir cevap almak amacı ile kullanabilirsiniz. Konu ile ilgili karışık soru cümlesi örneklerini beraber inceleyelim;

Question / Soru: How often do you go to the hairdresser? (Ne sıklıkla kuaföre gidersin?)

Answer / Cevap: I seldom go to the hairdresser. (Kuaföre nadiren giderim.)

Question / Soru: How often does he eat red meat? (O ne sıklıkla kırmızı et yer?)

Answer / Cevap: He always has red meat every weekend. (O her hafta sonu daima kırmızı et yer.)

Yukarıda da belirttiğimiz gibi ‘how often’ kalıbı dışında, istediğiniz soru kalıbını kullanmanız mümkün;

  • Does Jane usually drive to school? (Jane genelde okula araba ile mi gider?)
  • Do they generally go to church on Sundays? (Kiliseye genellikle pazar günleri mi giderler?)
  • Do they often send you a gift card for your birthdays like this one? (Sana doğum günlerin için bu şekilde hediye çeklerini sık mı gönderirler?)
  • Does Melikşah always behave this rude to people? (Melikşah insanlara her zaman böyle kaba mı davranır?)
  • Does she sometimes shout at you? (O sana bazı zamanlar bağırıyor mu?)

Işıl Orhan

Merhaba, İsmim Işıl. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Felsefe Bölümü mezunuyum. İngilizce eğitimim Şişli Terakki Lisesi'nde başladı ve daha sonra senelerce İngilizce üzerine çalışmalar yaptım. Erasmus programı ile 6 ay yurt dışında yaşama fırsatı buldum ve İngilizce konuşma becerisinin en iyi, ana dili İngilizce olan kişilerle olan iletişimde geliştirilebileceği kanısındayım.

Recent Content