İngilizce Yönler (Directions) Konu Anlatımı - Wordly Konuşuyor...

İngilizce Yönler (Directions) Konu Anlatımı


İngilizce Yönler (Directions) Konu Anlatımı

İngilizce yönler i bilmek bir turistle karşılaştığımızda ya da kendimiz yurtdışına çıktığımızda oldukça işimize yaramaktadır. Yönler konusu ilkokuldayken öğrendiğimiz ilk konulardan birisidir. Hatta çocukken de sağımızı ve solumuzu bilmek okuma yazmayı bilmeden önce öğrendiğimiz bir şeydir. Bulunduğumuz konumu, yönümüzü tarif etmek gerçeklik algısıyla doğrudan ilişkilidir, üstelik, adres alırken ve adres tarif ederken de bilmek gerekmektedir yönleri. Bu yazımızda sizlere ingilizce yönleri, yazılışlarını, okunuşlarını, olumlu ve olumsuz örnekleri, sağ sol kavramını anlatacağız.

 

İngilizce Yönler Yazılışları ve Okunuşları

go straight (dümdüz gitmek) okunuşu: go sıtreyt
Go straight on Atatürk Caddesi (Atatürk Caddesinden dümdüz git)
turn left (sola dönmek) okunuşu: törn  left
Turn left at the market.
turn right (sağa dönmek) okunuşu: törn rayt
Turn right on the next stop.
go past (geçmek)   okunuşu: go past
Go past the barber shop and you’ll find the library.
Cross (karşıya geçmek)  okunuşu: kıros
If you cross the street, you’ll find a bookstore there!
go along (devam etmek) okunuşu: go ılon
Go along the main road until you find the gas station.
around the corner (köşede) (ıraund dı kornır)
The apartment  is just around the corner. (Apartman şu köşe başında)
between (arasında) okunuşu: bıtwiin
You can find the mall between the highschool and the movie cinema center. (Avm’yi liseyle sinemanın arasında bulabilirsin.)
behind (arkasında) okunuşu: bihaynd
There’s a nice barber behind the school. (Okulun arkasında güzel bir berber var.)
turn back / go back (geri dönmek) okunuşu: törn bek, go bek
If you get to the hotel, you went too far, you’ll have to go back. (Oteli görürsen, fazla gitmişsindir, geri dönmen gerek)
go down (aşağı inmek)  okunuşu: go davn
Go down the hill and you’ll find the entrance to the park.(Tepeden aşağı inince parka girişi bulacaksın)
go over (yürümek) okunuşu: go ovır
To get to the apartment, you have to go over (apartmana varmak için yürümelisin.)
go through  (geçmek) okunuşu: go turuğ
 the school going through the park. 
go up (çıkmak) okunuşu: go ap
Go up the hill and you’ll find the bus stop. (tepeyi çık ve otobüs duracağını göreceksin)
in front of (önünde) okunuşu: in fıront of
The supermarket is in front of the Mall. (Supermarket avm’nin önünde)
beside (yanında) okunuşu: bisayd
My office is beside a big park. (ofisim büyük bir parkın yanında)
near (yakınında) okunuşu: niyır
I live near the ocean.  (Okyanusa yakın yaşıyorum)

 

North: Kuzey
South: Güney
East: Doğu
West: Batı
North east: Kuzey doğu
North west: Kuzey batı
South east: Güney doğu
South west: güney batı

İngilizce Yönler ile Örnek Cümleler

near: 

  • Örnek: Is there a restaurant near here? (Buraya yakın bir restoran var mı?)
  • Örnek: I’d like to sit near a window, please. (Pencere yanına oturmak isterim.)
    Örnek: Don’t come too near me – you might catch my cold. ( yakınıma gelme, grip kapabilirsin.)
    Örnek: The hotel is near the airport. (Hotel hava alanının yanında)
    Örnek: Which bus stop is nearest (to) your house? (Hangi otobüs durağı senin evine en yakın olan?)

beside

  • Örnek: Come and sit here beside me. (Gel yanıma otur.)
    Örnek: Our school was built right beside a river. (Okulumuz bir nehrin yanına inşa edilmiş.)
  • Örnek: The photograph shows the happy couple standing beside a banana tree. (Fotoğraf bir muz ağacının yanında duran mutlu bir çifti gösteriyor.)
  • Örnek: Those books seem very dull beside this one. (Bunun yanında diğer kitaplar çok sıkıcı görünüyor.)
  • Örnek: He sat beside her all night. (Bütün gece yanında oturdu.)

in front of 

  • Örnek: The front of the museum is very impressive. (Müzenin dışı  çok etkileyici görünüyor.)
  • Örnek:  Is there a parking space in front of the hotel. (Otelin önünde park yeri için boşluk var mı?)
  • Örnek:  A really tall man was sitting in front of me and I couldn’t see the screen properly. (Gerçekten uzun bir adam önümde oturuyordu bu yüzden ekranı doğru dürüst göremedim.)
  • Örnek:  The car in front suddenly stopped and I slammed on the brakes. (Öndeki araba bir anda urdu ve  ben de frene asıldım.)
  • Örnek:  She started talking to the man in front of her. (Önündeki adamla konuşmaya başladı.)

behind

  • Örnek: The sun came out from behind the clouds. (bulutların arkasından güneş açtı)
    Örnek: He opened the door and went in, pulling it shut behind him.
    Örnek: A police car pulled up behind us. ( Bir polis arabası arkamızdan geldi)
    Örnek: I realized I’d left my umbrella behind (= in the place I had left). (Şemsiyemi ardımda bıraktığımı fark ettim.)
  • Örnek: Look behind you! (Arkana bak)

between

  • Örnek: The town lies halfway between Rome and Florence. (Kasaba Roma ve Floransanın arasında yer alıyor)
    Örnek: Standing between the two adults was a small child. (İki yetişkinin arasında duran küçük bir çocuktu.)
    Örnek: She squeezed between the parked cars and ran out into the road. (Park edilmiş arabaların arasından geçti ve yola koştu.)
    Örnek: There were two houses with a narrow path in between. (Arada dar bir patikada iki ev vardı.)
  • Örnek: On the train I was sitting between two very large men. (Trende iki büyük adamın arasında oturuyordum.)

around the corner

  • Örnek: There’s a deli around the corner. (Köşede bir meze dükkanı var.)
  • Örnek: Isn’t there a shop around the corner? (Köşede bir dükkan yok mu?)
  • Örnek: My car was around the corner. (Arabam köşede duruyordu.)
  • Örnek: There was not a mall around the corner (Köşede bir alışveriş merkezi yoktu.)
  • Örnek: How can I reach there? -It’s just around the corner. (Oraya nasıl ulaşabilirim? Hemen şu köşede.)

go along

  • Örnek: Go along the street. (Cadde boyunca devam et)
  • Örnek: If I go along, would I reach there? (Düz devam edersem oraya varır mıyım?)
  • Örnek: Go along and you will see the book store. (Düz devam et ve kitapçıyı göreceksin.)
  • Örnek: Don’t go along, because it’s just around the corner. (Devam etme, çünkü hemen şu köşede.)
  • Örnek: Can I go along? (Düz devam edebilir miyim?)

go straight

  • Örnek: Go straight, then turn left, you will see the theatre. (Düz git, sonra sola dön, tiyatroyu göreceksin.)
  • Örnek: Don’t go straight, just turn right. (Düz gitme, sağa dön.)
  • Örnek: Excuse me, how can I see the museum? -Go straight and turn right. (Pardon, nasıl müzeye ulaşabilirim? Düz git ve sağa dön.)
  • Örnek: I went straight and immediately saw the carnival. (Düz gittim ve bir anda karnavalı gördüm.)
  • Örnek: It feels really good when  you go straight and see the ocean in front of you. (Düz giderken okyanusun önüne çıkması cidden iyi hissettirir.)

turn left

  • Örnek: How can I go to the mall? Turn left and you will see it ( Alışveriş merkezine nasıl giderim? Sola dönünce göreceksin.)
  • Örnek: Excuse me, where is the coffee shop? You should turn left, go ahead. (Kahve dükkanı nerede? sola dön, düz git)
  • Örnek: Don’t turn left, just go ahead. (Sola dönme, dümdüz ilerle.)
  • Örnek: Where is the post office? It’s there when you turn left . (Postane nerede? Sen sola döndüğünde göreceksin.)
  • Örnek: There is a coffee shop if you turn left. (sola dönersen orada bir kahve dükkanı var.)

İngilizce Sağ ve Sol ile Örnek Cümleler

Left:

  • Örnek: Turn left at the traffic lights, and you’ll see the hospital straight ahead. (Trafik ışıklarından sola dön, ve tam karşında hastaneyi göreceksin.)
  • Örnek: Our house is the third from the end on the left. (Evimiz en son soldaki üçüncü ev.)
  • Örnek: He has no sight in his left eye. (Sol gözü hiç görmüyor.)

Right

  • Örnek: Most people write with their right hand. (Birçok insan sağ eliyle yazı yazar.)
    Örnek: He likes to sleep on the right side of the bed. (Yatağın sağında yatmayı severdi.)
  • Örnek: He wrenched his right shoulder during a game of hockey. ( Bir hokey oyununda sağ omzunu incitti)
    Örnek: In the US, you drive on the right side of the road, but in Britain the converse applies.  ( Birleşmiş Devletler’de yolun sağ tarafından gidiyorsun, ama Britanya’da tam tersi geçerli)

İngilizce Yönler ve Adres Tarifi 

İngilizce’de yönler ve adres tarifinde başarılı olabilmek çok önemli bir konudur. Zira bunları yapabilirsek, turistik bir yerde birine yol sorarken veya yardım etmek istediğimizde rahatlıkla gideceğimiz yere ulaşabiliriz. Adres tarifi yaparken doğru talimat vermek çok önemlidir. Yanlış yönlendirmemek için de adres tarifini ve yönleri iyi bilmek gerekir. Ayrıca ormanda, doğada vakit geçirdiğimizde de bir pusulayı okuyabilmek, yönleri bilmek hayati önem taşımaktadır, yoksa kolayca kaybolabiliriz. İngilizce adres tarif etmek yönler bilindiğinde çok daha kolaydır.

Recent Content